İRTİCA ALGISI NEDİR ?

1952-1956 yılları arasında bir tarihte ya Bedii Faik ya da Çetin Altan aşağı-yukarı şöyle bir anlamda bir cümle yazmışlardı: “İstatistik bikiniye benzer ayrıntıyı açar işin aslını gizler!” O zamandan bu yana istatistiklerin ipiyle kuruya inmem.
1965 ya da 66’da dönemin önde gelen ekonomisti Pierre Jalee, istatistik rakamlarına bakarak Paris’te Türk ekonomisi üzerine konuşmuş ve şöyle demişti:
“Adam başı kaloriye bakacak olursak Türkiye Üçüncü Dünya ülkesi değil, ama çimento ve çelik tüketimine göre Üçüncü Dünya ülkesi. Demek ki Türkiye’de henüz ve hala aile tipi ekonominin egemenliği var.”
O zamanki öğrenci derneği başkanı Erdinç Tokgöz şimdi ekonomi profesörü .
***
Sözü TESEV’in yaptırdığı “Değişen Türkiye’de Din, Toplum ve Siyaset” başlıklı araştırmayla ilgili rapora getireceğim: Araştırmayı yöneten Ali Çarkoğlu (Sabancı Üniversitesi) ile Binnaz Toprak gazetelerin ve televizyonların çekimine kapılıp konuşmasalardı ortalıkta dönen fesadı asla anlayamazdım. Bunun üzerine gazete arşivime baktım:
“İrtica tehlikesi yok, dindarlık artıyor” (Yeni Şafak, 22.11.06)
“İslamcıyım ama din devleti istemiyorum” (Radikal, 22.11.06)
(Radikal gazetesine bir eleştiri: Din devleti istemeyene zaten “İslamcı” denmez.)
“Dindarlık arttı ama türban takan azaldı” (Sabah, 22.11.06)
“Cumhurbaşkanı eşinin başı açık olsun” (Milliyet, 22.11.06)
“Böyle bir toplumda ‘laiklik elden gidiyor’ kaygısı da, ‘tesettür yayılıyor’ zannı gibi, sosyolojik olgulara aykırı bir yanılgıdır! Zaten toplumun yüzde 73’ü laikliğin tehdit altında olmadığını görüyor.” (Taha Akyol, Milliyet, 22.11.06)
“İrtica ya da laiklik diye bir sorun Beyaz Türkler arasında, kremada tartışılıyor, ama bu sorunlar toplumun gündemini bugün için pek fazla meşgul etmiyor, gündemin çok alt sıralarında yer alıyorlar denebilir mi? Denir, yanlış olmaz!” (Hasan Cemal, Milliyet, 28.11.06)
***
İkinci Cumhuriyetçi, liberal, eski acilci goşist neo-liberal ve İslamcı gazete yazarları, Taha Akyol ve Hasan Cemal Bey gibi yorumlarda bulundular. Hata ! Bikini yanılsaması !
Anketlerin içerdikleri anlam ve göstergeler basketbol maçı sonuçlarına benzemez, ya da yüzde 49,99 karşı yüzde 50,01 türünden demokratik oylama sonucu değildir.
Anket içinde tarafların verdiği yanıtlar bilimsel doğrular değildir. “Laiklik” ve “irtica” konusunda yapılan anketlerin sonuçları ülkenin rejimine göre değerlendirilir. Laik bir rejimde nüfusun yüzde 27’sinin laikliğin irtica tehdidi altında bulunduğunu düşünmesi son derece düşündürücüdür. Örneğin AKP için böyle bir tehdit yoktur ama Cumhuriyet’e göre büyük bir tehdit vardır. Ve anket sonuçlarına göre bizzat AKP rejim için tehdit oluşturmaktadır.
Binnaz Toprak ve Ali Çarkoğlu gelince: “İrtica tehdidi yok ama irtica algılaması var” diyorlar ama yanlış. Çünkü, “Algı bir olayın , bir nesnenin duyular aracılığıyla edinilen ve bilinçte gerçekleşen tasarımıdır.” Yani, bilimsel raporlar akıl ile yorumlanır.
Beş duyunun görmediği irtica tehdidini akıl ve mantık görüyor