İMAM-HATİPLİLER İKİNCİ SINIF VATANDAŞMIŞ (MI?)

Tipik bir İslamcı ya da imam-hatiplinin zihinsel yapısını teşhir etmek için, dünkü yazımı özellikle yayınladım.
İmam-Hatiplinin ayyaşı, ateisti, komünisti olur mu ? Olur ! Ben gördüm, böyle acaip tanıdıklarım oldu. Gençliğimde içki arkadaşlarımdan biri Ankara İlahiyat Fakültesi mezunuydu, içkici ve zampara idi. Genç bir ilahiyatçı-felsefeci dostum ciddi bir ilahiyatçının dinci olmayı bir yana bırakın, dindar olamayacağını da söyler.
Yani, imam-hatiplilerin türlü çeşitli olduğu söyleyenler var. Bu türlü-çeşitlilik “marjinalite” ile sınırlı ise doğru olabilir. İmam-hatipler de askeri liseler gibi tek tip insan yetiştirir. Bu doğaldır, zorunluluktur. Askeri liseden imam çıkmamalı, imam-hatipten de asker (astsubay, subay) çıkmamalı.(Şimdi bana ABD ordusundaki rahipleri örnek gösterecekler. Aynı şey değil. ABD ordusunda din adamı kökenli muharip general var mı ?)
İmam-hatipli ana gövdenin “Cumhuriyet” ve “Devrim”le bir sorunu olmadığını söyleyenler, AKP hükümetinin her göreve neden bu okul mezunlarını tercih ettiğini açıklayabilir mi ?
A&G araştırma şirketinin sahibi Adil Gür “İmam-Hatipli olmak yükselen değer. İktidardan yararlanmak isteseydim ‘Selamun aleyküm’ der kapılarını çalardım’ (Vatan Pazar, 05.04.09) diyor ki bunun anlamı çok açık.
***
Şu anda imam yerine “imam-vali” gibi bir melez türler yetiştiren İmam-hatip okullarının da, bu okuldan mezun olanların da düşmanı değilim. Sorun başka yerde : İmam-hatip okullarının kuruluş amaçlarına uygun olarak sadece din adamı olarak istihdam edilmeleri gerektiğini düşünüyorum. İmam-Başbakan, İmam-Cumhurbaşkanı, İmam-Vali, İmam-Danıştay Üyesi, İmam-Anayasa Mahkemesi Başkanı üreten, üretecek zorlama ve yapay yöntemlere karşıyım.
Tıpkı Hıristiyan Ruhban Okullarından ya da Teoloji Fakültelerinden mezun olan Hıristiyan din adamlarının Türkiye’deki camilere imam, Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarına uzman olarak atanmaları gibi bir saçmalık..
Ortaöğrenimini imam-hatip lisesinde tamamlamış bir Prof.Dr.’un YÖK üyesi olması Hagion Oros (Aynoroz)’da eğitim görmüş bir Ortodoks papazın DİB Din İşleri Yüksek Kurulu’na üye ya da DİB’e başkan olmasından farksızdır.
Ama Vatikan dışında dünyanın ikinci din adamı başbakanı bizde: Son Osmanlı Padişahı ve Halife namıyla maruf I.Recep Tayyip Erdoğan.
***
Şu anda Türkiye’nin en önemli sorunu bence imam-hatip okulları. Nedenini 29 Mart seçim sonuçlarının haritasına bakarsanız anlarsınız. Cumhuriyet ve devrimlerinin amacı türdeş (homojen) geçirgen bir toplum yaratmaktı. Parçalardan, “unsurlar”dan oluşsa da kendi içinde uyumlu bir türdeşlik, çevreye ve öteki unsurlara açık yani geçirgen bir türdeşlik.
Türkiye’de ne yazık ki durum tersine: Geçirimsiz (empermeabl) ve ayrışık (heterojen) bir yığışım. Yani birbirine kapalı, iletişimsiz, etkileşimsiz adacıklar halinde yaşayan bir insan yığışımı. Tıpkı bin yıllık Osmanlı cemaatler toplumu gibi !
Cumhuriyet, bu karmaşaya son vermek için 3 Mart 1924 tarihinde 430 sayılı Öğrenim Birliği Yasası’nı (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) çıkartmış ve imam-hatip okullarını genel öğretimden ayırarak ona özel bir statü vermişti. Türkiye’nin bugünkü parçalanmışlığının en büyük sorumlusu “imam-vali” yetiştiren imam-hatip okullarıdır.