KADINLAR HAKKINDA HÜKÜMLER

İslami çevre ve kaynaklarda yer alan ya da yer almadığı halde var sayılan, rivayet edilen, kadınları aşağılayıcı hükümlerin bazılarını sıralayalım:
1.İki kadının tanıklığı, bir erkeğin tanıklığına bedeldir.
2.Kadınlar aklen ve dinen eksik yaratıklardır.
3.Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.
4.Namazı kat’ eden (bozan, bitiren) şeyler, köpek, eşek, domuz ve kadındır.
5.Kadınlar arasında saliha (uygun, iyi) kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
6.Benden sonra erkekler için kadından zararlı bir fitne bırakmadım.
7.Bana cehennem halkı gösterildi: çoğunluğu kadınlardı.
8.Kadınlar, insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar.
9.Kadın eğe kemiği gibidir, onu doğrultmak istersen kırarsın.
10.Erkekler, kadınlar üzerinde hakimdirler. O sebeple ki, Allah erkekleri kadınlara üstün kılmıştır.
11.Kadınlar, erkeklerin eline, hürriyetlerini terk etmişlerdir.
12.Eğer erkek tepeden tırnağa cerahat olsa, kadın da diliyle yalasa, yine de erkeğin hakkını ödeyemez.
13.Elin zinası, el temasıdır. Her kim yabancı kadının elini tutar ve onunla tokalaşırsa, kıyamet gününde, onun iki avucuna ateş konur. Birinizin başına demirden bir şişin vurulması, onun kendine helâl olmayan bir kadınla tokalaşmasından daha hayırlıdır.
***
Kusura bakılmasın ama, günümüzde, çağının çağdaşı olmaya karşı inatla direnen bazı kadınların, yukarıda yer alan 13 maddeyi doğrulamak için birbirleriyle yarıştıkları görülüyor. Çağının çağdaşı, özgürlüklere saygılı olan bir kimsenin bireylerin dinsel inançlarına karışmamak zorunda olduğu söylenir ve bunun doğru olduğu da kabul edilir. Ancak bütün özgürlükler gibi dinsel inanç özgürlüklerinin de sınırları vardır. Bir kadının özgürlüklerini erkeklerin eline teslim etmesi gönümüzde, dinsel kaynaklı ve dayanaklı olsa bile, özgürlüklerin ve yasaların koruması altında olamaz.
Genel olarak dinlere saygılı olmamız gerekir. Zorunluluk olmasa bile gerekliliktir. Ancak bireylerin dinsel inançlarına saygılı olmak ile bizzat dinlere saygılı olmak aynı şey değildir. Birey din dışı rivayetlere ve yorumlara inanıyorsa, kutsal kitabın yerine şeyhin yorumlarını koyuyorsa ne olacak? Elbette bu türden safsatalara saygı duymak zorunda değiliz!
***
Tarikat şeyhleri, fıkıhçılar, Vahhabi-Selefi önderleri, Müslüman Kardeşler ve Milli Görüş mürşitleri (!) İslamı kendilerinin egemenlik sürdüğü bir (birer) özel dinsel alan haline getirdikleri için, bireysel inançlar da kamu ve kamu düzeni için tehlikeli silahlara dönüşmektedir. Türban artık günümüzde sapkın inanç ve yorumların ateşli silahı olmuştur.
Taliban’ın, Hizbullah’ın, El Kaide’nin ve bunların türevlerinin kaynak ve dayanakları da türbanı kutsal simge haline getiren çok özel yorumlardır. Bu bağlamda, türban militanlığı yapmanın Taliban ve El Kaide militanlığı yapmaktan herhangi bir farkı var mıdır?
Bu yargı bizzat dini yargılamak anlamına gelmez,ancak sapkın inançları mahkûm eder!