İKİ KADIN ARASINDA

Biri İslamice tesettürlü, öteki, modern giyimli iki Türk kadını bir gazetede bir araya gelmiş sohbet ediyorlar. Kendi dünya görüşlerinden, yaşama tarzlarından, eğlenme biçimlerinden, erkek milletinden söz ediyorlar. Sadece iki Türk değil dünyanın herhangi bir ülkesinde iki kadın da aynı şeyleri konuşurlar. Ancak bizim ikili aslında çaktırmadan bir rejim tartışması yapıyorlar. En azından tesettürlü olanı kesinlikle rejim tartışması yapıyor.
Belki bu ikisi değil ama bu ikisinin mensup olduğu kadınların ideolojileri çok başka. Çünkü bu ikili ne denli özgür düşünceli, ne denli hoşgörülü olduklarını bize kanıtlamak için birbirleriyle yarışmaktalar. Gerçek temsilciler asla yarışmaz bu konuda. Bence, tartışmak için bir araya gelmeleri de yapay ve zorlama. Tam anlamıyla bir “show business”. Gösteri !
***
Geleneksel giyimli ve örtülü, kendini dindar olarak tanımlayan bir cahil kasabalı kadın için kendisi gibi olmayan, hele şehirli, alafranga giyinen, “İstanbullu” tiplemesine uyan kadınlar ve kızlar en azından hafifmeşreptir.
“İstanbullu kadın” Cumhuriyet kadınıdır. “Cahil kasabalı kadın” olarak tanımlayabileceğimiz kadın kendini politik ve ideolojik olarak bir yere oturtamaz. Zaten böyle bir yeri yoktur. Sadece toplumsal olarak değil siyasal olarak da ailesinin erkeklerinin yanında sığıntıdır.
Sorun okumuş, örtülü, kendini dindar olarak tanımlayan kadınla başlıyor. Bu kadının bir Cumhuriyet kadını olmadığı kesin. Kalçasını kırıp, gözlerini süzerek kameraya poz veriyor, şalvarla deniz giriyor, 4×4 spor arabalar kullanıyor, üniversiteyi bitirdiği halde çalışamıyor. Gazetecilik yapanları bastırılmış-bastırılmamış cinsellik tartışmalarına giriyor. Aşka inanıp inanmadığını, en gösterişci kadınlarla münazara ve münakaşa ediyor. Aşka inanıp inanmaması, kendi mahallesinden sevgilisi olup-olmaması bizce önemli değil. İsterse görücü usulüyle evlendiği kocasının ayaklarını yıkadığı leğendeki suyu şifa niyetine içsin, bu da bizim için önemli değil ! Ebedî mağdure müsameresine çıkan bu kadın Cumhuriyet kadınının olamadığı kadar aşırı politik. Oysa karşısındaki Cumhuriyet kadını tipik bir “apolitik” !
***
Başı ve vicdan kapıları kapalı kadın, “Çokeşliliğin savunulabilir bir yanı yok. Kadın-erkek eşitsizliğini de derinleştiriyor. Ama diğer taraftan, gönüllere ipotek koyamazsın. Biri bir başkasını sevdi ve başkasıyla birlikte olmak istiyor diye kalkıp dünyayı onun başına yıkamazsın. Mevzunun çözümü var : Eşi bir başkasına aşık olan ve tepesine ikinci hanımı getiren kadın boşansın. Tabii para kazanabiliyorsa… Ekonomik durumu iyiyse… Bu nasıl mümkün olur ? Kadın eğitim alırsa, mümkün olur. Peki tepesine ikinci hanım getirilme riski yüksek çevrelerde yaşayan kadınlar, çoğu başörtülü olan kadınlar eğitim alabiliyor mu ? Hayır. Bu çevrenin kadınlarına eğitimin kapısını kapayanların, sonra dönüp bu kesimi ‘Sizin adamlarınız da böyle, dininiz de böyle’ demeleri yanlış. Asıl ikiyüzlülüktür bu !” diyor.
Bütün felaket türban yasağından kaynaklanıyormuş (!)… Gazetelerin ikinci ve üçüncü sayfaları kocalarına ihanet eden, aşkı uğruna kocasını öldüren başı örtülü ve örtüsüz kadınlarla dolu. Bu bir gerçek ! “Bu çevrenin kadınlarına eğitimin kapısının kapalı olduğu” ise tamamen yalan ! Ancak Cumhuriyet kadını rolünü üstlenen kadının, bu yalana karşı “Ooo, bu tartışma bitmez…”den başka söyleyecek bir şey bulamaması ise tam anlamıyla bir skandal ! Madem ki kendini savunamıyorsun, o zaman bu işlere karışma !