HEY GİDİ AÇ DOYURAN KOCA TARSUS !

Okurlarımdan Ahmet Gözübüyük, aylar önce, “İşte kendi halkını doyuran, göç alan göç vermeyen Güzelim Tarsus’un hali. Halk şimdi sefil durumda ama kimin umurunda” sunu cümlesiyle birlikte Yakub Boncuk imzalı bir yazı göndermişti. Yakub Boncuk Tarsus’ta açılan yeni hizmet birimlerini haber vermeden önce çok önemli bir gerçeğin altını çiziyor :
“Tarsus’ta ne değerler yitip gitmedi ? Ne büyük işletmeler birbiri ardına kapılarını kapatmadı ki ! Koskodsa Çukurova, Berdan, Çukobirlik, Aksantaş, Pektaş derken 55-60 çırçır fabrikası, Afra ve benzeri büyük kuruluşlar geldikleri gibi birbiri ardına kapanıp gittiler. Bugünlerde ekonomik sıkıntı çeken halkımızın en büyük derdi bu işletmelerin kapanmış olması, piyasaya sıcak para girdisi olmayışı… Kapananların yerini alan küçük işletmeler ise çare olamadı bugüne kadar… Şimdi ise bugünlerde birkaç yeni işyeri açılınca insanın morali düzeliyor…”
***
Hey gidi aç doyuran Koca Tarsus, ki biz ona Tersus derik ! (Böyle diyen de konuşan da kalmadı artık.) Ezbere bilirim : Mersin-Tarsus 27 kilometredir, Mersin-Adana 67 kilometredir, Tarsus-Adana 40 kilometredir. Ama yeni yoldan değil, eski yoldan !
Yazarın sözünü ettiği fabrikalar (ki doğrusu “pavlike”dir) Türkiye’nin en eski fabrikalarıydı. Koca Şadi Eliyeşil’in kocaman bir iplik fabrikası vardı. Yazar adını anmıyor. Ekenler ailesinin fabrikası vardı. Nerede onlar ? Demek ki pamuk işi, pamukçuluk, iplikçilik ve dokumacılık yatmış Çukurova’da. Kapananlar neden kapandı, bunu ben bilemem, sadece ağıt yakarım ben ! 10 yaşından 18 yaşına kadar yazları iplik fabrikasında işçilik yapmış olan ben, fabrikaya, fabrikalara aşığımdır!
Fabrika demek, işçi sınıfı demektir ! İşçi sınıfı demek, sınıf mücadelesi demektir ! Sınıf mücadelesi demek, demokrasi demektir.
Bilinçli işçi sınıfı olmadan demokrasi de olmaz. 1950’lerde, bütün olumsuz koşullara karşın, Mersin-Tarsus-Adana’da bir işçi sınıfı vardı. Ağalar da vardı, altın dişli kızlar da vardı, saçı biryanlinli, naylon gömlekli işçi delikanlılar da.
O zamanlar, Gülek Boğazı’nı aşınca Çukurova sıcak ve bataklık kokardı.
***
Rahmetli Kadri Şaman (Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın destansı başkanı) ile Mersin/Adana rekabetinin Çukurova’ya yararlı olmadığını düşünür ve konuşurduk. Ben Mersin, Tarsus, Adana, Ceyhan ve Hatay’ın bütün ticaret ve sanayi odalarını, dahası bütün meslek odalarını içine alacak bir üst kuruluşun hayalini anlatırdım. Adanalılara, Tarsuslulara öneri götürmesini söylerdim. Biraz fantezi ama bizimkiler arasında hır çıkmaması için merkez örgüt Gülek’te olacaktı. Böyle bir şey öneren bir yazı yazdığımı da anımsıyorum ! Tek tek sorsan, bütün Çukurovalılar “hallarından” şikayetçidir. Peki öyledir de benim aslan yeğenlerim, Özdemir Emmi’nizin lâfını neden dinlemezsiniz?
Bir başka dünya mümkündür!