HUKUK DEVLETİ VE BAŞBAKAN

Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı’ndan rica edeceğim : Bana gönderdikleri ve Avrupa Birliği’nin desteğiyle yayınladıkları “Hukuk Devleti” adlı kitapcığı AB meftunu Başbakan’a ve AKP milletvekillerine de göndersinler. Araştırma Görevlileri Abdullah Sezer, Emrah Kırıt ve Oya Boyar tarafından hazırlanan 100 sayfalık bu kitap, Başbakan ve AKP’sinin neredeyse her uygulamasında neden hukuk dışına çıktığını anlamamıza yardımcı olabilir. 21. sayfadan okuyoruz:
***
Hukuk Devleti’nin oluşabilmesi için şu koşullar gerekir : 1.Yasaların Anayasa’ya uygunluğunun sağlanması, 2.Yönetimin hukuka bağlılığının sağlanması, 3.Yargı organlarının ve yargıçların bağımsızlığının sağlanması, 4.Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, 5.Yasaların genelliğinin ve yasa önünde eşitlik ilkesinin sağlanması, 6.Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığının sağlanması.
Başbakan ve partisinin bu altı koşuldan habersiz olmalarını bir yana bırakalım, AKP’nin TBMM’deki Anayasa profesörleri bile bunları umursamıyor.
***
Anayasa Mahkemesi de, birçok kararında, hukuk devletinin taşıması gereken özellikleri saymıştır. Örneğin, 1998/45 ve 1999/15 sayılı kararlarında, Yüksek Mahkeme, hukuk devletinin çerçevesini şu şekilde çizmektedir:
“Hukuk Devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan , adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin, Anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır.”
“Hukuk devletinde, yasama organını da kapsayacak biçimde devletin bütün organları üzerinde hukukun ve Anayasa’nın mutlak egemenliği vardır. Yasakoyucu her zaman hukukun ve Anayasa’nın üstün kuralları ile bağlıdır.” (S.21-22)
Bunları Ankara Hukuk Fakültesi birinci sınıftan ayrılma ben bile biliyorum. Ama referansını dinden alıp, ulemaya danışan Başbakan devletin bütün Anayasal kurumlarıyla kavgalı.
***
“Hukuk devletinin en önemli koruyucu mekanizması, anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkelerini yaşama geçirecek olan anayasa yargısına ilişkin norm ve kurumların varlığıdır. Ancak, anayasa yargısının kurulması tek başına çok fazla anlam ifade etmez, bunun yanı sıra, kurulan yargının bağımsız ve erkler ayrılığı çerçevesinde işleyen bir niteliğe sahip olması gerekir. Yargı açısından bağımsızlık tüm mahkemelere yönelik olarak sağlanmasıdır.Ancak, özellikle konumuz açısından yaşamsal önemi taşıyan nokta, anayasa yargısının bağımsızlığıdır.” (S.34.) Öyleyse vur Anayasa Mahkemesi’ne, onu hedef göster !
***
NOT: 3 Haziran tarihli yazımla ilgili olarak, Cüneyt Ülsever’den gelen açıklamayı bilginize sunuyorum: “Ben ‘mahalle politikası’ adını verdiğim siyaset modelini anlattığım yazı dizisinde, adı geçen İslamcı örgütlerin doğrudan propaganda yerine sosyal politikaları öne çıkarmasına vurgu yaptım.  Gıda yardımı, sağlık hizmetleri (Hizbullah ve Hamas’ın hastaneleri var), eğitim hizmetleri (keza okulları da var) bu örgütlerin en büyük propaganda araçları. İnancım odur ki, diğer partiler de bu tip hizmetlerle “insandan insana” propaganda üretmelidirler.”