HEDEF : İMAMOKRASİ

“İmam-doktor, imam-mühendis, imam-öğretmen, imam-yargıç, imam-vali…” nitelemelerini ilk kez “Pathemata mathemata ! Evet, acı deneyimler öğreticidir !” başlıklı yazımda (Varlık dergisi, Mayıs 1994) kullanmıştım. (Bk: “Yazmasam Olmazdı”, Doğan Kitap, S.195) Daha sonra, Hürriyet gazetesinde, İmam-Hatip okullarından ve Öğretimin Birleştirilmesi Yasası’ndan söz ederken bu nitelemeyi sık sık kullandım. Aradan geçen 12 yıl içinde okurların bu deyime alışmaya, yazar arkadaşların ve siyasetçilerin artık kullanmaya başladıklarına tanık oluyorum.
***
1950’den bu yana Cumhuriyet, sağcı-muhafazakar-islamcı iktidarlar tarafından Cumhuriyetlikten öylesine uzaklaştırılmıştı ki insanlarımız dört-beş yıl öncesine kadar yasalarımız arasında bir “Devrim Yasaları” paketi bulunduğunu ve bu yasaların Anayasa’nın 174 maddesi tarafından korunduğunu bilmiyordu. Unutturulmuştu ! Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretimin Birleştirilmesi Yasası)’ndan söz ettiğimiz zaman da okurlar ve siyasetçiler epeyce şaşırmışlardı.
Demek ki 1925 yılında böyle bir yasa çıkartılmıştı.
Demek ki Cumhuriyet savunmasız değildi !
Önemli olan, savunma aygıtlarını harekete geçirmek ve kullanmaktı.
***
Tersine inandırmak için yedi dereden su getirilse de, 17. Milli Eğitim Şurası’nın bir tek amacı vardı: İmam-Hatip mezunlarına üniversitelerin kapılarını açmak. Milli Eğitim Bakanı 10 milyon ortaöğretim öğrencisi içinde 100 bin imam-hatip öğrencisinin lafı mı olur, diyor. Evet lafı olur ! Bir tek imam-hatip öğrencisi üniversiteye girse bile!
Bakın neden ? Bir İslamcı ideoloğun yazısına başvuracağım:
“…Türkiye’nin topyekun sekülerleşmesi, bütün iddialarını, varlık nedenini ve tarihi rolünü yeniden üstlenebilme imkanlarını yitirmesiyle sonuçlanacaktır. İşte İmam-Hatip Liseleri (İHL), Türkiye’ye varlık nedenini hatırlatacak yegane ‘kaynak’lardı/r. İHL’ler bu ülkeye en az 50 yıl kazandırmıştır. İHL’lere, din eğitimi veren kurumlar olarak bakmak, İHL’lerin gerçek fonksiyonlarını görememek demektir. Batı ülkelerindeki bütün orta eğitim kurumları, birer İHL’dir. İHL’lerin gördüğü, ya da görmesi gereken rolü ve fonksiyonu yerine getirirler: Batı’daki bütün orta eğitim kurumları, çocuklara, Batı kültürü, tarihi, sanatı, düşüncesi ve medeniyeti şuuru ile şiarını kazandırırlar, bizimkilerse ayartıcı Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi aşılıyarak bizim şiarlarımızı yok etmekle meşguller.” (Yusuf Kaplan, Yeni Şafak, 21 Kasım 2006)
***
Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan’a çok teşekkür ederim. Benim yıllardır anlatmaya çalıştığım ama başarılı olmayı beceremediğim IHL’lerin varlık nedenini veciz bir şekilde açıklıyor: Cumhuriyet ideolojinin karşıtı İslamcı bir kadro yetiştirmek. Bu kadro marifeti ile “aslına uygundur” mühürlü bir İslami toplum yaratmak. Yani amaç Cumhuriyet’i IHL’ler aracılığı ile ele geçirmek. Yusuf Kaplan bu amacı itiraf ediyor. Teşekkürler!
Ama bu iş o kadar kolay değil, çünkü “İmam-vali, imam-öğretmen, imam……” formulü artık herkesin diline düştü. Takke düştü kel göründü !