HÜRRİYET GAZETESİNE PARA VERDİĞİM İLK GÜN

İlkokul birinci sınıfta okumayı söker sökmez “Dede” dediğim, Kevser Halamın kocası, Koca Çizmeli Ormancı Ahmet (Uygun) Efendi, elime Karagöz gazetesini verip “Oku !” dedi.
Yüksek sesle heceleye heceleye, başını gözünü yararak okumaya başladım. Karikatürlerin altını okuyup bitirince “Ver bir bakayım!” derdi.
Karagöz gazetesinden aklımda “Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az!” özdeyişi kalmış. Bir süre sonra, Dudu Halamın oğlu Maliyeci Muammer’in aldığı Yeni Sabah ve Vatan gazetelerini okumaya başladım, üç-dört yıl.
***
1948 Londra Olimpiyatları’nın başlamasıyla birlikte kendime bir gazete satın almam zorunluluk haline geldi. 1948 yılında Mersin’de pek az evde radyo vardı. Gazeteler iki gün gecikmeyle trenle gelirdi. Dağıtım bayii Tekgüç ailesi idi. Gazeteler akşama doğru gelirdi, tren tehirli değilse. Sıcakta terleyerek, ayazda titreyerek beklerdim.
Hürriyet gazetesini ilk kez Londra Olimpiyatları ile birlikte satın almış olmalıyım, ama ben görsel olarak 7 Ağustos 1948, cumartesi gününün Hürriyet’ini anımsıyorum. ( 1948 Ağustos sayılarını benim için bulan Hürriyet gazetesi Arşiv Müdürlüğü’ne teşekkür ederim.)
***
Elimde 7 ağustos sayısı olduğuna göre günlerden 10 ağustos olmalı. Yedi sütuna Manşet : Greko-Romende Olimpiyat İkincisi olduk”. Aşağıda iki güreşçinin rötuşlu ve kırmızı, beyaz ve siyah renkli fotoğrafları: “Mehmet Oktav ve Mersinli Ahmet birincilik aldılar. Kenan Olcay ve Muhlis Tayfur ikinci, Halil Kaya üçüncü oldu.” Biraz sağda, ortaya doğru bir futbol fotoğrafı: Milli takımın GS’lı sağ beki Sarı Naci bir Yugoslavya muhacimi (forveti) ile mücadele ediyor.
Birinci, ikinci ve üçüncü sütunlarda : “Markos ordusu son günlerini yaşıyor ! Yunan Milli ordusu âsi cephesini çökertti. Her tarafla muvasalası kesilen Markos sınırı geçip Arnavut arazisine sığındı. Harp sona erince Yunanistanda seçim yapılacak.”
Bir de fotoğraf : Yaralı bir askeri omuzlarında hastaneye taşıyan Makedonyalı kadınlar.
Demek ki 1948 yılının ağustos ayında Yunanistan’da içsavaş devam etmekte imiş. Savaşı Markos kazansaydı Avrupa tarihi değişirdi.
***
Tarihin hemen yanında, gazete adresinin altında şöyle yazıyor: “Fiatı her yerde 10 kuruştur.” O yaz, saati 12,5 kuruştan günde 12 saat Çukurova Sanayi İşletmeleri iplik fabrikasında masuracı olarak çalışıyorum. Demek ki bir saatlik ücretimi Hürriyet gazetesine veriyorum. O gün gene 10 kuruşu bastırıp gazeteyi almışım. Gazeteyi okuya tozlu hastane caddesinde yalınayak yürüyorum. Birden bir ses : “Nereye lan, beri gel hele !” Bizim hısımlardan Sadi Yürekli Büyük Çıkmaz Sokağın başında sandalyeye oturmuş. Gazeteyi elimden altı, okumaya başladı. Geri vermez ! Sinirlendim, gazeteyi kaptığım gibi ağlayarak yırtmaya başladım. Uray Caddesi’ne doğru koştum. Yeni bir gazete alıp bu kez Zeytinlibahçe Caddesi’nden gazete okuya okuya eve doğru yürüdüm.
***
Yarın, 1 Mayıs 2008 günü Hürriyet gazetesi 60 yaşına giriyor. Şimdi ben 72 yaşımda Hürriyet gazetesi yazarıyım. Bana yazma özgürlüğü yaşattığı için gazeteme şükran duyuyorum !