HANGİ İHTİŞAM ?!

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle ilgili olarak, “Ömrü savaşlarda, seferlerde geçmiş bir padişahı harem ve Hürrem’le anlatmak ona yapılacak en büyük hakarettir” diye buyurmuş.
Birader, iş bölümü diye bir şey var: Sizinkiler de savaş ve seferlerini anlatan bir dizi zafernâme çeksinler. Komedi devam ediyor. Diyanet-Sen Başkanı Mehmet Bayraktutar da geri duracak değil ya. O da, “Osmanlı’yı karalamaya ve er meydanında ölen Kanuni Sultan Süleyman’ı şehvet düşkünü göstermeye kimsenin hakkı yok. Dizi yayından kaldırılmalı” deyivermiş. (Vatan, 14.01.11)
“Emrin olur hoca! Ancak sabırla bekle, bakalım, dizinin sonunda Sultan Süleyman er meydanında mı ölecek yoksa haremde, Hurrem’in koynunda mı?”
Bu adamlar insanı mizahçı bile ederler. Şehvet düşkünü olmanın neresi ayıp? Kutsal Kuran (Bakara, 223) “Kadınlar sizin tarlalarınızdır, dilediğiniz gibi sürün!” demiyor mu?
***
TRT Televizyonu’nu kuran kadronun Program ve Yayın Planlama Müdürü olarak, bir dizi filminin nasıl yapıldığını ve ne anlama geldiğini, tarih belgeseli olmadığını tartışmacıların, yazıcıların hepsinden çok daha iyi bilirim.
Liberal-kapitalist bir ülkede herhangi bir diziyi nasıl yaptırıp yayına sokacağına yapımcı firma dışında kimse karar veremez. Dizinin sürüp sürmeyeceğine ise seyirci karar verir. Bu özgür bakış açısı içinde, estetik bakımdan dünyanın en berbat ürünü de olsa, “Muhteşem Yüzyıl”ı savunurum. Ve bu cümleyi yazdıktan sonra, tarihsel gerçekler açısında diziye karşı çıkanlara da birkaç soru sorarım:
***
•Kanuni Süleyman’ın Fransız devletine kapitülasyon hakkı vermesi, 1538’den sonra imparatorluk ekonomisini ve toplumsal hayatını alt-üst etmiş ve yüzyıllar sürecek bir kaosa yol açmıştır. Halkını seven bir hükümdar böylesine sorumsuz davranabilir mi?
•Kanuni Süleyman tahta geçtiği sırada devletin hazinesi boş gibi bir şeydi. Boş hazine ile sefere çıkması mümkün değildi. Hazine gelirini arttırmak için, illere “il yazıcıları” çıkartarak vergileri yeniden düzenlemek istedi. Bu girişim imparatorluğun dört bir tarafında isyanlara yol açtı. Bu isyanlar daha sonra Celali İsyanları’nı körükledi. Kanuni de aralarında olmak üzere Osmanlı sultanlarının yaptığı fetihler, dönüş bileti önceden alınmış vurgun yolculukları değil miydi?
•Kanuni Süleyman’ın saltanat döneminde Anadolu halkı kaç yıl huzur içinde yaşamış ve refah ile tanışma fırsatı bulmuştur?
•Bu sorularımı yanıtlamadan önce Prof.Dr.Mustafa Akdağ’ın “Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi”ni (Cem Yayınları, 1974) çok iyi okuyun. (Bu talimat sayın okurlarla ilgili değildir). Özellikle de ikinci cildin “Toplumsal Bunalım” (S.457-474) başlıklı bölümünü. O zaman hiç kuşkum yok, “Sultan Süleyman sefere çıkacağına haremde sabah-akşam Hurrem’le sevişseydi!” diyebilirsiniz.