İŞİN KOLAYI YA DA DİYELİM Kİ…

Hasan Cemal bey kardeşimiz benim kıyasıya eleştirdiğim (22.12.06) Prof.Dr. Kemal Karpat’ı yere göğe sığdıramıyor (Milliyet, 03.01.07). Benim İslamcılara yakın bulduğum profesörü kendine akıl hocası yapıyor ve yazısının bir yerinde de “Erdoğan’ın iktidarda değiştiğini söylüyorum. Laikliği yıkmaya dönük bir ‘gizli gündem’e sahip olduğuna da inanmıyorum” diye yazıyor. Erdoğan değişmedi, Hasan Cemal değişti.
***
Nuray Mert ise türban aracılığıyla “Haydi kızlar okula” sloganını sarakaya alıyor (Radikal, 02.01.07). Alır ! Ancak onun yazdığı gibi Türkiye’de “Başörtüsü sorunu” diye bir şey yok, “Türban sorunu” var. Çünkü “Türban” ile “Başörtüsü” ne giyim-kuşam terminolojisinde, ne politik ve sosyolojik bağlamlarda eşanlamlı değil. İki değişik gösteren işaret.
Nuray Mert “Bırakın Allah aşkına ‘Politik simge oldu, o nedenle yasak’ falan diye laf çevirmeyi. Ne simgesi ve ayrıca simgeyse simge size ne ?” diye sertçe çıkışıyor. Nuray Mert insanları “Size ne ?!” diye paylamayı seviyor. Birkaç yıl önce “Size ne!” diye Adonis ile bana da çıkışmıştı. Ben de “Bize neyse sana ne ?” diye yanıtlamıştım. Liberal demokrasilerde “Sana ne?” diye terslenmek mümkün mü ? Ben cumhuriyetçi demokratım, bizim mezhepte mümkün değil !
***
Bu yazının amacı adını verdiğim iki yazarla tartışmaya girmek değil. Bir davet ! İki yazarı imam-hatip okulları konusunda düşünmeye ve yazmaya davet ediyorum. Çünkü R.T.Erdoğan ve partisinin değişip-değişmediğinin denek (mihenk) taşı bu imam-hatip okulları.
Türban sorunun kaynağında da imam-hatip okullarını ve bu okullara kız öğrenciler alınmasında görüyorum. Türban sorunu ilk kız öğrencilerin imam-hatip liselerinden mezun olup yükseköğrenime başlamasıyla Türkiye’nin gündemine girip sorunlaştı.
Türkiye’nin demokratları (demokratlıkları nasıl ise), liberalleri, neoliberalleri, neoliberallerin emir erleri, demokratikleşme, özgürleşme, çağdaşlaşma, uyum yasaları, Kemalistler ve dinozorlar konularında her şeyi konuşuyorlar, ama imam-hatip okullarını ve zorunlu olarak Öğretim Birliği Yasası’nı ağızlarına almıyorlar. Oysa tek ölçü imam-hatip okulları.
***
DİSK’in de içinde bulunduğu, Sol İttifak adı verilen “10 Aralık Hareketi” de türbana özgürlük istiyor: “Dinin siyasi alanda istismarına yol açmayacak biçimde uygulanmak kaydıyla, yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin başörtüsü takmalarının toplumsal uzlaşma temelinde, bu doğrultuda gerekli hukuki değişiklik yaparak serbest bırakılmasını uygun bir çözüm olarak görüyoruz” (Milliyet, 13.01.07) diyorlar.
Bir kez daha bir düzeltme yapalım: Türban “türban”dır, başörtüsü değil. Gerçek ve doğruyu bulmak için doğru terminoloji ile düşünmek ve konuşmak gerek.
“10 Aralık Hareketi” zahmet edip temel eğitim sorunlarıyla, imam-hatiplerin meslek okullarından ayrılması konusunda biraz düşünüp kafa yorsa çok iyi olur. Çünkü imam-hatip işi çözümlenmeden ne türban sorunu çözülür, ne de ulusal eğitim düzelir!