GENE SÖZCÜK FETİŞİZMİ

Bizim müflis goşistlerin, 2.Cumhuriyetçi takımının, İslamcı cemaatinin imzaladığı hiçbir bildiriyi imzalamam. Bildirinin konusu “Su sıfır santigrat derecede donar, yüz derece kaynar” olsa bile imzalamam, çünkü geri planda mutlaka bir Çapanoğlu vardır.
Buna karşın, aralarında güvendiğim dostlarımın da bulunduğu bir dünyalı grubuyla Lübnan savaşında İsrail’i eleştiren bir bildiri imzaladım. Sanırım bu yakınlarda birkaç ülkede birden yayınlanır bildiri.
***
Yukarda adını andığım topluluklara mensup politikacılar, yazarlar ve konuşmacılar birtakım kavramları Lübnan ve Filistin bağlamında da sorumsuzca kullanıyorlar. Sanki bu sözcük ve kavramları kullanırlarsa daha inandırıcı olacaklar. Bilenler gülüp geçiyor ama halkımızın zihnini bulandırıyor, ruh sağlığını tehdit ediyor bu kavramlar.
Soykırım: Soykırımın Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen tanımını anımsamanın gereği yok. Aralarında güçler dengesi bulunmasa da iki tarafın silah kullandığı çatışmaların soykırım olarak tanımlanması mümkün değildir. Bu nedenle, ne İsrail-Hamas ne de İsrail-Hizbullah çatışmasında soykırım söz konusu olamaz.
Etnik temizlik: Gazetelerin manşet yaptığı bu kavram neredeyse soykırımın eşanlamsı. Ama aynı nedenlerle geçerli değildir, Lübnan ve Filistin’de kullanılamaz.
Nazi Siyonizmi : Bu gülünç sentezi İslamcı Vakit gazetesi yaptı. Yeminli Yahudi ve İsrail düşmanlığı insanı işte böyle zırvalatıyor.
***
Antiemperyalizm : Hizbullah’ın ABD ve Israil’e karşı antiemperyalist savaş yaptığını ileri sürüyorlar. ABD’nin siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel emperyalizmin temsilcisi olduğu doğrudur. Ancak emperyalist olarak tanımlanan güçlere karşı yapılan her savaş mutlaka antiemperyalist savaş değildir. Kaldı ki ABD fiilen Lübnan savaşına dahil değil.
Türk Kurtuluş Savaşı’na antiemperyalist sıfatını çok gören yukarda adlarını andığım koalisyoncular İsrail’i yeryüzünden kazımak için yapılan ırkçı ve dinci savaş için bu onurlu sıfatı bol keseden kullanıyorlar.
***
Antiemperyalist savaş kapitalizme karşı yapılır. Soldadır. Mustafa Kemal, Türk halkının kapitalizme ve emperyalizme karşı savaş verdiğini bütün dünyaya ilan etmişti. Hizbullah’ın ağzından böyle bir şey duymadık. Köktendinci Şii egemenliği için savaşan Hizbullah’ın emperyalizm ve kapitalizme karşı savaştığı bizimkilerin yakıştırmasından başka bir şey değil.
Türk çocuklarının eline ırkçı pankartlar vererek türbanlı hatunların güdümünde sokaklarda yürütmek ayıp ve günah değil mi ? Bu çocukların sağlıklı büyümesi mümkün mü ?
***
Hakemliği kendinden menkul zevat, İsrail saldırılarının özel olarak kadınları ve çocukları hedef aldığını ileri sürüyor. Peki Hizbullah’ın mahalle aralarından fırlattığı “okunmuş” füzeler sivil yerleşim yerlerini, kadınları ve çocukları pas geçip sadece askeri hedefleri mi vuruyor ?
Yıllardır canlı bombaların, uzaktan kumandalı bombaların havaya uçurduğu İsrail çarşı-pazarları, otobüsler, kahveler, lokantalar, okullar, mabetler neden unutuluyor ? Bu saldırılarda kaç kadın, kaç çocuk öldü acaba, sayıları biliniyor mu?
Bu tür hakemlik tutumu PKK mayınlarının havaya uçurduğu asker ve sivili görmezden gelip PKK teröristleri için ağlamaya benzemiyor mu ?