İKİ İNSAN (REFİK HALİT KARAY İLE MUSTAFA KEMAL)

Cumhuriyet gazetesi yazarı Deniz Kavukçuoğlu, 1919, 1920, 1921 yıllarında, Ulusal Kurtuluş hareketi üzerine dönemin yazar ve siyasetçilerinin görüşlerinden bir derleme yayımladı (22.02.2010).
Ben bunlardan yazar Refik Halid Karay’ın 1919 yılında yazdığı satırları aktaracağım :
“Anadolu’da bir patırtı, bir gürültü, kongreler, beyannameler falan, sanki bir şey yapabilecekler. Blöf yapmanın sırası mı ? Hangi teşkilatın, hangi kuvvetin var ? Bu ne hayal ! Kuzum Mustafa, sen deli misin ?”
Refik Halid Karay’ın “Kuzum Mustafa!” dediği kişi, Mustafa Kemal Paşa. O yıllarda birine olumlu ya da olumsuz anlamda “Kuzum!” diye hitap etmek pek moda idi !
Sanırım bu yazıyı 19 Mayıs 1919’dan, Sivas ve Erzurum kongrelerinden sonra yazmıştı.
Refik Halid Karay, Mustafa Kemal Paşa’nın deli olduğunu sanıyordu, belki de inanıyordu.
Yıl 2010! Günümüzün Refik Halid Karayları, benzerleri, onun ve onların yerli ve yersiz dostları, şimdi, Paşa’yı Türkiye’nin ve Tarih’in defterinden silmek istiyorlar.
Göreceğiz bakalım! Şimdi bu iki insanı, Gazi Paşa ile R.H.Karay’ı biraz anlatalım:
***
Bu iki insanın ibretlik ilişkisini Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Gençlik ve Edebiyat Hatıraları” adlı kitabında okuyabilirsiniz (S.47). R.H.Karay (1888-1965) önemli ve değerli bir yazar. İttihat ve Terakki ile arası iyi değildi. Sinop’a sürgüne gönderildi. 1918’de Ziya Gökalp’in çabalarıyla İstanbul’a döndü. Damat Ferit Paşa’nın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katıldı. 1919’da Posta ve Telgraf Umum Müdürü oldu. İzmir’in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumeti’nin tarafını tuttu. İstanbul’un düşman işgalinden kurtarılışının ardından 1922’de Beyrut’a kaçtı. 15 yıllık kaçak hayatından sonra 1938’de af çıkarılmasıyla yurda dönebildi.
***
R.H.Karay, Beyrut’tan Suriye sınırına gelir, sınır karakollarında dalgalanan Türk bayrağını hüzün ve acı ile seyredermiş. Bunları çıkardığı dergide yazarmış. Karaosmanoğlu anlatıyor:
“Bence, Refik Halid’in affı kararı üzerinde bu içli yazılarının tesiri büyük olmuştur. Atatürk’ün bunları okuyup duygulandığını yakından biliyorum. Fakat, birkaç zamandır gönlünde beslemekte olduğu bu af arzusunun – buna bir eser de diyebiliriz- öyle sanıyorum ki, Refik Halid’in “Deli” adlı küçük bir komedya kitabıdır. Atatürk, hiçbirimizin görmediği, bilmediği eserciği nereden bulmuştu ve ona kim göndermişti hatırlamıyorum.
Bir akşam, Atatürk, sofraya oturduğumuz sırada, “Çocuklar,” demişti, “size bu akşam tadına doyulmaz bir “ziyafet-i edebiye çekeceğim” (S.72-73)
Pazar günü, Atatürk “Deli”yi yüksek sesle nasıl okudu, ondan söz edeceğim.