İŞÇİLERLE “ŞİİR SICAĞI” DAYANIŞMASI

Ankara’da açlık grevi yapan işçilerle, aydın ve sanatçıların dayanışma ve örgütlenme duygusunu birlikte omuzlamaları düşüncesinden yola çıkarak, onlara yanlarında olduğumuzu ve sevgimizi hissettirecek bir şeyler yapalım dedik. Bu düşünceyle, şair- yazar dostlarımızdan bu onurlu mücadeleyi anlatan “en fazla iki dizelik” şiirler yazmalarını istedik. Onlara bir ses, bir nefes de biz olalım diyerek, yalnız olmadıklarını, bu ülkenin düşünen, üreten, eli kalem tutan insanlarının da yanlarında olduklarını bilmeleri gerektiğini düşündük. Amacımız, dizelerimizle bu karakışta onların yüreklerine sıcak sesler düşürmekti. Toplanan bu dizeleri, şair isimleriyle birlikte uzun bir kolaj şiire dönüştürerek, açlık grevi yapan işçilere sunuyoruz…

Engin Turgut
Ömer Turan
10 Şubat 2009

TÜTÜN GÜLLERİ

biz şiirlerimizi işçilere yazarız ama, işçiler bizim kim olduğumuzu bilmez
iş isterler ekmek isterler aş isterler, kesenin ağzını açmayanlar düşünsün usta

günlerdir, susmuyor yaralı gökyüzü
küçük bir çatlaktan çoğalıyor şehir

kayıp topraklardan sürüldük de geldik o kar ülkesine
böyle sıcağız, soluğunuz vurdukça ellerimizin sesine.

tek elimizde büyüyor kanatlar ışığa yükseliyoruz
kırsan da karartamazsın biz güneş doğumluyuz…

bir değil binlerce dil dalga dalga kırılıyor soğuk kaldırımlarda
orta yaşlı bir adam yüz kez tekrarlıyor umudunu ,buz yangısı elleri çiçek açmalı …

mendilinin ucundan öptüm alın terini sildiğin
kızılay’da kırmızı karanfil dirençli onurlu kardeşçe…

insanlık hali bu ya dostlar,ölürsem bu günlerde
tenimi verinde toprağa,yüreğim kalsın tek/el’ de

kulak asma olur olmaz şeylere, kendine yaslan
sofrasındayız günün.

boşluğa değil sana ölüme değil hayata bu sefer,
uzansa bile bir tek el… yeter!

işte onlar, elleri kaç asırdır nasır
kocaman bir gemiyi yediyorlar, hu!

ekmeği üşüyen bir parmak düşündüm
açlığı gülen elma bir sızı kaldı göğün yanağı

bilmediğin iyi oldu uzun süreler saklımı
ne göze gelirdi sevdam ne de alırdın aklımı

boğazıma takılan lokmamsın düğüm düğüm
biliyorum seninle aydınlanacak göz koyduğun gün

üzgüler kar çiçeği ankara’da
yollara ben, sen umuda, yolculuklar yarına

ah, buğday yüzlü, işçi kardeşim, sensiz her lokma boğazıma takılıyor
ışığından öpesim geliyor da aşkla direnişin dünyanın kalbine sığmıyor

karıncadan öğreniyorum ekmek taşımasını eve
yeryüzünün en ağır işçisiyim gözyaşı taşıyorum yanakta

çadır dibi üşüyen işçinin soğuk alı yanağında.
tek yürek, tek/el bir ülke büyüyor şimdi içimde

sessiz duran halkım, koca bir ağrıyım
dağından kopmuş kayayım o meydanlara dolan

zemherinin ayazını güneşe yuvarlayan sisyphoslar
ayırıp dudaklarımı ateşlerden yüreğinizden öpüyorum

fersiz kalmış gözlerle bakıyorum
meydandaki ateşin alevine..

ar damarı çatlamış zulmü artmışlara karşı
ülkemin sesi oldun yüreğimdesin

gün gelir, gelmez dün
suçtur isminin üstüne kazımak yarını

en güzel bayramlıklarını giymiş çocuklarda
heyecan mavi tulumlarında izlenmekte.

külün ezgisinde ısınan her damla alın teri
damlıyor cennetine emeğin, insan ırmağı bu

”ben yaptım oldu” düzenine direnmenin
ankara’da adı tek el oldu

olağandışı bir yol bulunabilir elbet
zembereğini kendi kuran

soğana sıktığım tuz, gözyaşı
çayına kattığım şeker, bebek dudağı

aşk ve tütün ikliminden geldiniz buralara
sahibinden satılık gül sürüleri yakanızdaki

gün geldi açlığı sevdik
su elimizden tuttu

inceldiğim yerden koparım diye
birleştik. açlığımıza…

hak kapısı açılır, hakkın dağıtır sema, yer
çiğ süt emmiş beden, isteğince büyüğünü der

ben hala insanlık türküsünü söylerim
bulandığım dertlere kırılan düşlerime inat

yaşamın yokuşunda emeğin yoksul yalnızlıklarıydı onlar,
yonttukça açlığın ölümünü, çoğalan!

âsi bir nehrin ıslığını nasıl sevdiysem
umudu besleyen alın terinin sesini de öyle!

suskulara susuyorum
ruhumun en karanlık yerinden battıkça batıyorum

kalbimin oraya kıvrıldım ve ritmini dinledim
işçilermiş ateşin dövüşkeni

bilinç, karanlıkta sınanır
yürek ki, ayazda ve açlıkta

zifir karası üşürken insan
halkayı halktan büyütüyor vicdan…

zafer sabahı çıkacağım topraktan,
saçlarıma tütün gülleri takarak bu kesin, kesin

DİZE SIRASINA GÖRE ŞAİRLER : Fadıl Oktay, Mustafa Güçlü, Şerif Eginbay, Hakan Sürsal, Azime Akbaş Yazıcı, Gülderen Canyurt, Hayrullah Tiyekli, Özgen Seçkin Enderemiroğlu, Perihan Baykal, Hüseyin Bozkurt Şeref Öztürk(Usta), Ahmet Saraçoğlu, Neriman Calap, Engin Turgut, Mustafa Ergin Kılıç, Muzaffer Cura, Serkan Türk, Zekeriya Saka, Kemal Özdemir, Zeki Oğuz, Hakan Kartal, İshak Konya
Hüseyin Korkmaz, Nükhet Eren, İhsan Topçu, Berrin Ergüç, Ömer Turan, Kemal Kızıltoprak, Nesrin Kültür Kiraz, İlkay Coşkun, Güzin Oralkan, Ayşe Beyza, A.Ertan Mısırlı, Safiye Çakır, Koray Feyiz, Kenan Sarıalioğlu, Mehmet Kuvvet, Hüseyin Haydar.