İDRİS KÜÇÜKÖMER EFSANESİ

İdris Küçükömer (1925-1987) bir iktisatçı. 1976 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde profesör oldu. “Düzenin Yabancılaşması : Batılılaşma (1969) adlı kitabında Osmanlı-Türk tarihini devlet sivil toplum karşıtlığı ekseninde yorumladı. İttihat Terakki ile Kemalizmi bürokratik devleti kurup koruyan antidemokratik hareketler olarak tanımladı.
Bütün Eserleri dört cilt olarak Bağlam Yayınları tarafından yayınlandı.
Yazarlar, şairler ve ressamlarla yakın dostluklar kurdu ve onlar sayesinde, dar bir çevrede bir mitos, bir efsane haline getirildi. Günümüzde, iktisatçılar arasında önemli bir yeri olmamasına karşın Yeni Mürteciler olarak anılan kadronun başvuru kaynaklarından biridir.
Hayattayken de tezleri bilim çevreleri tarafından ciddiye alınmadı. Hakkındaki övgüleri bugün olduğu gibi geçmişte de yakın çevresi (Murat Belge, Asaf Savaş Akat…) yazdı. Hakkında en ciddi bilimsel eleştiriyi 1969 yılında Yalçın Küçük yaptı.
Dostları sayesinde tek kitaba (“Düzenin Yabancılaşması”) ve tek cümleye (“Türkiye’de sağ soldadır, sol da sağda”) indirgenmek talihsizliğine uğradı.
Müritlerinden Yücel Yaman, hocasının tezlerini “Düzenin Yabancılaşması”nın sunuş yazısında şöyle özetlemektedir:
***
1.Türkiye’nin “solcu”ları gericidir. Üretim güçlerinin gelişmesinden yana değillerdir, tek merkezli, yukardan aşağıya otoriter bir örgütlenmenin savunucusudurlar. Halkı yönetilecek sürü olarak görürler.
2.Türkiye’nin ilericileri “sağ” cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir. Onlara bu niteliği kazandıran, onların değişmeye ve gelişmeye, dönüşmeye açık olan sosyal ve ekonomik istekleridir. Bu istekler üretim güçlerini geliştiricidir, toplumdaki monolitik iktidar yapısını çatlatıcı ve çoğulcudur.
3.1960 Anayasası gerici, antidemokratik bir Anayasadır.
4.Bu Anayasa’daki Milli Güvenlik Kurulu antidemokratik bir oluşumdur. Sivil iradeyi, askeri monolitik, antidemokratik topak bir güce mecbur edicidir. OYAK vb. girişimlerle ordu yürürlükteki mekanizmaya uyumlu hale getirilmelidir.
5.Türk Milli Kurtuluş Savaşı antiemperyalist değildir. Bir Türk-Yunan savaşıdır.
6.Yakın dönem tarihinin yeniden yazılması gerekecektir.
7.Türkiye’de “sivil toplum” ilişkilerinin kurulmasının önündeki engeller Türkiye’nin ilerici olduğu sanılan güçleridir.
8.Türk halkının demokratik yaşamı seçebilmesinin önünde genetik engeller olabilir. Çünkü yüzyıllar boyu sürekli merkezi, topak bir iktidar gücünün önünde “teba” ve “kul” olagelmiş insanlarla demokrasi kurulabilir mi ? Bu nitelikteki bireyler demokrasiyi isterler mi ?
***
Yücel Yaman’a göre, bu tezlerden dolayı Küçükömer’e açıkca ilan edilmeyen bir ambargo konuldu. Eleştirmek yerine görüşleri yok sayıldı, yalnızlıkla cezalandırılmak istendi.
Ve efsaneye göre, bütün bunlar Türkiye’yi sağcı hükümetler yönetirken oldu. Ama acaba tezler mi çürüktü ? Çürük olduğunu sonunda Yalçın Küçük’ten sonra 5 haziran 2007 tarihli Radikal’de Nuray Mert yazdı. (Devam edecek)