HANGİ AVRUPA ?

Banu Avar’ın “Hangi Avrupa ?” adlı kitabı dolayısıyla, imge (imaj) kavramıyla uğraşmamız gerekiyor biraz. Bu kavramla “Şiir ve Gerçeklik” adlı kitabımda yer alan “İmgenin Serüvenleri” başlıklı, 40 sayfalık incelememde boğuşmuştum. Bu metin Türk dilinde yazılmış ilk imge incelemesidir. Bu yazımda bu incelememden yararlanacağım.
***
Ecnebi bilgiçler, özellikle Avrupa Birliği’ne girmek konusunda “önce imajınızı değiştirin” derler. Bu öneriye bizim bilgiçler yankı verir : “Önce imajımızı değiştirelim !”
A’dan Z’ye yanlış bir öneri ve yanlış bir yankı. Hiçbir kimse, hiçbir nesne kendisiyle ilgili olarak kendi imgesini üretemez. Daha doğrusu imge salgılamayız, çevremize imge yaymayız.
İmge (imaj) duyulur bir kaynaktan gelen tasarımdır. İnsan bilgisinin ilk aşaması 5 duyunun (görme, koklama, işitme, tatma, dokunma) getirdiği imgelerdir.
İmge, duyuların bilinçteki izidir. Nesnel gerçekliğin zihinsel tasarımıdır.
İmgeler, duyusal imgeler ve ussal imgeler olmak üzere ikiye ayrılır.
Daha fazla felsefe yapmanın gereği yok : Bizimle ilgili imge bizde değil başkasının duyu ve zihin dünyalarındadır. Yani imgeler hazırdır. Kestirmeden söyleyecek olursak, imge, duyuların bilinçte bıraktığı izdir. İmge hem çağrışım, hem de önyargıdır.
İnsan olarak, dışımızdaki nesnel dünyanın imgesi vardır bizde. Başkalarına ait bu imgeyi biz kendimiz oluştururuz. Başkaları da bizimle ilgili imgeyi kendileri oluşturur.
Yani, “Önce imajınızı değiştirin” önermesi tam anlamıyla derin bir cehaleti işaret eder. Bu önermeye verilecek yanıt şudur : Sen kafandaki önyargıları, izlenimleri değiştir.
***
Banu Avar’ın “Hangi Avrupa ?” (Truva Yayınları) adlı kitabı, ecnebilerin duyu ve zihin dünyalarındaki Türkiye ve Türk’le ilgili bütün olumsuz önyargılara saldıran, onları yargılayan bir kitap.
Sadece yabancıların bizimle ilgili önyargıları (imgeleri) bulunmaz. Bizim de onlar hakkında olumlu ve olumsuz önyargılarımız vardır. Her ülke, her halk, her ulus, her kent hakkında…
Birkaç imge (imaj, önyargı, izlenim) anımsayalım : Nataşa, maganda, kırro, hacıağa, monşer, Türk, Fransız, Arap, Bursalı, Adanalı, Kastelli, Uzanlar, Fethullah(çı), türban, türbanlı…
***
Ortalama Avrupalı’nın kafasındaki Türk imgesi nedir, bu imgenin kaynaklarının tarihsel kökenleri nelerdir ? Haçlı Seferleri, İstanbul’un Fethi, Viyana Kuşatması, Yunan, Bulgar, Sırp özgürlük hareketleri, Ermeni olayları… Bu taa “Anne Türkler geliyor”a kadar gider. Bir Alman bakan “Türkler imajlarını düzeltmeli” dediği zaman “Türkiye’ye gelmeyen Alman kaldı mı, siz kendi kafanızı düzeltin !” demiştim. Düşünsenize, Almanların Haçlı Seferleri’nde oluşmaya başlayan olumsuz Türk imgesi, son elli yılda biraz olsun değişti mi ?… ABD’liler, 1894 yılında, “Birleşmiş Ermenistan Dostları” derneğini Boston’da kurarak Ermeni fesadının temelini atmadılar mı ?..
Banu Avar’ın “Hangi Avrupası ?”, Avrupa Birliği’ne “Siz kendi kafanızı düzeltin !” diyen bir kitap. Örneğin İsveçlilere, Danimarkalılara soruyor : Skanlara, Eskimolara ne yaptınız ?
TRT’de sansürlenerek yayınlanan “Sınırlar Arasında” belgesel dizinin sansürsüz kitabı !…