HAYIRCILAR “HAYIR”A DEVAM EDİYOR!

“Hayırcı” dediğin ilkin “Ortak Aklı”a “Hayır!” der. Çünkü çobanın güttüğü sürüden ayrılmıştır. Kendi aklı vardır, aklını kimseye emanet etmez; başkasının aklıyla gerdeğe girmez.

Türkiye’de “Ortak Akıl”ı Başyüce R.T.Erdoğan temsil ediyor, ama onun aklı da Necip Fazıl aklıyla şekerlenmiş kendi aklı. AKP tarikatında “Özgür ve Bağımsız Akıl”a ihtiyaç yoktur. Başyüce’nin aklıyla mücessem (somutlanmış) Ortak Akıl bütün ümmet-i müslime yeter ve artanı da ortakların zekâtı olur. Buna  “Evetçi Akıl” denir!

“Hayırcı Akıl” hayırsızdır, aklını kimseye emanet etmez, kendi aklıyla gerdeğe girer. Tek başınadır, yalnızdır, ama tek başına olan, yalnız olan sadece kendisi değildir. Bunu bilir, bilmelidir. Konuşunca anlar, suskunluğunu bozarsa anlar. Kendisi başkasıdır, başkası da kendisidir ama özgür ve bağımsızdırlar.

İbn Fadlan, 921-922 yılında, bunların atalarına (Oğuzlara) Volga boylarında rastlamıştı ve tanık olduklarına şaşırıp seyahatnâmesine şöyle yazmıştı:  [Oğuz Türklerinin] “İdare biçimleri karşılıklı danışmayla idare biçimidir. Bununla birlikte bir şey üzerinde  anlaştıkları ve ona girişme kararı aldıkları zaman, içlerinden en aşağılık ve en sefil olan biri çıkar ve sonuca vardıkları anlaşmayı bozar”[i].  Neden? Çünkü aklını “Ortak Akıl”a emanet etmemiştir; ve onu kendi yerine gerdeğe göndermemiştir

 Koyun yalnızlık nedir bilmez. Çünkü yalnızlığı yoktur. Yalnızlığı olmayanın kendisi de yoktur. “Ortak Akıl” aralarından bir koyunu ensesinden tutup uçuruma yollar ve emanetçiler onu izler ve Ortak Akıl’ın iktidarı büyür.

Efendim, bunca felasifeyi, 24 Eylül 2010 günü Hürriyet gazetesinde yayımlanan bir yazıyı takdim için yaptım. Her şey 2010 referandumuyla neredeyse aynı. AKP’nin bozuk ağzı, “Hayırcılar” için, yedi yıl önce de “Darbeciler” diyordu. Tıpkı bugünkü gibi. Darbe yapmadan önce hep böyle yapar! Sadece “Yetmez ama evetçiler”in goygoyları eksik…

Özdemir İnce

16 Şubat 2017

 ***

HAYIRCILAR NASIL ADAM OLUR?

14 Eylül 2010 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir araştırmanın  sonuçlarına göre; Eğitim süresi yükseldikçe “hayır” da yükseliyormuş. Hayır’ın eğitim düzeyine göre dağılımı şöyle: İlkokul: Yüzde 29.7; Ortaokul: Yüzde 37.3; Lise: Yüzde 53.5; Üniversite: Yüzde 62.3!

Al başına belayı! İktidara, iktidarın başbakanına ve bakanlarına, sağsolcu yazıcılara ve benzerlerine göre “Hayırcılar” darbe taraftarı ve demokrasi düşmanı. “Evet cephesi”nin teknik direktörlerinden Osman Can da yayınladığı “Darbe Yargısının Sonu, Karargah Yargısından Halkın Yargısına” (Timaş Yayınları) adlı kitabında “CHP, ordu, üniversite ve yargının darbe koalisyonu yaptığı”nı öne sürüyormuş. Demek ki bu hayırcıları adam edip kurtarmak için ülke eğitim-öğretimini 8 yılla sınırlandırmak gerekiyor. 8 yıl adam olana çok bile!

Bir ülke düşünün ki üçe bölünmüş: Tarikatçıları ve cemaatçileri bir yana, eğitimsizleri, yoksulları, işsizleri demokrasi ve özgürlük istiyor, 12 eylül darbe anayasasının kökünü kazımaya kararlı. Eğitimli tuzu kurular demokrasi düşmanı darbeci!

Kıyılarda demokrasi düşmanı, darbe yandaşı eğitimliler; ortada demokrasi ve özgürlük yandaşı “muhafazakar demokratlar” (!),  yoksullar ve eğitimsizler; doğu ve güney-doğuda özerklik (federasyon, ayrı devlet) isteyen  Müslüman Kürtçüler, Kürtçü İslamcılar.

Hürriyet gazetesinde yayınlanan bu sonuçlar, başka gazeteler ve bilginler tarafından doğrulanıyor. Suç benim değil! Ben sadece bu verilerden yola çıkarak bir karşılaştırma yapacağım: Evetçilerin örneği Sivas (Evet: Yüzde 77; Hayır: Yüzde 23) ve Erzurum (Evet: Yüzde 86.9; Hayır: yüzde 13.1) olacak, hayırcıların örneği bizim Mersin (Evet: Yüzde 37.2; Hayır: Yüzde 62.8).

Şimdi şu sorulara cevap verelim: İnsanlar, darbeci ve anti demokrat Mersin’de ve öteki kıyı kentlerinde mi daha özgür, yoksa evetçi kentlerde mi? Etnik ve dinsel çoğulculuk ve bu bağlamdaki özgürlük ve serbestlikler hayırcılarda mı yoksa evetçilerde mi mevcut? Alevilere, azınlıklara ve öteki din ve inançlarla kim daha hoşgörülü, evetçiler mi yoksa hayırcılar mı? Üniversiteler, üniversiteliler, gençler, kadınlar, çocuklar nerede daha özgür ve çağdaş, evetçilerde mi yoksa hayırcılarda mı? Kadınlar nerede daha birey, daha özgür, daha bağımsız, evetçilerde mi hayırcılarda mı?

Gözlem ve deneyime dayalı cevaplar, Mersin ve öteki kıyı kentlerinin daha demokrat, daha hoşgörülü, daha çağdaş, daha evrensel, daha özgür ve bağımsız, daha katılımcı olduğunu ortaya çıkarıyor. Peki nasıl oluyor da Mersin darbeci, Sivas ve Erzurum demokrasi vurgunu?

Bu referandum yüzünden bütün değerler ve ölçüler altüst oldu: Muhafazakarların demokrasi, eşitlik ve özgürlük gibi kaygıları olduğu bir yalandır. Özgür olmak için birey olmak gerekir. Özgürlük bireyin kendi kendinin efendisi olması anlamına gelir. Türkiye muhafazakarları iradesini bir efendiye emanet etmiştir. Onun demokrasi nesine!

(HÜRRİYET, 24 EYLÜL 2010)

——————————————

[i] İbn Fadlan, “Bin Yıl Önce Türkler ve Ötekiler”, (Türkçesi: Sadık Şaşar), İstiklal Kitabevi, Ekim 2005. s.18