HAYALLER VE GERÇEKLER

Politikada hayallerin yorganı gerçeklerin başını da ayaklarını da örtmelidir. Aklı başında politikacı hayallerini gerçeklik yorganına göre uzatır. Halkı, ulusu hayal kırıklığına uğratmamanın en akılcı yolu da budur zaten. Çünkü, hayal kırıklığına uğramış halk hem sıkışmış akrebe hem de yaralı aslana benzer. Hem kendine hem de çevresine, muhataplarına zarar verebilir.
***
Sözü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürt politikacılara getirmek istiyorum. Şimdiye kadar Kürtçü oluşumlar ve haklar dilekçesi yazmanları sözlerinde ve yayınladıkları metinlerde özerklik, federasyon hatta bağımsız devlet istedikten sonra “Vallah biz de bölünmekten yana değiliz!” diye yemin ediyorlardı.
Nihayet, “Hür Kürtler Grubu” adına konuşan Şerafettin Elçi “Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümsüz kalmasının temel nedeni, Kürt sorununun adil ve Kürtleri tatmin eden bir çözüme kavuşmamasıdır…/…Partimiz, çözüm formülü olarak Türkiye’nin sosyal yapısına ve uygar dünyanın anlayışına uygun, en adil ve makul yönetim olarak federatif sistemi hedeflemektedir” diyor. (Zaman, 15.07.06)
PKK’dan bağımsız politika yapacağını açıklayan Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu adına konuşan İbrahim Güçlü de harbi konuşuyor: “İki ana çözüm önerisi var. Birincisi Türkiye merkezli çözüm, ikincisi federatif çözüm. Biz ikincisini benimsiyoruz. Herkesin düşüncesini özgürce dile getirmesini istiyoruz. Partimizde ‘Kürdistan’ kelimesini kullanmak istiyoruz.”
***
Karşımızda, PKK’yı ve silahlı ayaklanmasını destekleyip “Biz Türkiye’nin bütünlüğünden yanayız” diye konuşan madrabazlardan başka türlü insanlar var.
İki grup da federasyon istiyor. Bunlardan biri de partilerinin adında Kürdistan sözcüğünün bulunmasını istiyor. Bu bir yenilik ve açık bir siyaset.
Özetleyecek olursak bu iki oluşum da bir Türkiye & Kürdistan Federasyonu istiyor. Belki “Kürdistan & Türkiye Cumhuriyeti” adını tercih ederler.
Birkaç türlü federasyon var. Devletler Hukuku hocaları bu federasyonlar hakkında gerektiğinde bizleri aydınlatırlar. Ben kendi adıma bu taleplerin karşısında değilim. Ancak her zaman olduğu gibi Anayasa’ya, yasalara uygun mu, bunun üzerinde düşünmek istiyorum.
***
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3. maddesinde bakın ne yazıyor: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı ‘İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.”
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 4.maddesine göre Anayasanın 2 ve 3. maddeleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez. Demek ki Hür Kürtler Grubu ile Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu’nun isteklerinin karşısında Anayasa engeli var.
Bunu yazdığım zaman, 1982 Anayasasının Kenan Evren askeri cuntasının anayasası olduğunu söylüyorlar. Halk oylamasında yüzde doksan küsur “Evet” oyu aldığına göre meşru bir Anayasa. Ben “Hayır” oyu verdiğim halde meşruiyetini kabul ediyorum. Sorun bu değil ! Sorun Anayasa’nın 1, 2, 3 ve 4. maddeleri. Bu maddeler normal demokratik koşullarda değişmez, değiştirilemez. Ancak bir ihtilal değiştirebilir bu maddeleri. Tehlikeli !
Bu nedenle kendilerini “Kürt” olarak tanımlayan politikacılar hayal tacirliği yapmamalı!…