İSTEYENE DEMOKRASİ DERSİ

Demokrasi konusunda yazdığım ve bazılarına ters gelen, demokrasiyi tanımlamaya çalışan düşüncelerimi açmak, kendimce sistematize etmek istiyordum. Bu nedenle incelemeler yapıyor, kitaplar okuyordum. Yurt dışına gittikçe kitaplar satın alıyordum.
Demokrasi konusunda ne diyordum özet olarak?
Hükümetlerin, devletin kuruluş idealleriyle, kuruluş ilkeleriyle ve kurumlarıyla çeliştiği ülkelerde özgürlükçü demokrasinin sözünü etmek mümkün değildir.
İktidarları, devletin kurum ve kuruluşları denetler. Bu kurum ve kuruluşlarda görev yapan devlet memurları yani atanmışlar seçilmişlerin emir kulu değildir.
Atanmışların, seçilmişleri denetlediği, iktidarlarını sınırladığı ülkeler gerçekten özgürlükçü demokratik ülkelerdir.
***
14 Mayıs 1950’nin yandan çarklı demokratlarının tepesini attıracak görüşler bunlar. Bunu itiraf ederim.
Cumhurbaşkanı Sezer, Harp Akademilerinde yaptığı bir konuşmada, başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet kurumlarının tehdit altında olduğunu söylüyor.
Bunu duyan iktidar “Erkeksen kanıtla!” ağızlarıyla Cumhurbaşkanı’na meydan okuyor.
Cumhurbaşkanı, yasama ve yürütme erklerini denetleyen kuruluşların “atama makamı” olarak sadece uyarıda bulunur. Hiçbir şeyi kanıtlamak zorunda değildir.
Söz konusu tehditi, Cumhurbaşkanı’ndan önce, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Yargı erki dile getirdi. Yetmez mi?
Özgürlükçü Demokrasi’nin ne olduğunu bilmeyenler için yetmez.
Cumhurbaşkanı, polis gibi, ABD kasaba şerifleri gibi suçluları suçüstü yakalamalı!
Bakın ne düşünüyorum?
Milletvekili olmak isteyenler, aday olmadan önce mutlaka demokrasi genel sınavından geçirilmeli.
***
Nazım Hikmet şiirleri okuyup “Her Mülkiyeli biraz komünisttir!” diyen Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de Mülkiye’li olmasına karşın bu sınavdan geçmeliydi.
20 Nisan 2006 tarihli Hürriyet gazetesinde, Nur Batur’un “Cumhurbaşkanı laik demokratik cumhuriyetin tehlikede olduğunu söylüyor. Yok mu böyle bir tehlike?” sorusunu, kaçak bir mantıkla yanıtlıyor:
“Bunu tehlikeye düşüren kim? Tehlike reel anlamda var mı? Yoksa böyle bir tehlikenin var olduğunu dilemek mutluluğuna sahip olmak mı gerekiyor ? Bu mu anlatılmaya çalışılıyor ? Bu yaklaşım tarzları tamamen ortadan kalkmalı. Ne laiklik ve cumhuriyetin temel ilkeleri birileri için tehlike olabilir, ne de samimi dindar insanların inançları bu ülke için tehlike olabilir. Kimse kimseyi tehdit olarak görmesin. Tehlike söylemlerini terk edelim.”
***
Hemen söyleyeyim, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in yukarıya alıntıladığım cümlesi bile Cumhuriyet için büyük bir tehlikedir.
Bu tehlikenin ortaya çıkmasını sağladığı için Nur Batur’a teşekkür etmemiz gerek!
Yarın bu konuya devam edeceğim.