İSLAMCILIK ŞİŞEDE DURDUĞU GİBİ DURMAZ

Cumhuriyeti kuranlar tarihimizin en çağdaş kadrosunu oluşturur. Eğitim sisteminin birbirine zıt insanlar yetiştirmesinin toplumun felaketine yol açacağını çok iyi gördükleri için Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu (Öğrenim Birliği Yasası’nı) çıkarmışlardı. Bu yasa uygulamada iğdiş edilmeseydi İslamcı alimler abdest suyunun nazara iyi geldiğini ileri süremezlerdi.
***
İrtica konusunda kaygı duyanları paranoyak olmakla suçlayan “kefiller cemaati” neden böyle bir göz külleme operasyonuna girişiyor acaba ? Bu soruya yanıt ararken, aklımıza, başta irtica olmak üzere Cumhuriyet düşmanlığını davası geliyor.
İrtica yandaşı İslamcılara göre, 23 Nisan 1920’de kurulan birinci TBMM, kendileri için bir devr-i saadet idi. Çünkü birinci Meclis’te epeyce saltanat ve hilafet yandaşı din adamı vardı. Cumhuriyet’i kurmak isteyen kadro engel çıkarması muhtemel odakları etkisiz hale getirmek için birinci Meclis’i dağıtıp ikinci Meclis’i topladı. Mürteci İslamcıların ve ayrılıkçı Kürtçülerin bu nedenle birinci Meclis’e karşı gönül bağları vardır.
***
Cumhuriyet’in bugünkü haliyle kurulmasına engel olamayan Mürteci İslamcılar, mağdur (!) Kürtçülerden tasfiyeye uğramayanlar Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi) içinde kaldılar ve kış uykusuna yattılar. Aralarından bakan ve başbakanlar çıktı. Taa Dörtlü Takrir’e (1945) kadar. İşte o zaman yavaş yavaş kış uykusundan uyandılar ve Demokrat Parti’nin kuruluşunda (7.01.1946) yer almaya başladılar. Tarikatlar siyasette yeniden söz sahibi oldu.
Demokrat Parti, çıkardığı Atatürk’ü Koruma Kanunu’na karşın, Birinci Meclis’in restorasyonu gibidir.
***
27 Mayıs Anayasası’nın ardından siyasal partiler yeniden kurulmaya başlayınca, Demokrat Parti katarından önce milliyetçiler, daha sonra da İslamcılar ayrılmaya başladılar. Cumhuriyet’ten rövanş almanın zamanının geldiğini düşünen kadrolar ve cemaatler Erbakan Hoca’nın önderliğinde kendi partilerini kurdular ve Cumhuriyet rejimi konusunda içten düşüncelerini açıkladılar. Bu rejim kanla da olsa yıkılmalıydı.
Araya 28 Şubat girdi.
***
Bugün iktidarda bulunan AKP Birinci TBMM’de yer alan muhalif ve mürteci kadronun devamıdır. Zaten bunu gizlemiyorlar. Şu anda iktidarda bulunmaları kesinlikle kendi siyasal dehalarının ürünü değildir. 1970 ve 80’lerin yenik düşmüş acilci goşist kadrolarının ve küreselleşmeci liberallerin destekleyici çalışmaları olmuştur. Bu destek kendiliğinden (spontane) bir destek miydi, yoksa uzaktan kumandalı bir destek miydi, bunu tahmin etmek çok kolay değil. Ama acilci goşist gelenek uzaktan kumandayı da akla getirmiyor değil.
Bu akış içinde 80 yıllık yakın tarihi dikkatle incelediğimiz zaman, İslamcı İrtıca ürküntüsünü paranoya olarak tanımlamanın kasıtlı bir fesat oyunu olduğunu görürüz.
***
Bitirirten, Diyanet İşleri cenahında ortaya çıkan şaklabanlıklara bir katkıda bulunmak istiyorum: Şaman geleneği içinde Yüğrük Ocağı olan bir ailenin temsilcisi olarak, deve bokunu bir tıkırım kaynatıp suyunu içmenin soğuk algınlığına karşı çok etkili olduğunu söyleyebilirim. İslamcı bilim otoritelerinin bilgi ve ilgisine sunarım.