İSTANBUL TİCARET ODASI VE “NUTUK”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unun eşi benzeri olmayan bir özgün baskısını yayınladı. Doğan Hızlan dostumuz Hürriyet’in 21 Ocak 2010 sayısında bu göz kamaştırıcı baskının bütün özelliklerini ince ince yazdı. Bu nedenle ben sadece 500 adet yapılan özel baskının iki özelliğini belirtip ideolojik yönüne değineceğim:
1.Çift sayılı sol sayfada Söylev’in eski harfli özgün metni var.
2.Tek sayılı sağ sayfada özgün metnin yeni harfle çevrim yazılı hali yayınlanmış.
***
İstanbul bugün eğer çağdaş ve dünyanın en güçlü Ticaret Odalarından birine sahip ise, bu Atatürk ve Cumhuriyet devrimleri sayesinde olmuştur.
Lozan’dan başlayarak Cumhuriyet eğer emperyalist ticaret kapitülasyonlarını kaldırmasaydı, tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi sermaye birikimi ve sanayileşme olmaz, Türkiye yarı sömürge tutsaklığından kurtulamazdı. İstanbul Ticaret Odası bu gerçeğin bilince olduğu için Nutuk’u bir vefa simgesi olarak yayınlamış.
Devrimci ruhunu Söylev’den alan Cumhuriyet devrimleri yapılmasaydı, adalet ve eğitim-öğretim reformları gerçekleşmez ve günümüz İTO kadrolarını oluşturan parlak elit katman ortaya çıkmazdı.
Cumhuriyet’in devrimci ve ilerici idealine sahip burjuva sınıfı bilinci işçi sınıfına körlemesine düşman olamaz. Çünkü bu sınıf ile aralarındaki diyalektik bağın farkındadır. Bilinçli bir burjuva sınıfı Türkiye için büyük şanstır. Asıl tehlike vur-kaçcı lümpen burjuvazidir!
Türkiye’nin sermaye ve sanayi üretenleri Cumhuriyetçi, laik ve devrimci niteliğini yitirmez ise Türkiye’nin sırtı yere gel(e)mez.
***
Öğretmenler Süleyman Demirel hükümetleri döneminde çok çekti. Bakanlık emrine alınmalar, sürgünler, müfettiş soruşturmaları öğretmenleri inim inim inletti. Ülker İnce, 1966 yılında, Türkiye’nin sürgüne gönderilen ilk kadın öğretmeniydi.
Ama ben o dönemde Aydın Lisesi’nde son sınıflarda Söylev’in Türkçe ve Fransızcasını okurdum, okuturdum. Fransızcayı Söylev’in cümleleriyle öğretirdim. Bunu yaptığım için herhangi bir soruşturmaya uğramadım. Okul yönetimi bana “Sen nasıl müfredat programının dışına çıkarsın ?” diye çıkışmaya cesaret edemedi.
Süleyman Demirel iktidarı Söylev’e saygılı idi.
Söylev keşke liselerde ders olarak okutulsaydı, günümüzün kapitülasyonlu beyinleri ortaya çıkmazdı. Emperyalizmin paralı askeri olup demokrat kisvesiyle ortalıkta cirit atamazlardı.
İçinde bulunduğumuz ortamda, bir zamanlar kendi yaptığımı günümüz öğretmenlerine kuşkusuz tavsiye edemem. Darbe davalarına ortak edilirler alimallah !
***
Türkiye Gençlik Birliği Başkanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, Eskişehir Cumhuriyet Savcılığı Bursa Nutku için on kadar genci sorgulamış. Mustafa Kemal Paşa, Bursa Nutku’da bir vasiyet olarak bakın ne söylüyordu :
“Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine ve doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır , adalet örgütü vardır’ demeyecektir. // İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”