HÜRRİYET GAZETESİ, ÖZGÜRLÜĞÜM

Özellikle 14 nisandan sonra, bu toplumsal muhalefet hareketini yeterince yansıtmadığı için Hürriyet gazetesini protesto eden elektronik mesajlar alıyorum. Mesaj gönderenler, bu protestolardan beni ayrı tuttuklarını eklemeye özen gösteriyorlar. Aralarında artık Hürriyet gazetesi satın almayacağını, okumayacağını yazanlar da var. Bu duygusal tepkiler Hürriyet gazetesinin ne denli sevildiğinin, ne denli sayılıp güvenildiğinin de olumlu bir kanıtı.
İnsanımız AKP iktidarının iç ve dış siyasetinden, ekonomik politikalarından öylesine bunalmış durumda ki kendi ailesinden saydığı Hürriyet gazetesini yerden yere vurmaktan geri durmuyor.
***
Bu duygusal öfkeye karşın “O gazetede hala işin ne, bırak o gazetede yazmayı” diyen hiçbir mesaj almadım. Ama gazetede önümüzdeki günlerde sıkıntıya düşeceğim, düşürüleceğim yollu uyarılar aldım. Bu nedenle okurlarıma kısa bir açıklama yapmayı gerekli görüyorum:
1 Ocak 2000 tarihinden itibaren Hürriyet gazetesinde yazmaya başlayınca bazı yazar ve şair arkadaşlarım, dostlarım şaşkınlıklarını gizlemediler. Hürriyet gazetesi sana nasıl yazı yazdırır, dediler. Çünkü bağımsız, boyun eğmez, yarım yüzyıllık solcu kişiliğimi yakından bilenler Hürriyet gazetesinde yazı yazıyor olabilmeme şaşıyorlardı. Ama beni Hürriyet’te yazmaya davet eden Ertuğrul Özkök’ün beni herkesten daha yakın tanıdığını bilmiyorlardı. Ertuğrul Özkök, gerçek ve doğruları yazma eyleminin benim için bir yaşama, varolma tarzı olduğunu çok iyi biliyordu. Bir Zola, bir Sartre gibi sorumluluk ve adalet ahlakını kendime yol rehberi yaptığımı da çok iyi biliyordu.
Hürriyet gazetesinde ilkin Hürriyet Pazar’da ve Hürriyet Avrupa’da yazmaya başladım. Ana gazetede yazmaya can atmama karşın, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı’nın “Ertuğrul Bey, Özdemir İnce’nin yazılarını neden ana gazetede toplamıyoruz ?” demesine kadar, yıllarca sabırla bekledim. Bu süre içinde Vuslat Hanım en iyi okurlarımdan biri olmuştu. Sadece gazete yazılarımın değil, deneme kitaplarımın da okuru. Ama Vuslat Hanım’ı şimdiye kadar topu topu 4-5 kez gördüm. Beni yakından tanıması için eksiksiz özyaşamöykümü (“Mevsimsiz Şair : Özdemir İnce”) okumasına sundum. Kim bu adam ?
Yazılarımdan önce ve sonra, ne Vuslat Doğan Sabancı’dan ne de Ertuğrul Özkök’ten en küçük bir uyarı aldım. Hürriyet gazetesinde özgürüm ve mutluyum !
***
Son yayınlanan “Fesatlar Sarmalında Türkiye” (Remzi Kitabevi) adlı kitabımın önsözünde “Bu yazıları yazmam için bana en çağdaş özgürlüğü tanıyan Hürriyet gazetesine, Hürriyet gazetesinin yurtiçi ve yurtdışı çalışanlarına, yazıişlerine, editörlerine” teşekkür ediyorum. Zaten Hürriyet gazetesinde yayınlanan ve yayın hakkı (copyright) sahibi gazetenin izniyle kitaplaştırdığım yapıtlarımda, bu cümlenin benzeri satırlar okuyabilirsiniz.
Bu satırlar sadece gazetede “Tersi-Yüzü” sütununda yazan Özdemir İnce’yi değil, edebiyat yazarı Özdemir İnce’yi de bağlar. Şair, yazar ve gazete yazarı onurumu kamuoyu masasında pey olarak sürmeyi göze aldığım bir teşekkürdür bu !
Değerli ve sevgili okurlar, Hürriyet çok sesli büyük bir ailedir ! Gazetemizin Cumhuriyet, Anayasa ve Demokrasi’nin yılmaz savunucusu olduğuna bütün kalbimle inanıyorum !