GENE ANADİLDE ÖĞRETİM

Türkiye İşçi Partisi (TİP)’nin eski Diyarbakır milletvekillerinden Tarık Ziya Ekinci’den 1 Kasım 2006 günü bir elektronik posta mesajı aldım. T.Z.Ekinci şöyle diyor:
***
“Dünkü yazınızda AB belgelerinde anadilde (azınlik dilinde) eğitim hakkının tanınmasını gerekli kılan hiçbir hüküm olmadığı savı öne sürülüyor. Bu savınıza yanıt oluşturacak aşağıdaki bilgileri size sunmayı gerekli gördüm. Saygılarımla.”  
Kopenhag siyasi kriterlerinden alınan bir pasaj:
“…Azınlık topluluklarının toplum ile bütünleşmesini sağlayacak önlemlerin alınması demokratik istikrarın bir koşuludur. Bu nedenle, Avrupa Konseyi tarafından benimsenen ‘Azınlıkların Korunması Hakkında Çerçeve Sözleşmesi’ başta olmak üzere, ulusal azınlıkların korunmasını öngören metinlere uygun olarak bu hakların garanti altına alınması üyeliğin bir diğer zorunlu koşuludur.”
“Çerçeve Sözleşmesi Madde: 14- a) Taraflar, ulusal bir azınlığa mensup her ferde azınlık dilini öğrenme hakkını tanımayı taahhüt eder. b) Geleneksel olarak ulusal azınlığa mensup çok sayıda şahsın yaşadığı bölgelerde, taraflar, mümkün olduğu nispette ve kendi eğitim sistemlerinin çerçevesinde, yeteri kadar talep vaki olduğu taktirde azınlıklara mensup kimselerin, azınlık dilini öğrenmeleri veya bu dilde ders almaları için yeterince imkan yaratmaya çalışacaktır. c) İşbu maddenin 2. fıkrasının uygulanması resmi dilin öğrenilmesine veya bu dilde eğitime zarar vermeyecektir. ”
***
Daha önce edebiyat dergilerinde de yazmıştım ama, “Anadilde öğrenim” ve “Anadilin öğrenilmesi” konusunda ilk gazete yazım “Kürtçe Eğitim” (Hürriyet, 3 Şubat 2002) idi. O günden bu yana deveye hendek atlattım ama kimilerine “Anadilde öğrenim hakkı” ile “Anadilin öğrenilmesi hakkı” arasındaki farkı anlatamadım.
Şimdi bir kez de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin önderlerinden Tarik Ziya Ekinci için yapacağım bu görevi:
“Anadilde öğrenim hakkı”: Türkiye okullarında, anaokulundan üniversite diplomasına kadar, derslerin Türkçenin dışında Kürtçe, Arapça, Lazca, Boşnakça, Çerkezçe okunması hakkı. Bunun benzeri bir hak Avrupa Birliği’nde herhangi bir ulusal ve üniter devlette mevcut değildir. T.Z.Ekinci’nin yorumunun gerçekleşmesi için Türkiye’nin eyaletlere bölünmesi gerekir.
“Anadili öğrenmek hakkı”: Türkiye’nin de kabul ettiği bir haktır.
1.Lozan Antlaşması’na göre Kürtler azınlık ya da ulusal azınlık statüsünde değiller. Öte yandan Kopenhag Kriterleri’nden yaptığı alıntıda “Anadilde öğrenim hakkı” olarak yorumlanabilecek açık bir ifade bulunmamakta.
2.Çerçeve Sözleşmesi’nin 14. maddesi de azınlık dilini öğrenme hakkı veriyor. “Bu dilde ders almaları” anadilde öğrenim hakkı anlamına gelmez. Bu, anadilini öğrenme hakkıdır !…
***
T.Z.Ekinci’nin iddia ettiği haklar Avrupa Birliği’nin “Türkiye İçin Katılım Ortaklığı” metninde bulunmadığı gibi, son 9.İlerleme Raporu’nda da (“Anadilleri Türkçe olmayan çocuklar Türk okul sistemi içinde ana dillerini öğrenemiyorlar” denilmektedir.) yer almamaktadır. Gelecek hafta konuyu tekrar ele alacağım.