GEREKSİZ ŞEYLER, YANLIŞ İŞLER

Prof.Dr.Atilla Yayla hakkında bir gün bir yazı yazmayı tasarladığım için Zaman gazetesinde yayınlanan yazılarını çok dikkatle okuyor ve saklıyordum. Ama İzmir’de başlayan ve Atilla Yayla’nın kendisini “Galileo Galilei” makamına atamasına uzanan olaylar dizisi bu yazıyı yazmama yol açtı. Prof.Dr.Yayla’nın başına gelenler arasında sadece Gazi Üniversitesi’nde ders vermesinin men edilmesi eleştirilebilir.
Gazi Üniversitesi’ne birinci eleştirim şu : Atilla Yayla, Cumhuriyet, demokrasi ve Atatürk konularındaki düşüncesini ilk kez açıklamıyor. Yazı ve konuşmaları yasalara aykırı idiyse, bu müdahale daha önce yapılmalıydı. Müdahaleden kastım, kuşkusuz, ders vermekten men edilmesi değil. Bilimsel !
İkinci eleştirim : Gazi Üniversitesi’nin herhangi bir yargı kararı olmaksızın böyle bir işlem yapması.
***
Prof.Dr.Atilla Yayla kendisi için liberal değil ise, basında hakkında çıkan yazılardan şikayetçi olmaması gerekir. Çünkü eleştiri ve eleştirilme liberalliğin şanındandır.
Ama bizim liberaller de fanatiklik konusunda karşıtlarından geri kalmıyor. Örneğin, Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyesi Prof.Dr. Mustafa Erdoğan şöyle konuşmuş : “Rektör Yamaç bu konuda görüş belirtecek adam mıdır ki Yayla hakkında konuşuyor. Ünlü filozoflardan Habermas, Jan Rawls, Yayla’yı eleştirse, söyledikleri tartışılabilir.” (Mehmet Arslan, Zaman, 22.11.06) Fanatik liberal alçakgönüllülüğü de böyle olur. Zavallı düşünce özgürlüğü bizim liberallerin elinde ve dilinde iyice pespayeleşiyor.
Ben bu konudaki düşüncemi söyleyeyim: Atilla Yayla bırakın Habermas’ın muhatabı olmayı, onun ders verdiği bir okuldan mezun bile olamaz. Nedenine gelince :
***
Atilla Yayla’nın öteki düşüncelerini bir yana bırakıp, şimdilik şu demeciyle yetinelim:
“Bana göre Türkiye tarihi iki ana dönemde ele alınabilir. 1925-45, bir de 1950 ve sonrası. 1925-45 dönemini Kemalizm’in egemen olduğu dönem olarak ele alırsak bir ilerlemeden çok gerilemeye tekabül ediyor diyebiliriz. İfade hürriyeti yok, siyasi hürriyet yok, muhalefete teşkilatlanmaya izin verilmiyor. Bu ve benzeri faktörler bir gerileme göstergesidir.” (Hüseyin Yazıcı, Vakit, 22.11.06)
Atilla Yayla bu sözlerin benzerini 21 Kasım tarihli Zaman gazetesinde de yazdı.
Prof.Dr.Mustafa Erdoğan bu düşüncede ender bir boncuk arayacaktır ama Habermas “sıfır”dan yukarı not vermezdi. Neden mi ?
***
Atilla Yayla, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925-45 arasında uygarlaştırıcı her hangi bir şey yapmadığını ileri sürüyor. Cumhuriyet bu dönemde çağdaş demokrasi için gereken kurumların çoğunu kurmuş ve 1950’de çok partili demokrasinin önünü açmıştır. Devlet ve toplum daha sonra “sosyal demokrat” olamadığı gibi “liberal demokrat” da olamadıysa, sorumlusu kuşkusuz Kemalizm değil. Ayrıca neye göre gerileme, Osmanlı’ya ya da Avrupa’ya göre mi ? 1925-1945 yılları arasında Avrupa’ya Nazizm, Faşizm ve Komünizm egemen oldu. Bu bağlamda geri kaldı ise ne mutlu ! Türkiye sahip olduğu atılım idealine karşın demokrasiyi kuramadıysa bunun sorumlusu yandan çarklı Liberalizm’dir. (Arkası yarın)