“GÖZ KİRASI”NA DEVAM

Biliyorum: Bu yazılarımı okuyup “Aman Özdemir İnce’ye ayıp oluyor, yazdıklarını dikkate alalım!” demeyecekler. En hafifinden “Hadi canım sen de!” diyecekler. Ama ben gene üzerime düşeni yapacağım ve söyleyeceğimi söyleyeceğim: Halkın değerlerine tutsak bir sol olmaz, Sol ile İslam izdivacı olmaz!
***
Brezilya’lı romancı Antonio Callado 1967 yılında yayımlanan “Quarup” (Fransızcası: “Mon Pays en Croix, Seuil, 1971) adlı romanında (S.17), Marx ve Engels’ten yüzyıllar önce, Cizvit papazlarının Guanaris yerlileri ile kurdukları ve 150 yıl yaşamış olan bir Hıristiyan Komünist Cumhuriyeti’nden söz eder. Cizvitler ve Güney Amerika’nın Guanaris halkı İncil’in ‘Resullerin İşleri” kitabına dayanan teokratik ve komünist bir cumhuriyet kurmuşlardır. Kitaplara geçmemiş bir gerçek ütopya. Bu Güney Amerika kırsalında ve ormanlarında yaşanan inanılmaz öykü, sadece Arnold Toynbe’de (VIII ve IX ciltler) yirmi satırlık yer bulmuştur kendine.
Cizvitlerin Guanaris yerlileriyle birlikte kurdukları bu cumhuriyet, İspanyollar ve Portekizliler tarafından ortadan kaldırılmıştır. Kaldırılmıştır ama bu müthiş deneyi yerlilerin, köylülerin, Kilise’nin, Chavez ve Morales’in bilmediğini kim söyleyebilir? Güney Amerika tarihi bu deneyin hiç unutulmadığını söylüyor. Michael Löwy’nin “Latin Amerika Marksizmi” (Belge Yayınları) adlı 110 sayfalık kitabının 75-80 sayfaları arasında, ülkemizde son aylarda dillerden düşmeyen Kurtuluş Teolojisi şu cümlelerle anlatılır:
***
“Birçok hıristiyanın radikalleşmesini ve marksizme yönelmesini göz önünde bulundurmaksızın, ne Orta Amerika’daki devrimci yükselişi ne de Brezilya’daki yeni işçi ve halk hareketlerini anlamak mümkündür.”
“Nisan 1972’de Santiago de Chile’de, ‘Sosyalizm İçin Hıristiyanlar’ın ilk toplantısı gerçekleşti. Hem Katolikleri hem de Protestanları içeren ökumen hareket, kurtuluş teolojisi mantığını en uç noktalarına, yani Hıristiyanlık ve marksizmin bir sentezini yapmaya kadar götürmüş, bu nedenle Şili Piskoposluğu tarafından hemen afaroz edilmiştir. 1972 Buluşması’nın sonuç belgesi, Latin Amerika’da sosyalizm uğruna mücadeleye Hıristiyanların katılma kararını ilan etti:
‘Yaşayan inancın bugün içerisinde yer aldığı gerçek bağlam, ezilenlerin ve onların kurtuluş mücadelelerinin tarihidir. Ama insanın bu ortamda izleyeceği yolu bulması için, emekçi sınıfların asıl mücadele araçları olan parti ve örgütlere girerek, kurtuluş sürecinde gerçekten yer alması gerekir’.”
***
Şimdi yukarıdaki paragrafta geçen Hıristiyan sözcüğünü Müslüman ile, Katolik ve Protestan sözcüklerini Sunni ve Alevi ile değiştirelim, rahiplerin yerine tarikat şeyhi ve cemaat lideri sözcüklerini koyalım. Böyle bir mucize mümkün müdür? Hangi şeyh ve cemaat önderi müritlerini sol partilere, sol kuruluş ve örgütlere girmeye davet eder. Türkiye’de solcuların tarikat ve camaatlere katılması değil, laik ve demokratik cumhuriyet ilkelerine sadık ve saygılı tarikat ve cemaatlerin sola katılması, destek olması gerekir! Bu mümkün müdür?