HAYRETTİN KARAMAN HAKLIDIR

Bay Hayrettin Karaman bir “İslam Hukuku Profesörü” ve Yeni Şafak gazetesinin “itibarlı” bir yazarı. Mesleki deformasyona uğradığı için Cumhuriyet Hukuku’nu değil İslam Hukuku’nu tercih eder. İslam Hukuku’nu bir “profesör” olarak değil, sanki bir medrese hocası tavrı ile öğrettiğini sanıyorum. Bu sanıma konferanslarda söylediklerinden, gazetede yazdıklarından varıyorum.
***
Hayrettin Karaman da “laiklik” ve “şeriat”tan dertli bütün İslamcı çevreler gibi. Hayrettin Karaman bir yerde “Dindarlaşmaya irtica diyorlar” (Vakit, 9.10.06) demiş.
Hayrettin Karaman her zaman yaptığı gibi “İslamcı saptırma”ya başvuruyor. Türkiye’de hiçbir laik kurum ve kuruluş, hiçbir birey bireysel dindarlaşmaya irtica demiyor. Zaten “dindar Müslüman”a da kimse “İslamcı” ya da “Mürteci” demiyor.
Laiklik ve şeriatın mutlaka tanımlanmasını isteyen Prof.Dr.Karaman da “Müslüman” ile “İslamcı”yı aynı sepete koymaktan vazgeçmeli ve bu ikilinin tanımını mutlaka yapmalıdır. Ama bu tanımı ondan önce ben yapacağım:
Müslüman : İslam dinine usulüne göre inanan kimse.
İslamcı : Toplumun ve devletin düzeninin şeriata uygun olmasını, yani İslami bir toplum ve devlet isteyen kimse.
Müslümanların Cumhuriyet ile, Cumhuriyet’in ilkeleri ile hiçbir sorunları yoktur. İslamcıların Cumhuriyet ve ilkeleri ile sorunları vardır. Laik cumhuriyeti İslamileştirmeyi istemektedirler.
***
Selefilik’in ne olduğunu, Mevdudi ve Seyyid Kutub’un tezlerini, Müslüman Kardeşler örgütünün yapısını bilmeyenler için “Müslüman” ile “İslamcı” arasındaki farkı anlamak son derece güç. Bir ipucu : Seyyit Kutub, birinci ve ikinci kuşaktan sonraki Müslümanlığı “Cahiliye” Müslümanlığı kabul eder ve İslami yeniden diriliş hamlesinin başlatılmasını önerir. (“Yoldaki İşaretler”, s.7) “İslami yeniden diriliş hamlesi” vara vara El Kaide’ye vardığı için başka yazıların konusu olacak.
Prof.Dr.Karaman’ın ileri sürdüğünün aksine, Cumhuriyet bireysel dindarlaşmaya bir şey demiyor. Cumhuriyet’in sorunu kendi canına kasteden “İslami yeniden diriliş hamlesi” ile…
Üzerinde ciddi çalışmalar yaptığım bu konuda yakın zamanda yazılar yayınlayacağım.
***
Laikliğin elbette bir evrensel tanımı var. Ancak İslamcılar ve liberaller laiklik yerine Anglo-Sakson sekülarizmi istedikleri için laikliğin yeniden tanımlanmasını dayatmaktadırlar. Türk laikliğinin tanımı Türkiye Cumhuriyleti Anayasasında yer almaktadır ve bu tanım Anglo-Sakson (Anglo-Ameriken) sekülarizmine karşıdır. Kusura bakmasınlar.
Prof.Dr.Karaman bir başka saptırma yaparak “Şiddet kullanarak rejimi değiştirme dışında kalan din özgürlüğüne ‘irtica’ derseniz, tutturamazsınız” diyor.
Prof.Dr.Karaman’ın istediği ve İslam Hukuku’na göre makbul olmayan irtica tanımını ben yapacağım: Bir toplumun özünü, yapı ve kurumlarını, gündelik hayatını İslamileştirmeyi istemek ve tasarlamak irticadır. Bunun için şiddet kullanmaya gerek yok. “İstemek” ve “tasarlamak” yasalarımıza göre suç değildir ama irticadır. Ve Cumhuriyet buna karşı önlem alır. Almalıdır. Yıllardır savunduğum daha somut bir tanımlama yapacağım: “Anayasanın 174. maddesi tarafından korunan devrim yasalarına karşı olmak irticadır.”
Prof.Dr.Karaman bu tanımların mihenk taşında bir deneme yaparak kendisinin bir mürteci olup-olmadığını kolayca anlayabilir.