İSLAMCI, ALİM VE ZAMPARA

11 Eylül 2006 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlandı: Radikal İslamcılığın en önemli kuramcılarından biri olan Mısırlı Seyyid Kutub’u idam edilişinin 40.yılında anmak üzere düzenlenen sempozyumda, Zaman gazetesinden gazeteci ve yazar Ali Bulaç da konuşmuş. Gazete, bu hezeyan konuşmasından ne yazık ki birkaç cümle yayınlamış.
Birinci cümle : “Bugün bilgi çok kolay ve ucuz ulaşılabilir bir hale geldi. Tıpkı modern kadın gibi. Modern kadına da bilgi gibi çok kolay ulaşılabilir.”
Ali Bulaç, ikinci cümlede, Cumhuriyet gazetesinin Seyyid Kutub’u Selefiye mezhebine yakın olduğunu yazmasını “edepsizlik” olarak tanımlıyor. Öfkelenmekte haklı, çünkü İstanbul’da 58 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırıyı yapan El Kaide militanları da “selefiyyun”dandır.
***
Bir İslamcı alim olan Ali Bulaç’ın modern kadın tanımı onun zampara meşrep zihniyetini de itirafa benziyor. Demek ki İslamcı cephenin “Don Juan”lık ve “Cazanova”lık kadroları da iyi çalışmakta… Ali Bulaç, pek geç kalmadan İslamcı ve muhafazakar kadınlarımız hakkındaki deneyime dayanan izlenimlerini de kamuya açıklarsa sevaba girer. Kendisine “cihad-ı zen-dost”luk konusunda başarılar dilemeliyiz. Ama bu yazının konusu başka.
***
Seyyid Kutup ve selefilik konusunda yalan söylediği için, Ali Bulaç’a hak vermemiz mümkün değil. Ali Bulaç’ın izinden gidip “Kolay Bilgi” hazinesi internete Seyyid Kutub’u
(Fransızca “Sayyid Qotb”, İngilizce “Sayyid Qutb”) aradığımız zaman, karşımıza hemen “Salafisme” (“Selefilik”) sözcüğü çıkıyor. Japonca arasak da aynı sözcük çıkacaktır.
Selefilik’in tanımı da şöyle : “Selefilik, sunni İslamcı köktendinci bir doktrindir. Yani İslamın kaynaklarına dönüşü savunan bir harekettir. Selefilik, Vahhabilikten türemiştir.” Ve Usame Bin Ladin’in El Kaide terör hareketi bir Selefi-Vahhabi hareketidir.
***
Müslüman Kardeşler’in desteğiyle iktidarı ele geçiren Cemal Abdünnasır bir süre sonra din ile siyasetin birlikte yürümesinin gerekmediğini düşündü. Bunun üzerine Müslüman Kardeşler 1950’den itibaren Nasır’a karşı açıkca muhalefet etmeye başladılar. Bu muhalefetin en önemli kuramcısı Seyyid Kutub’tur.
İslamcılık’ın, Selefilik’in türevi olduğunu yazan Olivier Roy (“Siyasal İslamın İflası”, S.51-57), radikal İslamın temelinde 1966 yılında Cemal Abdünnasır tarafından idam edilen Seyyid Kutub’un düşüncelerinin bulunduğunu ileri sürer. Kuran’a ve Sünnet’e kesin dönüşü öneren Seyyid Kutub’tan ilham alan İslamcılar da doğal olarak onun gibi selefi teolojiyi benimsemişlerdir. Sunni teröristler bu kuralı bozmamaktadırlar.
***
İslamcılar siyaset sorununu, İslam’ın bütünsel ve kapsayıcı bir düşünce olması ilkesinden hareket ederek ele alırlar. Toplumun Müslümanlardan oluşması yetmez, toplumun ve devletin temelleri ve yapısı itibariyle İslami olması gerekmektedir. Dolayısıyla “Müslüman” ile “İslami olan” arasında çok ciddi bir ayrım vardır. Seyyid Kutub’un müridlerine göre yozlaşmış bir Müslümanlar devletine karşı ayaklanıp onu İslami devlete dönüştürmek bir görevdir.
Şu işe bakın: Hem Seyyid Kutub’un ölüm yıldönümünde saygı töreni yapıyorlar, hem de onun ve Selefiliğin İslamcı terörizmin ilham kaynağı olduğunu söyleyenlere karşı “edepsizlik” ediyorlar.