İKİ TARAF KAÇ TANE ?

Önce ülkemiz ve bütün dünya emekçilerinin 1 Mayıs bayramını kutlarım. Biraz sonra tartışacağım sorunun gerçek nedeni ülkemizde 1 mayısları hakkıyla anlayıp, hakkıyla kutlayamamamızdır. Bunu sınıfsal ve ulusal bilinç söyletiyor.
***
Gelelim şimdi zurnanın zırt dediği yere ! Başbakanlık fetvasına göre ast üste (memur amire) dilekçe veremezmiş. Kim demiş ? Yasalara göre ast üste (amire) her durumda dilekçe verme hakkına sahiptir. Ast verdiği dilekçede ya da raporda üstü eleştirebilir. Örnek bir tanık, kanıt ve yanıt : Genel Kurmay Başkanlığı bir dilekçe ile, Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin şikayet ve eleştirilerini ilgililere iletmiştir.
Dilekçe yasalara uygun değilse, Başbakanlık, dilekçe sahipleri hakkında yasal işlemlere başlayabilir. Ya da Genel Kurmay kadrosunun tamamını görevden alabilir. Ben ikisini de tavsiye etmem. Çünkü, birincisi, yargı önünde mutlaka davayı kaybeder. İkincisi ise, dilekçe sahibini görevden almak yasalara sığmaz. Yasal süre içinde cevap verilir.
***
“İki Tarafın Kaç Tane ?” olduğunu bilemedikleri için, daha doğrusu kendilerince bir “İki Taraf” icat ettikleri için, ben, AKP’den, hükümetinden, amorf demokratlardan, illiberal liberallerden, kadrolu ve kadrosuz hükümet gazetecilerinden ve yazarlarından toptan şikayetçi ve davacıyım. Bu ülkede birinin adı laikler, ötekinin adı laiklik karşıtı dindarlar olan iki cephe, iki taraf yoktur. Kadın ve erkek gibi, kedi ve köpek gibi…
Ama aralarında inanç sahipleri, dindarlar da olmak üzere laik devletten yana olanlar ile bu laik devletin düşmanı İslamcılar var. Ne var ki bunları iki taraf olarak tanımlamak çok yanlış. Çünkü birincisi meşru, ikincisi gayri meşru. Vatandaşlar için laik devletten yana olmak yasal hak ve zorunluluk, laik devlet düşmanı olmak bir hak değil, bir suç ! Bu nedenle hiçbir mantığa göre bunlar “iki” taraf olamazlar. Terminolojinin doğru kullanılması gerekiyor.
***
Laik devletten yana olan vatandaşlar ve kurumlar statükoyu, yani Anayasa’yı ve dolayısıyla da Cumhuriyet’i savunmaktadırlar. Sonuç olarak demokratik düzeni savunmaktadırlar.
Laik devlet karşıtları ise statükoyu değiştirmek, yani Anayasa ve Cumhuriyet’i iptal etmek istemektedirler. Kendi amorf demokrasi anlayışlarından başka dayanakları yoktur.
Böyle bir durumda iki tarafı uzlaşmaya çağırmak yasa dışıdır. Çünkü terazinin bir kefesine demokratik, laik, hukuk devleti, öteki kefesine ise bu devlete karşı olanlar konulmaktadır.
Bilmeyenler, unutanlar vardır belki, bu nedenle bir kez daha yazacağım :
Anayasa’nın temel ilkelerine karşı olmak demokratik bir hak değildir !
İktidardaki hükümet Anayasa’ya uymamayı marifet saymaktadır. İktidardaki hükümet, Anayasa’nın “İnkilap Kanunlarının Korunması”na dair 174. maddesini her gün çiğnemektedir. İktidardaki hükümeti savunanlara da bir itirazım var: Cumhurbaşkanı seçimlerinde iktidar artık iyice “Caligula”laştığı için bir “ast kuruluş” tarafından eleştirilen bu siyasi kadroyu Cumhuriyet ile nasıl uzlaştıracaksınız ? Cumhuriyet’e “biat” etmekten başka bir demokratik uzlaşma olabilir mi ?