HEY GİDİ LAİK LAİKLİK

Laikliğin dinlerle uzlaşması gerektiği söyleniyor. Laiklik dinlerle neden uzlaşsın ? Laiklik konusunda düşünmek isteyenler, laik düşüncenin nasıl ortaya çıktığı konusunda mürekkep harcıyorlar ama ortaya çıkış nedeni üzerinde hiç durmuyorlar.
Musevilik 3400 yaşında. Hıristiyanlık 2009 yaşında. Müslümanlık, Hz.Muhammed’e (571-632) peygamberlik 40 yaşında indiğine göre, bu yıl 1337 yaşında.
Laiklik kavramı 1789’da ortaya çıktığına göre, 2009 yılında 220 yaşında.
Demek ki laikliğin ortaya çıkmasına dinler neden olmuş. Neden ? Laiklik dinlerin ezici, boğucu baskılarına karşı devleti, toplumu ve bireyi özgürleştirmek gereksiniminden doğdu.
Yani laikliğin dinsel inançların garantisi olmak için ortaya çıktığı türünden safsataların laiklikle hiçbir ilişkisi yoktur, olamaz. Laiklikten hazzetmeyen eski ve yeni mürtecilerin, muhafaza-i kâr demokratlarımızın uydurmasıdır bu.
***
En bobstilinden en poturlusuna kadar demokrat oldukları vehmini yaşayan insanlar göğüslerini gere gere çoğulculuktan, çoğulcu demokrasiden söz ederler. Türkiye’yi bir mozaike benzetirler. Öyledir zahir ! En demirkıratların bile Türkiye’den söz ederken nüfusunun yüzde 99’unun Müslüman olduğu söylediği bu ülkenin mozaik olması mümkün mü ? Olsa olsa tek parça mermer lahite benzer. Zaten ona benziyor. Sünni İslam’ın gündelik zulmü altında yaşıyor. Laiklik bu zulmü sona erdirmek için ortaya çıkmıştı. Bu zulmü sona erdirmek için Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştu. Ama DİP bu zulmün organı haline geldi.
***
Laikliğin bütün dinlere eşit mesafede olması gerektiği söylenir. Doğrudur ! Ancak, laikliğin bütün dinlere eşit mesafede olabilmesi için kamusal alanın steril olması gerekir. Kamusal alan steril olmak zorundadır. Sterili mikropsuz anlamında, etüvden geçmiş, dezenfekte olmuş anlamında kullanıyorum. Steril, dezenfekte olmuş kamusal alanı laiklik sağlar. Dinler kamusal alana sızdığı, müdahale ettiği andan itibaren kamusal alan steril olma özelliğini yitirir, enfekte olur. Ve böyle bir ortamda temel insan hakları, bireyler arasındaki temel eşitlik ve Özgürlük ortadan kalkar. Pasif laiklik olarak ortaya atılan kavram, steril kamusal alanın dinselleştirilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle de kamusal alanın steril niteliğini koruyan laikliğe aktif ya da militan laiklik demektedirler. Ben buna “laik laiklik” diyorum. Bir şiddet ve baskı ögesi olarak söylenen yüzde 99’luk Müslüman nüfus, laik sınırlandırma olmazsa, teokrasi ve faşizme dönüşür. Böyle bir durumda ve anti-laik nitelendirme ile, laiklik elbette militan ve aktif olmak zorundadır. Bu laiklik doğal laikliktir.
***
Laiklik din karşıtlığı olmadığı gibi, dinin muhatabı da değildir. Dinlerle yarışmaz, dinleri eleştirmez, dinleri yargılamaz. Ama laiklik düşmanı ruhban sınıflarının iğfal ettiği dinlerle arasında aşılmaz bir Çin Seddi vardır ve duvar her zaman var olmalıdır. Unutmayalım ki İslam’da da ruhban sınıfı vardır : Cami ve DİB görevlileri, hocalar, hacılar, mollalar, şeyhler, şıhlar, seyitler, yatırlar, türbeler, dilek ağaçları, vb.
Laik devlet inançların hakemliğini yapmaz. Ancak inançların, inançlar içindeki tarikatların birbirlerini boğazlamasına engel olmak için kamusal alanı dezenfekte etmeye, steril tutmaya çaba gösterir. Kamusal alan ancak bu sayede tarafsız bölge niteliğini korur. Burada “99 = 1”dir ! Bu eşitliği, “Pasif laiklik simsarı” Prof.Dr.Ergun Özbudun kesinlikle anlayamaz ! (Yarın devam edeceğim.)