İSLAM DEMOKRASİSİ

İki sözcük yan yana çok hoş duruyor değil mi? Kimileri öyle sanabilir. Demokrasi İslam’a referans ve gösterge olabilir, olmalıdır ama İslamcılar böyle bir ilişkiyi kesinlikle istemezler. Sadece kendileri için demokrasi isterler, başkalarının canı cehenneme.
İslamın demokrasiye referans ve gösterge olmasına gelince, hiçbir din demokrasiye referans ve gösterge olamaz. Hıristiyan demokrat partiler mi? “Hıristiyan demokrat” sadece partinin adı, ama partinin referansı ve göstergesi değil. Kesinlikle!
***
Durup dururken kuru deriden bal mı çıkartmak istiyorum. Hayır, çünkü kuru deriden bal çıkmaz. Ama geçen hafta yaşadığımız, tanık olduğumuz birkaç olay, İslamcı zihniyetin neden demokrasi ile başının hoş olmadığını iyice kanıtladı:
• Said-i Nursî ile ilgili Hür Adam adlı film. Bu filmle ilgili herhangi bir şey yazmayacağım. Ancak şunu söylemeyeceğim: Cumhuriyetçi laik kitle filme karşı herhangi bir şiddet tepkisi göstermedi. Laik-cumhuriyetçi açıdan yapılacak bir Said-i Nursî filmine Nurcular ve İslamcılar aynı olgunlukla katlanabilir mi? Yoksa filmi gösteren sinemayı ve televizyonu taşlarlar mı? Bence yürüyüşlü gösteri yaparlar, taşlarlar ve gösterimin yasaklanmasını isterler.
• “Muhteşem Yüzyıl”. Dizi filmle ilgili düşüncelerimi 11 Ocak Salı günkü yazımda yayımladım. I.”Muhteşem” Süleyman, tarihsel gerçeğin Süleyman’ı değilmiş. “Hür Adam” Said-i Nursî’nin de tarihteki Said ile herhangi bir ilişkisi yok. Filmde bir mehdiye dönüştürülen Said gerçekte tam anlamıyla bir meczup. “Muhteşem Yüzyıl”ın Süleymanı’nı beğenmeyenlerin yapacakları epeyce şey var: Örneğin filmi yapıp üreten firma ile iş yapmamak, filmi gösteren televizyona reklam vermemek ve onu seyretmemek. En doğrusu ise filmin İslamcı-Milliyetçi versiyonunu yapmak. Ama kesinlikle kıyama kalkışmak, düşüncelerini özgürce ifade eden bir kadroyu tehdit etmek değil.
***
• Büyük sanatçı Mehmet Aksoy’un Kars’a yaptığı “İnsanlık Anıtı” adlı anıt-heykel: Mehmet Aksoy, bir şair, bir romancı, bir besteci, bir oyun yazarı gibi, kendine özgü bir malzeme kullanarak bir estetik düşünceyi dile getiriyor. Bu anıt-heykel hakkında sadece öteki heykeltıraşlar, sanat eleştirmenleri söz söylemek hakkına sahiptir. Rodin’in Düşünen Adam’ının bir estetik mesaj iletmesi gibi Kars’taki anıt da bir düşünceyi dile getiriyor. Mehmet Aksoy bu mesajın barış, dostluk ve kardeşlik olduğunu söylüyor. Bakılsın bakalım, sanatçı meramını iyi anlatabilmiş mi? Elbette bunu dağdaki çobana (!) soracak değiliz.
• “Biz pişman olmayız”: Hizbullah’ın tahliye piyangosunu kazanan askeri kanat sorumlusu Hacı İnan, bir soruyu yanıtlarken “Neden pişman olacağız ki? Biz Müslümanız, İslam’da pişman olunmaz ki!” demiş. Demek ki Hacı İnan’ın İslam’ı hırsızlara, katillere, müfterilere, ırz düşmanlarına pişman olma hakkı tanımıyor(muş). Müminlerini “pişmanlık” hak ve erdeminden yoksun bırakan dine din mi yoksa safsata mı denir?
• “45 cm. mesafe”: Mersin’de bir lise müdürü kız öğrencilerle erkek öğrencilerin birbirlerine 45 cm’den daha fazla yaklaşmalarını yasaklamış ve bunu İslam dini adına yapmış. İslam, zinayı kanıtlamak için, dört tanığı ve bir metre ipi zorunlu kılıyor. 45 cm. mesafeden nasıl zina oluyor? Bunlar sadece bir başlangıç! Laiklik geriledikçe Türkiye cehenneme dönecektir. Biline!