KADI KARAKUŞ

“İnşaat işçisi elinden düşürdüğü tuğla ile yoldan geçen birinin gözünün çıkmasına sebep olur. Adam, Kadı Karakuş’a gidip ‘Bu işçi gözümü çıkardı, kısas isterim’ diye dava eder.
Karakuş davalı işçiyi sorgular. O da ‘Evet tuğlayı düşürdüm, ama o sırada çok güzel bir kadın geçiyordu, dikkatim ona kaydığı için bu kaza oldu. Asıl suçlu ben değilim o kadındır’ diye cevap verir. Bunun üzerine Karakuş, kadını çağırır ve ‘Sen oradan güzel endamınla geçtin mi?’ diye sorar, Kadın ‘Evet geçtim’ der. Kadı Karakuş asıl suçlu olarak kadına kısas uygulayacağını yani gözünü çıkartacağını söyleyince kadın itiraz eder. ‘Ben aslında öyle dikkat çekecek kadar güzel bir kadın değilim, benim terzim çok güzel elbise diker, beni güzel gösteren bu elbisedir, esas suçlu terzidir’ der.
Karakuş bu itirazı kabul ederek terziyi çağırır ve sorar: ‘Sen bu kadına güzel bir elbise diktin mi?’ Terzi ‘Evet diktim’ der. ‘O halde gerçek suçlu sensin, gözün çıkartılacak’ der Kadı Karakuş. Terzi buna karşılık, ‘Evet haklısınız ama bu göz bana çok gereklidir. İşimi bu göz sayesinde yapıyorum. Benim avcı bir komşum var. O işini bir gözünü kapatarak yapar. Onun bir gözünü çıkartırsanız herhangi bir zarara uğramış olmaz’ cevabını verir.
Kadı Karakuş bu cevabı yerinde bulur ve avcıyı çağırtarak bir gözünü çıkartır.” (Diren Çakmak, “Osmanlı İktisat Düşüncesinin Evrimi”, Libra Yayıncılık, S.27-28)
***
O hesap! CHP iki, MHP bir tutukluyu 12 Haziran seçimleri için aday göstermiş. BDP destekli altı tutuklu da kendi kendilerini aday göstermişler. Yüksek seçim kurulu seçime girmelerine bir engel görmediği için seçime katılmalarına ruhsat vermiş. Bu vatandaşlar seçimi kazanıp milletvekili sıfatını kazandıkları için YSK’dan mazbatalarını almışlar. Yargı, tartışmalı bir karar vererek milletvekillerini salıvermemiş. Al sana beklenmedik bir kaos ve beklenen bir skandal!
Böyle bir durumda, yüzde 49.80 oy almış AKP’nin toplam yüzde 50.20’lik muhalefete (CHP+MHP+BDP bağımsızları+öteki partiler) el uzatması gerekmez mi? AKP gerekmediğini düşünüyor olmalı ki “Aday gösterirken bana mı sordunuz, aday yapacak başka adam bulamadınız mı?” havalarında. Skandal da, kaos da umurunda değil. Aklı fikri, bir punduna getirip kendi anayasasına bir an önce kavuşmakta. Ondan sonra gel keyfim gel. Ne antidemokratik yasalar, ne partiler kanunu, ne seçim kanunu, ne yüzde on barajı, ne düşünceyi ifade özgürlüğü, ne insan hakları umurunda.
***
Demokrasinin oluşturucuları nelerdir, sayalım ve saydıralım: Laiklik, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik! Kardeşlik, eşitlik, özgürlük ve laiklik! Demokrasi söz konusu olunca “yumurta mı tavuktan yoksa tavuk mu yumurtadan”ın açmazlı ikilemi yürürlükten kalkar! Demokrasi, soyut bir kavramdır! Oysa kardeşlik, eşitlik, özgürlük ve laiklik somuttur, gözle görülür, elle tutulur, insanın beş duyusuna hitap eder!
İktidar ile muhalefet ancak demokrasi düzlemi üzerinde uzlaşabilir. Ancak iktidarın tavrı Kadı Karakuş tavrı. Dediğim dedik tavrıyla demokrasinin bir gözünü kör ediyor, yandaş ve besleme tayfası tarafından alkışlanıyor: Vur CHP’ye! Gerçekten olmayan demokrasi nasıl ileri demokrasi olacak? Demokrasinin somut olarak (somut demokrasinin) bulunmadığı bir ülkede ne demokratik seçim yapılabilir ne de halkın şu ünlü iradesi tecelli eder.
Gereği düşünüldü: CHP’nin iki gözü birden çıkartıla!..