HİLAFETİN KALDIRILMASI

“Tevhid-i Tedrisat Kanunu” ile “Halifeliğin Kaldırılması ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Toprakları Dışına Çıkarılmasına Dair Kanun” önerileri 2 Mart 1924 tarihinde verildi. Ve 3 Mart 1924 tarihinde T.B.M.M. tarafından kabul edildi.
Bu iki yasadan birincisi, Devrim Yasaları denen yasalar bağlamında Anayasa’nın 174.maddesi tarafından korunmaktadır. Bu iki yasa “Türkiye’yi Laikleştiren Yasalar” (Atatürk Araştırma Merkezi Yayını) olarak kabul edilir.
***
Şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu bunalım ve hatta Erzurum/Erzincan savcılıklarının yaptığı mücadele bu iki yasa yüzündendir. Abartmıyorum ! Türkiye’deki iktidar mücadelesi sözünü ettiğim Devrim Yasaları bağlamında yapılmaktadır. Şimdi Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ndan söz etmeyeceğim. Sayemde bu yasayı neredeyse herkes ezberledi.
2 Mart 1924 günü TBMM’ne verilen ikinci yasa önerisi şöyle başlamaktadır. “Türkiye Cumhuriyeti içerisinde halifelik makamının bulunması Türkiye’yi dış ve iç politikasında iki başlı olmaktan kurtaramadı. Bağımsızlığında ve milli hayatında ortaklık kabul etmeyen Türkiye’nin, görünüşte bile olsa, dolaylı bile olsa ikiliğe tahammülü yoktur.”(S.31)
Dikkat ederseniz bu iki yasa da iki başlılığı ortadan kaldırıp Cumhuriyet’e özgü bir yönetim ve eğitim düzeni getirmeyi amaçlamaktadır.
***
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924) da Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) da, temelde bu iki yasaya karşı olanların sığınağı olmuş ve onlar tarafından yönlendirilmiştir.
Günümüzde, kendilerini liberal demokrat olarak sunan çıkarcı ve fırsatçılar, dedikoduyu tarihçilik sanan Mete Tuncay gibi tarihçiler, bu iki yasanın halka danışılmadan yapıldığını ileri sürerler. Çok güzel ! Peki duvarında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir !” yazan TBMM halkı değilse kimi ve neyi temsil etmektedir?
Milli Mücadele kahramanı Kâzım Karabekir Paşa da bu iki yasaya karşıdır : “…M.Kemal Paşa’nın, çıkamadığı bir makamı (hilafet) yıkma kararı vermiş ve fiiliyatına geçmiş olduğuna şüphe kalmadı” // “Tıpkı Cumhuriyetin ilanı gibi hilafetin lağvı ve hanedanın yurtdışı edilmesi… bana bile haber verilmedi…” (Şevket Çizmeli, Cumhuriyet Gazetesi, 17.02.2010) Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılması konusunda Karabekir Paşa’ya danışılmamış. Karabekir Paşa kendini TBMM’nin üzerinde sanıyor. Karabekir Paşa’nın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başına neden geçtiği anlaşılmıyor mu şimdi ?
***
14 mayıstan 30 gün sonra 13 Haziran 1950’de meclis grubunda yaptığı konuşmada, “Biz seçim beyannamesinde ‘millete mal olmuş inkılapları mahfuz tutacağız’ demiştik. Şimdi gene aynı noktada duruyoruz. Millete mal olmamış, millet vicdanına değirmen taşı gibi çökmüş bazı tedbirleri kaldıracağız” diyen Adnan Menderes, 1955 yılında, gene grup toplantısında milletvekillerine “Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diye yaltaklanıyordu. (Şevket Çizmeli, “Menderes, Demokrasi Yıldızı ?”, Arkadaş Yayınları, s.148 ve 164)
Türkiye’yi felç eden kurşunlar 1924’te, 1950’de sıkılmıştı. Devrim Yasaları ve Halifelik’i kaldıran yasalar olmasa Türkiye bugün Yemen’den Sudan’dan, Afganistan’dan farklı olamazdı. Başarılan ne varsa Cumhuriyet yarattı. 1923’ten bu yana Cumhuriyet’e ve onun çağdaş mirasına karşı ve düşman olanlar, şimdi, onun “servetine el koymak” istiyorlar !