HEY GİDİ PASİF LAİKLİK

Laikliğin önüne hiçbir sıfat konulamaz. O, siyasal, felsefi, sosyolojik bir oluşumdur. Dinlerin korkunç baskısına karşı ortaya çıktığı için inanç ve vicdan özgürlüğü ile hiçbir ilişkisi yoktur. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gerekliliği bu durumun ancak küçük bir parçasını oluşturur. Türkiye’de laiklik konusunda laikliğin bütün boyutlarını ele alan ve ciddi olarak kabul edebileceğimiz bir tek çalışmanın olmaması çok acı bir gerçek. Bunun yanı sıra, laiklik konusunda yazılan yazılarda dünyanın en önemli laiklik bilgini Henri Pena-Ruiz’in referans olarak verilmemesi ise bu gerçekliğin en çarpıcı yanı.
***
Prof.Dr.Ergun Özbudun “Pasif laiklik” kavramını bir ABD üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Dr. Ahmet T.Kuru’dan almış. Özbudun’a göre kavramın mucidi Dr. Kuru imiş (Akşam, 23.09.09). Doğru bir iddia değil. Çünkü aynı kavram Fransızcada “laïcité apaisée” (Bastırılmış laiklik, ılımlı laiklik) olarak kullanılıyor. Bu konuda Rajeev Bhargava’nın “Political Secularism” ve Barry A.Kosmin’in “Contemporary Secularity and Secularism” adlı makalelerini okumasını tavsiye ederim.
Prof.Dr.Özbudun anglo-sakson sekülarizmi ile Fransız-Türk laikliğini, bilerek ya da bilmeyerek, birbirine karıştırıyor. İkisinin birbiriyle kesinlikle hiçbir ilişkisi yok. Daha önce yazdığım formülü bir kez daha yazacağım:
Sekülarizm = Devlete karşı Kilise + Halk ittifakı.
Laiklik = Kiliseye karşı Devlet + Halk ittifakı.
Yazdığım formülün tarihsel, toplumsal ve hukuki kökenleri vardır. Prof.Dr. Özbudun’un İngiltere’de kabul gören İslami bankacılık ile Menkul Kıymetler Borsalarında uygulanan İslami endeksin Fransa’yı neden ayağa kaldırdığını yanıtlaması gerekir.
***
Prof.Dr.Özbudun “Fransa gitgide dayatmacı, militan laiklikten uzaklaşıyor. Bugün Fransa modelinin, diğer Avrupa ülkelerindeki uygulamadan pek farkı yok. Fransa’da sadece lise düzeyinde devlet okullarında türban yasağı var. Ama üniversitede hiçbir şekilde yasak değil” diyor.
Ama türbanın üniversitede yasak olmamasının dışında, söylediklerinin hiçbiri doğru değil. Bunun dışında Fransa’nın laikliğini pasifleştirdiğine dair hiçbir somut örnek veremez.
Ayrıca laikliği “Türban”a indirgemesi de bir tuhaf. Türkiye’nin Fransa’dan dört yıl daha fazla yasak uygulaması yasağın gerekçesini değiştiremez. Hıristiyan bir ülkede lisede biten bir yasak, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede dört yıl daha devam ediyormuş. Bu kadar basit.
***
Sözü, Prof.Dr.Özbudun’un tanıdığını sanmadığım Fransız bilgin Henri Pena-Ruiz’e bırakıyorum: “Türban takmaya zorlamak, klitorisin sünnet edilmesi, aile kanunu ve dinin ateizm üzerindeki kamusal ayrıcalığı ‘kültürel kimlik’ adına sırayla talep edilmekte ve laiklik, eğer hâlâ bu terimi kullanabilirsek, yalnızca ‘kültürel çokluk’un ya da ‘dini çokluk’un yönetimine dair basit bir teknik olarak anlaşılmaktadır. Arka planda ise, somut ve sıcak, kökenlere yakın ve mevcut varlıklar hakkında endişeli olduğu düşünülen cemaat benzeşmesinin yüceltilmesi gerçekleşmektedir.” (Laiklik Nedir ?, Gendaş Kültür, S.171) Henri Pena-Ruiz de laik bir düzende kamusal alanın steril olması gerektiğini söylüyor. (Cuma günü devam edeceğim.)