HAYIR, BEN SUÇLU DEĞİLİM !

Trajik durumlarda verecek yanıt bulamayanlar “Hepimiz suçluyuz !” diyerek işin içinden çıkarlar. Suç herkese sıvanınca zaten suç kalmaz ortada. Ve suçlu suçundan arınıp güçlenir.
Hayır, Malatya’da işlenen cinayetlerin sorumlusu ben değilim. Cinayetlerin nedeni ister dinsel, ister şoven milliyetçi, ister “karma” olsun !
Cinayetlerin ertesi günü (19 Nisan) Cağaloğlu’nda, bir TC vatandaşı, Protestan kilisesinden bir Hıristiyan’la tanıştım. Öldürülenlerden biri çok yakın arkadaşıymış. Perişandı, korku içinde ağlıyordu. İş yerine gidemeyecek kadar korkmuştu. Benim kim olduğumu bilmiyordu.
“Laik bir ülkede yaşıyoruz. Vergimizi veriyoruz, sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Müslümanların yaşama hakkı var, bizim yok. Ve biz şüpheli vatandaşlarız. Hani laiklik bütün dinlere aynı uzaklıktaydı” dedi. Bürosunda konuk olduğum arkadaşım:
“Meclis Başkanımız dindar bir cumhurbaşkanı isterse bu böyle olur” diye ekledi.
Ben de söze karıştım:
“Yakında bir yazı yazıp Meclis Başkanı Arınç’a soracağım : Dindar bir Hıristiyan, bir Yahudi, bir Budist cumhurbaşkanı olabilir mi ? Yoksa bu hak sadece Müslümanların mı ?
***
Bayanlar, baylar ! Ben yıllardır, Öğrenim Birliği Yasası’ndan (Tevhid-i Tedrisat Yasası’ndan) ilham alan laik, demokratik ve cumhuriyetçi öğrenimi savunuyorum. İtiraz ediyorlar : Öğrenim Birliği tek tip insan yetiştirirmiş, bu da çoğulculuğa, dolayısıyla demokrasiye aykırıymış. Bu türden tutucu iddiaların kendisinden başka dayanağı yoktur.
Laik akıl ile dinsel doğmaların arasında kalan ruh ve zihin kontak yapar. Hastalanır. Dini okullara bir bilgi edinme yöntemi olarak sokarsanız, eğitim ve öğretimi dinselleştirirseniz “çocuk” ruhu dinamitlenir ve patlar.
Laik denge ve adaletten uzak bir dinsel öğretim, “öteki”ni düşmanlaştırır. Düşmanlık mikrobu ise insanları yalnızlaştırır. Yalnız insan cemaate sığınır. İster dinci, ister ırkçı olsun ! Bu ise terörün giriş kapısıdır. Öyle bir an gelir ki terör için bir merciden buyruk almak gerekmez, eylem bireysel, bağımsızdır, eylemcinin eylemi tek başınadır.
Katilleştirilen, katilleşen kim ? Taşralı, dar gelirli ya da yoksul, okuma özürlü, çağ tarafından ezilmiş, örselenmiş, usturanın keskin ağzında yürüyen gençler. Çoğu özel tarikat yurtlarının ürünü. Tarikatlar gençleri ikiye ayırıyor: Efendiler ve paryalar ! Efendi olacakları Sosyal Bilimler Liseleri’nden, seçkin ve ciddi okullardan seçiyor. Paryaların kaynağı da artık belli.
***
Bu nedenle, işin içinde yabancı parmağı olsa bile, Trabzon, Hrant Dink ve Malatya cinayetlerinin sorumlusu 1950’den bu yana ülkeyi yöneten sağ iktidarlardır. O tarihten bu yana, karşı devrimin bu olayların doğrudan sorumlusu olduğunu düşünüyorum. Yarattığı kültür, ahlak ve dünya görüşü bu cinayetler ile suçüstü yakalandı. Ülkemizin liberalleri bu gerçeği ne yazık ki kavrayamıyor. Liberalin cumhuriyet ve laiklik karşıtı olması mümkün mü ? Bizde mümkün ! İslamcılar ve neoliberaller Cumhuriyet’in temel ilkelerini tartışma konusu yaptıkça ülke huzur bulamaz. Cumhuriyetçi demokrasi ve laiklik can ve mal güvenliğidir ! Gençleri tarikatların ve İslamcı cemaatlerin eline ben teslim etmedim !