JOSÉ SARAMAGO : ADAMIN HASI

Gazetelerin yayınladığı kitap eklerinin en kötüsü bile ana gazetelerinden birkaç gömlek daha iyi. Örneğin bir ciddi yazarın demokrasi ve insan haklarıyla ilgili düşünceleri ana gazetelerde kolay kolay yer bulamaz. Romancı Buket Uzuner’in Portekizli yazar José Saramago ile yaptığı söyleşi VatanKitap’ın 14 temmuz sayısında yayınlandı. Portekiz’in Nobel Ödüllü yazarı Saramago’yu geçen ay yitirmiştik. Buket Uzuner, Saramago ile ölümünden az önce Kanarya adalarından Lanzarote’deki evinde görüşmüş. Sorduğu sorular bir edebiyat yazarının işini nasıl iyi yaptığını gösteriyor. Bu söyleşiyi okumalarını gazeteler için söyleşi yapan genç bayanlara özellikle ve hararetle tavsiye ederim.
***
Buket Uzuner’le hasta yatağından kalkarak konuşan Saramago : “Biliyorsunuz Bayan Buket, insanlık özgürdür, ama ne zaman özgürdür, doğduktan birkaç ay boyunca özgürdür. Hiç kimse boynunda haçla doğmaz. Sonra da kendisi Hıristiyan olmaz, onu Hıristiyan yaparlar” diyor.
Sanki Ali Bulaç’ın (Zaman, 07.07.10) aktardığı hadis gibi : “Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra ebeveyni onu Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ve Mecusileştirir” (Buhari, Cenaiz, 92) Demek ki çocuklar dinsiz doğmazlarmış, Müslüman doğarlarmış. Gel de inanma (!)
Sonra Ali Bulaç ekliyor: “Özetle, iyi dediğimiz ‘insani veya evrensel değerler’ eğer gerçekten ‘iyi’ iseler, İslam’a aittirler.” Demek ki Müslümanlar iyi, ötekiler kötü!
Saramago, gerçekten özgürlükçü, insancıl bir yazar. Ali Bulaç ise onun tam karşıtı.
***
“Demokrasi”yi soran Buket Uzuner şöyle bir cevap alıyor: “Demokratik bir sistemle yönetilmiyoruz. Demokrasi halkın belli aralıklarla oy vermesiyse, evet o yapılıyor. Bence bu bir aldatmaca. Ötesi siyasetçilerin elinde, büyük sermaye sahiplerinin, feodal beylerin, ağaların elinde. Onların büyük başarısı insanları demokrasinin böyle bir şey olduğuna inandırmaları. Mesela IMF, Dünya Bankası demokratik kurumlar değil. Bunları biz seçmedik ki… Onlar kendi aralarında oturuyorlar, bizim düşüncemizi almadan bizim için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar veriyorlar.”
Bununla da yetinmiyorlar, bazı ulusları silâh zoruyla demokratikleştiriyorlar. Demokratikleşme diye eski anayasaları boyayıp referandum dalaveresiyle halka kakalıyorlar.
Saramago, “İsa’ya Göre İncil” diye bir roman yazmıştı. Katolik Kilisesi onu bu kitap yüzünden aforoz etti. Bu yetmezmiş gibi romana bozulan zamanın demokratik (!) hükümeti onun Avrupa Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmesine engel oldu. Ama Saramago ikisine de kahkahayla gülerek öldü. Çünkü ne bu dünyada ne de öteki dünyada kimseye ihtiyacı yoktu.
Saramago, Buket’e “Türkiye’deki muhafazakarlar kim, neyi muhafaza etmek istiyorlar?” diye de sormuş. Cevabını ben vereyim: Bizde muhafazakar yoktur, “muhafaza-i kâr”cılar vardır. Ki bütün amaçları kârlarını arttırmak ve muhafaza etmektir.
Evet, ancak gerçekten özgür insanlarla bir başka dünya mümkündür.