HAKAN ŞÜKÜR, GALATASARAY VE FETHULLAHÇILIK

Hakan Şükür, Galatasaray ve Fethullahçılık ! Bu üç sözcük yan yana gelmemeli. Bu yan yana gelemeyiş Galatasaray yüzünden. Yoksa Hakan Şükür’ün Fethullahçı olmasına kimse karış(a)maz. Herhangi bir düzeyde (lise, üniversite) bir Galatasaray mezununun da Fethullahçı olması kimseyi ilgilendirmez. Sadece Fethullahçı değil herhangi bir tarikatın ehli olması da… Ama böyle birinin de hilkat garibesi olarak karşılanacağından eminim…Tarikatçılık ile Galatasaraylılık kesinlikle uyuşmaz!
***
Birkaç yıl önce, Zurich’te, İtalya’da futbol oynarken Hakan Şükür’ün sık sık Zürich’e geldiği ve Fethullah cemaatinin ileri gelenleri ile buluştuğunu söylemişlerdi. Bunu söyleyenler, söylediklerinin ne anlama geldiğini bilecek bilinçte kimselerdi. Hakan Şükür, İtalya’da oynadığı için, bana verilen bilgiyi haber yapmadım, bu konuda yazı yazmadım. Zamana bıraktım. Sonra da aklımdan çıkıp gitti.
Ama 29 Aralık 2005 tarihli Cumhuriyet’te İlhan Selçuk’un “GS’nin Kaptanı Fethullahçıymış!…” başlıklı yazısını okuyunca bu yazıyı yazmam gerektiğine karar verdim. İlhan Selçuk’a kaynaklık eden Serhat Ulueren-Hakan Şükür söyleşi de dikkatimi çekmemiş. Bu nedenle İlhan Selçuk’a teşekkür etmek istiyorum.
***
Hakan Şükür’ün din ve inanç hürriyeti, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşları gibi, Anayasa’nın 24 maddesinin (“Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir”) koruması altındadır. Ancak, aynı maddenin son pragrafına göre “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına” dayandıramaz. Bireysel din ve inanç özgürlüğüne sahip bir futbolcunun eşi türbanlı olabilir, bir futbolcu maçtan önce seyircilerin önünde dininin kurallarına göre dua edebilir. Tıpkı Hıristiyan futbolcuların haç çıkartması gibi. Cuma namazına gidebilir, oruç tutabilir.
***
Buraya kadar güzel. Ancak, bir kulübün maddi ve manevi varlığı içinde yer aldığı için türban lehinde yapılan gösterilere katılamaz, herhangi bir tarikatı ve liderini övemez, kamusal bir kişiliğe sahip olduğu için inancının propagandasını yapamaz.
Galatasaray kaptanı Hakan Şükür, Fethullah Hoca ile ilişkisini açıklamakta ve bu kişiyi övmektedir. Ama Fethullah cemaatine mensup GS kaptanının bunu kamuya açıklaması sporcu etiğiyle çelişir. Üstelik Hakan Şükür’ün kendisine manevi lider seçtiği kimse hakkında “Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı devlet kurmak amacıyla yasa dışı örgüt kurmak ve amaç doğrultusunda faaliyette bulunmak” iddiasıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açılmış, ancak suç 23 Nisan 1999’dan önce işlendiği için 2616 sayılı kanunla dava ertelenmiştir. Yani Fethullah Gülen aklanmış değil, bir suç işlemesi durumunda ertelenen dava yürürlüğe girebilir.
***
Bu durumda Hakan Şükür’e düşen, önce Galatasaray kaptanlığından, mevsim sonunda da kulüpten ayrılmasıdır. Bunları yapmadığı takdirde Galatasaray kulübü ve camiası gerekeni yapmak zorundadır. Ben, solcu olduğu kuşkusuyla bir futbolcunun takımdan uzaklaştırıldığını anımsıyorum.