HÜRRİYET TRENİ

Geçen Pazar olağanüstü bir gün geçirdim Hürriyet treninde. Trendeki görevlilerden sadece Emel Armutçu’yu tanıyordum. Ama adım başı harika (kız+erkek) çocuklarla tanıştım. Kızlar çok güzel, erkekler çok yakışıklıydı. Kim seçiyor bunları ? Aferin !
Projenin adı : Hürriyet Hakkımızdır/Tren Özgürlüktür. 13 vagon… 340 metre… içinde 80 kişi çalışıyor gezerken. Akbank Çocuk Tiyatrosu, Uluslararası Af Örgütü gönüllü ekibi, Mimar Sinan Üniversitesi fotoğraf bölümü, Belgeselciler, CNN Türk’çüler,TCDD personeli ve Hürriyetçiler… Her gün, tiyatro, af örgütünün çocuklarla atölye çalışmaları, 1. Sayfalardan Hürriyet Hakkımızdır sergisi, TCDD sergisi, Aile İçi Şiddete Son semineri var.
Toplam 44 il dolaşılacaktı, dolaşıldı galiba….
***
Trenin en büyük sürprizi işin başından bu yana trende bulunan İngiliz TV.yapımcı ve yönetmeni Ani King-Underwood. Ani’nin ailesi Mersinli. Ermeni. Hemşerim ! Aile Fransız İşgal Kuvvetleri ve Özel Ermeni Lejyonu Çukurova topraklarını boşaltırken 1920’de Mersin’den ayrılmış. Annesi göçten sonra 1921 yılında Londra’da doğmuş. Ani de güzel Türkçe konuşuyor, telefonla konuştuğum annesi de. Ani’nin annesine :
“Sizin kıza çok iyi bakıyoruz !” dedim. “Bilirim bakarsınız !” dedi. Ani, “Sebebin gözü kör olsun!”un anlamını biliyor. Ama diyaspora Ermenileri ile Ermenistan Ermenilerinin aynı kumaştan dokunmadıklarını söylüyor.
Ermeniler ile aramızda bir tek uçurum kelime var : “Soykırım !”
Bu sözcükten ya onlar vazgeçecek, ya biz kabul edeceğiz. Hiç de kolay değil !
***
Çocuklar benimle, CNN-TÜRK için, Hürriyet treni ile ilgili bir söyleşi yaptılar.
Ben treni severim. Avrupa’nın dört bir yanında trenlere bindim. Fas’ta Kazablanka’dan Marakeşe kadar trenle gittim. Moskova’dan Vladivostok’a Transsibirien ile gitmek hayalim gerçekleşmedi. Kim bilir ? Ülker’i ailesinden istemeye Ankara’dan Aydın’a trenle gittim (geldim). Goncalı İstasyonu’nda inip çöp şiş yedim. Yıl 1960 idi.
Karayolları ve otobüsler henüz demiryolunun burnunu iyice sürtmemişti. Demiryolları 1950’lerden bu yana can çekişmekte ve “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” cümlesi ile dalga geçilmekte.
Burdur’da çocuklar “Demiryolumuzu, trenimizi isteriz !” demişler. Ülker, kendi kendine söylendi gazeteyi okurken :
“A çocuğum, anneniz-babanız demiryolunu komünistlik sayan iktidarlara oy verip onları iktidara geçirdi.”
***
Hürriyet Treni, dantel örer gibi Kars’tan bu yana dolana dolana Ege’ye geldi.
Hürriyet Treni’ndeki genç görevlilerin yaptıkları işten müthiş bir mutluluk duyduklarını fark ettim. Tren’in yazarı Emel Armutçu çok bilinçli yerel yönetimcilere rastladığı için çok sevinçli, (kaba kaçmazsa) ağzı kulağında.
Hürriyet Treni’nin görevi birden fazla : Hürriyet ile okurları arasında Gordium düğümü, düğümleri atmak. Ülkenin kentleri arasında görünür-görünmez bağlar kurmak. Pamuk ipliğiyle bile olsa ben razıyım. Başka nasıl halk gazetesi olunur ?
Bir tek eleştirim var : Tren’e konuk olacak yazarların adlarını bir gün önce ilan etmek gerekirdi. 2009’un Hürriyet Treni’ni sabırsızlıkla bekliyorum !