“GÜYA”, KÜÇÜK GÖRME, HAKARET, VS, VS, VS…

Rastlantı bu ya, bugün “Anadil Günü”… Bu nedenle bugün küçük bir Türkçe dersi yapalım:
***
GÜYA: (Farsca zarf) “Sanırsın ki, sanki, sözde, sömüona…” anlamında.
Kimileri için hemen uyarıda bulunayım ki bu zarf mektup zarfı değil, önüne geldiği sözcüklerin anlamını değiştiren bir sözcük türü. Bir örnek verelim: Güya çalışkan! Yani sözde çalışkan, sözümona çalışkan, sanırsın ki çalışkan, sanki çalışkan… Ama işin doğrusu “çalışkan değil”.
“Sözde Ermeni Soykırımı” da bu fasla girer: “Güya Ermeni Soykırımı.”

HAKARET: “Hakirlik, hor görme, incitme, küçük düşürme, onura dokunma, onur kırma…” anlamında.
Ancak, entelektüel bir sözün hakaret olup olmadığına karar vermek son derece güçtür. Yazı dünyasında gündelik yaşamın töre, gelenek, görenek ve adetleri bir ölçü olmamak gerekir. Hakaret, muhatabın kültür, zeka. muhayyile ve niyet düzeyi ile ilgili bir kavramdır.
Sabahleyin bir Avrupalıya “Günaydın!” dersiniz, memnun olup gülümser. Dünyanın bir yanında ise “Ulan ben geçerken sen bana nasıl ‘günaydın’ dersin” diye bıçağa davranır.
***
Şimdi sıra 31 Ocak günü yayınlanan “Yurdumun ‘Güya’ Müslümanları” başlıklı yazıma geldi. Kimi Türkçesi kıtları ve kötü niyetli ademleri düşünerek “güya” sözcüğünü tırnak içine almışım.
Yukardaki Türkçe dersine göre “Yurdumun ‘Güya’ Müslümanları” , “Yurdumun sözde Müslümanları”, yani “Yurdumun Müslüman olmayan Müslümanları” anlamına gelmiyor mu?
***
O yazıdan bir cümle: “Bunların (Yurdumun sözde Müslümanlarının) büyük bir çoğunluğu vergi kaçırır. Devletten çaldıklarıyla kurban keserler, hacca giderler.”
Bu cümleyi okuyan kimi “güya” okurlar “Vay sen Müslümanlara nasıl hakaret edersin!”, “Müslümanlardan özür dile kafir!” diye horozlandılar.
Hırsız tayfasını “güya” zarfıyla gerçek Müslümanlardan ayırmışım. Ama kimileri bunu anlayacak dil ve bilgi düzeyinde değiller. Müslümanlara hakaret makaret söz konusu değil. Fakat budalalığın sınırı yok! Bütün Müslümanları “Sözde” zarfının yanına getirerek, Müslümanlara asıl kendileri hakaret ediyorlar. Bir şeyi de iyice belleyelim: İslam’a hakaret edilemez, ama hak eden “Güya Müslüman”a hakaret edilebilir.
Siz Allah’ı ve İslam’ı ticarete, siyasete, spora, futbola, faize, hortuma, kaçakcılığa, fuhuşa karıştıracaksınız, ve Tanrı ve din adına kendinize saygı bekleyeceksiniz.
Bir şeye daha dikkatinizi çekmek isterim: Herkesin Tanrısı ve dini kendisi kadardır. Kendisine benzer!
***
Okurum olmayan “güya” okurlara bir ders vererek bu işi savuşturabiliriz. Ama “Güya”nın ne anlama geldiğinden habersiz, hakaretin kapsadığı alanı bilmeyen, üstelik okurları bana karşı kışkırtan Sabah Gazetesi (1 Şubat 2006) köşe yazarı Ergun Babahan’a ne diyeceğiz? Onun da “yazar” sıfatının önüne “güya” mı koyalım?