İKİNCİ GRUPTAN AKP’YE VE ERGENEKON’A (2)

Salıdan bu yana yazmakta olduğum yazılarla “Merkez Sağ”, “Ortanın Sağı”, “Demokratik Merkez” olarak tanımlanan bir siyasal konuya giriş yapmak istiyorum.
Ama kaynaktan başlamadan böyle bir girişimi geliştirmek mümkün değil.
***
Devlet ve toplum 14 Mayıs 1950’den itibaren İslamileşmeye başladı. İslamileştirme hareketi 2002 yılında AKP ile tek başına iktidara getirdi. Bu parti İslamişleştirme sürecini hızla devam ettirmektedir. Bu süreç İslam şeriatının devleti tamamen ele geçirmesine kadar devam edecek.
Demokrat Parti kuruluncaya kadar dini cemaatler ya yer altına inmişti ya da CHP içinde kılık değiştirerek yuvalanmıştı. Bu durum 1945’te Demokrat Parti’nin kurulmasına kadar devam etti. Demokrat Parti’nin kurulması ve 1950’de iktidara gelmesiyle başta Nurculuk olmak üzere tarikatlar ve cemaatler siyaset sahnesine çıktılar ve her gün giderek daha etkin olmaya başladılar. Nurcular DP’yi sürekli olarak desteklediler.
Adalet Partisi’nde de bu durum devam etti. Adalet Partisi gibi DYP de uzun süre İslamcı ideolojinin seraları olarak kullanıldı.
Bu süreç içinde Devlet Planlama Teşkilatı (Takunyalılar dönemi) ve Milli Eğitim Bakanlığı içinde İslami kadrolaşmaya önem verildi.
12 Eylül 1980 askeri darbesi, İskenderpaşa Cemaati için önemli bir dönemeçtir. Milli Selamet Partisi kapatıldı ama cemaatin mensubu Turgut Özal Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı yapıldı. Cemaat ANAP’ın kurulmasını ve iktidara gelmesini destekledi.
***
Nakşibendi geleneğine bağlı olarak kurulan Gümüşanevi tarikatının bir ardılı ve türevi olan İskenderpaşa cemaatinin şeyhi Mehmet Zahid Kotku’nun Necmettin Erbakan’a verdiği talimatla 1969 yılında Milli Nizam Partisi kuruldu. Ve böylece tarikat ve cemaatler 1970’lerin başlarından itibaren “Milli Görüş Partileri” olarak tanımlanan ve bir kapatılıp bir açılan Erbakan partileri (MNP, MSP, RP, FP, SP) dönemi başladı.
İskenderpaşa Cemaati “Milli Görüş” geleneğinin bölünmesi sırasında Erbakan’a karşı Gül-Erdoğan ikilisini destekledi. Fazilet Partisi genel başkanlık seçimlerinde Erbakan’ın adayı Kutan’a karşı Gül’ü destekledi.
Her sağ parti, Başbakan ve Cumhurbaşkanı çıkartan İskenderpaşa Cemaati ile şu ya da bu şekilde ilişkilidir.
***
Tarikat ve İslami cemaatlerin üç-beş satırda özetlemeye çalıştığım ahtapot gücünü daha fazla merak edenler Mustafa Peköz’ün “İslami Cumhuriyete Doğru” (Kalkedon Yayınları) kitabını mutlaka okumalıdır. Ben, Naşibendilik ve türevleri Gümüşanevi ve İskenderpaşa cemaatlerinin, Süleymancıların, Nur Cemaati ve türevlerinin, Gülen cemaatinin bütün sağ partilerle ilişkilerine dikkat çekmek istedim. Bu tarikat ve cemaatlerin hiçbirinin stratejisinde demokrasi ve toplumsal özgürlükler hiçbir şekilde yer almaz.
Bu, toplumun ve devletin İslamileştirilmesinin tarihçesini daha fazla uzatmak istemiyorum. Cumhuriyet’in İslami Cumhuriyet’e dönüştürülmesine sadece CHP ve sol partiler engel olabilir. Merkez sağın ya da demokratik merkezin böyle bir zaman ve mekanda yaşamak ve etkin politika yapma olanağı var mıdır ? Salıdan itibaren bu soruya cevap araştıracağız.