İMAM-HATİP MAFYASI

7 ağustos günü yayınlanan “Sünni Din Bezirganları Artık Özgür” başlıklı yazımı okuyan bir okur “Sünni madrabazlar”ın CHP’nin tek parti döneminde uğradığı zulmün (!) ne menem bir zulüm olduğuna açıklık getirdi:
ZULÜM
Bir toplantıda din madrabazlardan biri CHP’nin tek parti döneminde uğradıkları zulmü konuşmacıya laf atarak hatırlatmış. Bunun üzerine konuşmacı laf atana sormuş:
“Hangi ibadeti yapmak istedin de yapamadın? Namaz mı kılamıyordun, hacca mı gidemiyordun? …”
Madrabaz, konuşmacıyı yanıtlamış: “İbadeti yasaklamaya gücünüz yetmez. Siz bizi masadan ve kasadan uzak tutuyorsunuz.”
Müthiş bir yanıt. Hiç duymamıştım. Aydınlık okuru devam ediyor:
Yani tüm dertleri masaya ve -özelikle de- kasaya yanaşmakmış. Bunu yapamadıkları için gerçekten de “zulüm” gördüklerine, acı çektiklerine inanıyorum. Düşünsenize, kasa orada, başkaları yanaşmış (Örneğin: ANAP, DYP) ama bunlar yanaşamıyor. Bu ‘zulüm’ değil mi, onlar açısından? İlk işleri burada (Isparta) aç kurtlar gibi saldırmak oldu. Şevket Demirel’in bir benzetmesi var: “Malı kışın aylarca ahıra kapatırsın. Sonra bahar gelince çayıra saldığında yeşil otlara nasıl saldırırsa bunlar da deliler gibi paraya saldırdılar. Nasıl mı? Örneğin, benim üzerinden her gün geçtiğim kaldırımı tam 4 defa söküp, buranın taşını oraya, oranın taşını buraya yeniden döşeyerek. Tabii utanma vs beklemek boşunadır.”
AÇ KURTLAR GİBİ
Arkalarına İslam’ı aldılar, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar, çatlayıncaya kadar yiyecekler. Mafya yasası gereği sonra amip gibi bölünüp birbirlerini yiyecekler ve birlikte çürüyecekler.
Benim bu tür mafyalardan korkum yok. Çünkü, kural gereği, İslamcı Al Capone’u, gene İslamcı Alkapon temizleyecek.
Beni ürküten mafya programını ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin hazırladığı broşürde okuyoruz (6 Ağustos 2012 tarihli Cumhuriyet gazetesinden aktarıyorum):
“İmam hatip liselerinin önündeki engeller kalkmıştır. İHY’den mezun olunca, hem dininizi üst düzeyde öğrenecek hem de tıp, hukuk, siyasal, mühendislik gibi her çeşit üniversiteye girebileceksiniz. Hem halkın önüne geçip imam hatip olabilecek hem de öğretmen, doktor, avukat, hakim, kaymakam, müfettiş, mimar olabileceksiniz.”
Yeryüzünde bunun benzeri bir öğretim sistemi yoktur. İlkel ve bayağı bir köle yetiştirme sistemi. İlkin ilk ve orta öğretimde beyinleri yıkayıp ütüleyecekler, bilim karşıtı dogmalarla tıka basa dolduracaklar ve düşünen insan yerine uzaktan yönetilen kalas robotlar yetiştirecekler ve ülke yüzeyini bu türden prinhalarla işgal edecekler.
ATOM BOMBASINDAN BETER
Bu düşmanca bir programıdır. Başbakan’ın “İmam hatipler milletin gözbebeği olacaktır” yobaz talimatına gönderme yapılan broşürde “Yeni dönemde Türkiye’nin gözbebeği olacak olan imam-hatip liselerine kayıtta geç kalmayın” uyarısı yapılıyor.
Sonra sıra velilere geliyor: “Çocuklarımız imam hatip ortaokullarını bitirdiğinde, hem yüce kitabımız Kuranıkerimi öğrenecek hem de Anadolu veya öğretmen lisesine gidebilecek, hem Hz.Peygamber’in hayatını öğrenebilecek hem de fen lisesi veya imam hatip lisesine gidebilecek.”
Çocuklar kesinlikle gerçek Kuran-ı Kerim’i öğrenemeyecekler, çünkü öğretmenleri de Kuran-ı Kerim Arapçasını bilmezler. Çocuklar laik okullarda öğrendikleri İngilizce ve Fransızca kadar Arapça öğrenemeyecekleri için Kuran’ı anlamalarına olanak yoktur. Ancak onu ezberleyecekler ve saptırılmış Türkçe mealini okuyacaklar. Ama buna karşın tamamı softa ve yobaz olacak. Said Nursî ve Fethullah Gülen türü meczupların kölesi olacaklar, kafa ve ruh sağlıklarını yitirecekler. Dahası, ana-babalarından nefret edecekler, kadını ve erkeği anlama yeteneğinden yoksun olacakları için de sağlıklı bir yuva kuramayacaklar.
İMAM HATİPTE KÖTÜ ALIŞKANLIK YOKMUŞ
“İmam hatip okullarının ‘Sosyal, beşeri ve fen bilimleri ile birlikte İslami ilimleri aynı müfredat altında göstermesi bakımından Türkiye’ye özgü bir tecrübe’ olarak tanıtıldığı bilgi notunda ise, ‘Gençlerimize bu okullarda değerler eğitimi verildiği için kötü alışkanlıklar yok denecek kadar azdır’ görüşü dikkat çekiyor.
Bu cümle, laik okulların bile-isteye AKP hükümeti tarafından sabote edildiğinin itirafıdır.
Broşürün sözünü ettiği “Türkiye’ye özgü tecrübe” Said Nursî’nin Van’da kurmayı hayal ettiği “Medresetü’z-Zehra” ucubesini örnek almaktadır.
SONUÇ OLARAK
Sonuç olarak: AKP hükümeti pedagoji bilimine aykırı altı kaval üstü şeşhane bir öğretim sistemi içinde Türk gençliğini özgür ve bilimsel düşünceden uzak, kumanda aletiyle güdülebilir bir insan sürüsü haline getirmek istemektedir. ÖNDER’in broşüründe de itiraf edildiği gibi, uygar dünyada böylesine kaçık ve budala bir okul ve öğretim sistemi bulunmamaktadır.
Düşünsenize, gerçek beden eğitimi, müzik, resim derslerinden yoksun bırakılan çocuklarımız “din dersi” adı altında haftada sekiz saat irtica, hurafe ve üfürükçülük dersi alacaklar. Ağustos ayında yapılacak atamalar sonunda 8 bin başlık din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı kapatılmaz ise, müftülük, imamlık ve Kuran kursu öğreticiliği yapan (ama pedagoji sertifikası bulunmayan) İlahiyat Fakültesi mezunları ders verecek. Ve bu yetkisiz ve yeteneksiz kimselerin mezun ettiği zavallı çocuklar dünya ile yarışacaklar (!).
Böyle bir uygulama karşısında bütün “Aklı başında Türkiye”nin ayağa kalkması, isyan etmesi, uygulamayı yargıya götürmesi gerekmektedir. Ama tıpkı Osmanlı gibi Türkiye de uyuyor. Bütün dikkatini 2 ve 3 sayfalara vermiş olan basın çürümeye devam etmektedir.