“GEÇMİŞE MAZİ, YENMİŞE KUZU”

YA DA “KENDİ ETTİ KENDİ BULDU!”

İslamcı, İslam rönesansını kendi elleriyle iğdiş etmiş, suçu başkalarında arıyor ya da aç tavuğun gördüğü rüyayı görmeye çalışıyor. Zavallı ! Zavallıdan da beter !
Kimse İslâm’ın Altın Çağı’nı inkar etmiyor ! Bilen Endülüs uygarlığının, Toledo Çeviri Okulu’nun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Ne yaptınız onlara ? Yoksa Mustafa Kemal Paşa (geçmişe işler) bir yasa çıkartarak kapılarına zincir mi vurdu ?
Hesap faturasını Moğolların Bağdat istilasına çıkartıyorlar ama İmam Gazali’yi neden sorgulamaya yanaşmıyorlar ? İslâm, İmam Gazali’den kurtulmadan çağdaşlaşamaz !
Aslına bakarsanız, İslâmi tereke ile böbürlenen günümüzün züğürt İslamcılarına karşı olabildiğince acımasız olmak, arpa ambarı rüyalarından uyandırmak için dünyalarını paramparça etmek gerekiyor ! Öyle ki otoyolda ezilmiş kurbağaya dönsünler, belki o zaman dirilme olanağı bulup özeleştiri yapmak gerekliliğini duyumsarlar. Ve kendilerine “Ne oldu bize ?” sorusunu sorarlar. Gerçekten ne oldu İslâmın dünyasına ? Bu sorunun yanıtına geçmeden ilgililere üç okuma ödevi verelim: 1.Abdelwahab Meddeb, “İslamın Hastalığı”, (Metis Yayınları, 2005), 2.Erdoğan Aydın, “Öteki Tarih”, (Kırmızı Yayınları, 2008), (“Yeniçağ’ı İstanbul’un Fethi mi Başlattı ?” adlı makale), 3.Amin Maalouf, “Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri”, Telos Yayınları, 1997 ( Sadece 6 buçuk sayfalık “Sonsöz”). Ve şimdi el cevap :
***
İslam dünyasının müzmin geri kalmışlığının benim saptadığım üç nedeni var :
1.IX-XI. yüzyıllarda yaşanan Arap aydınlanmasının nedeni fetihlerde kazanılan ganimetlerdir.Bu fetih gelirleri sayesinde kentler ve ticaret gelişti. Grek uygarlığının birikimleri Arapçaya aktarıldı ve Arap rönesansı başladı. Ancak üretim düzeni kurulamadığı için fetihlerin durmasıyla meydana gelen tıkanma dogmatizmin oluşmasına yol açtı.
2.Gazali dogmatizminin düşünsel mücadeleyi kazanması, filizlenmeye başlayan düşünce motorunun Endülüs Emevileri aracılığıyla Avrupa’ya yayılmasını sağladı. Buna karşılık Gazali dogmatizmi İslam dünyasını çöle çevirdi ve çöl hâlâ devam etmektedir.
3. “Peygamberin cemaati, 9.yüzyıldan itibaren kaderine egemen olmaktan uzaklaşmıştır. Yöneticilerin neredeyse tamamı yabancıydı. İki yüzyıllık Frenk işgali sırasında resmi geçit yapan çok sayıda yöneticiden kaçı Arap idi ? Vakünüvisler, kadılar, birkaç yerel küçük emir ve iktidarsız halifelerden başka ? Fakat gerçek iktidar sahipleri, dahası Frenklere karşı mücadelenin başlıca kahramanları”nın çoğu Türk, bazıları Kürt ve Ermeni idi (A.Maalouf, S.335-336)
***
İspanya üzerinden Avrupa’ya yayılan yeni düşüncenin Rönesans ve Reform’a katkıda bulunması Müslüman doğu için böbürlenecek bir olgu değildir. Müslümanlar kovdukları özgür ve yaratıcı düşünceye kapılarını açacaklarına hâlâ ona işkence etmeyi sürdürmektedirler. Buna karşılık, geçmişin görkemine yeniden kavuşmak için köklere dönmekten başka bir çare düşünmüyorlar. Köktendincik, Selefilik, Vehhabilik, Müslüman Kardeşler,Hamas ve Milli Görüş’ün terör saplantısı Gazali dogmatizminden kaynaklanmaktır. Ama iktidarın (basında) tehditler savuran iş takipçilerinin, tetikçi lejyonerlerinin, “canlı bombaları”nın bunu anlaması mümkün değil !