KADRİ ŞAMAN’IN YARIM KALAN DESTANI

12 Haziran Perşembe günü telefonum çaldı. Varna’dan Sofya’ya dönüyorduk. Telefon eden şair dostum Celal Soycan idi. “Özdemir abi Kadri Şaman’ın biraz önce yitirdik!” dedi.
Arabanın tekerleri yalpalamaya başladı. Ülker’e : “Kadri’yi beyin kanamasından kaybetmişiz!” dedim.
“Eyvah, dedi, önce Hanri Atat, sonra bu yıl, birkaç ay önce Doğan Akça,şimdi de Kadri Şaman, nedir bu Mersin’in başına gelenler ?!”
Üçü de Mersin’imizin halk önderleri idi.
***
Gözümün önüne 1950’lerin Mersin’i geldi. Sonra Hastane Caddesi, Kadri’nin dedesinin Cumhuriyet Demirhanesi. İçerde torna tezgahları. Kapıya yakın yerde bir masa, masanın üzerinde siyah bir telefon.
Bu görüntüyü her görüşmemizde Kadri’ye anlatırdım. Mutlu olup gururlanırdı. Mersin’in ilk sanayi tohumlarından biriydi bu atölye. Ulusal taşra sanayinin, sermaye ve burjuvazisinin öncüsü bir işlik. Adı da Cumhuriyet idi. 1908 yılında dedesi Mustafa Şaman tarafından kurulmuştu. Demek ki Cumhuriyet ile birlikte atölyeye bu adı seçmişler. Kadri tam anlamıyla demokrat ve cumhuriyetçi bir işadamı ve sanayici idi. Özlemini çekip umut bağladığım bir çağdaş Türkiye insanı örneği ! Çağdaş Mersin’in en anlamlı simgelerinden biri !
***
Rahmetli Kadri’nin ailesi Girit muhaciri idi. Kuru Çeşme ile Devlet Hastanesi’nin arasında kalan bölüm Giritli Mahallesi olarak anılırdı. Osmaniye Mahallesi de Muhacir Mahallesi olarak bilinirdi.
5 Mart 1950’de doğmuş, 24 yaşında makine mühendisi olmuş, Almanya’da mesleki staj ve Goethe Enstitüsü’nde Almanca eğitimi görmüştü. Mersin Makine Sanayi ve Ticaret AŞ’nin üçüncü kuşak temsilcisi ve genel müdürü idi.
Tam anlamıyla bir sivil toplum örgütü destekçisi ve temsilcisi idi. Bireylerin her düzeyde yönetime katkıda bulunmasından, yer almasından yanaydı. Yukarda söylediğim gibi gerçek bir demokrattı. Benim için en önemli görevi 2001 yılından itibaren yaptığı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu başkanlığı idi.
***
Bu görevi sadece sanayi ve ticaret erbabının temsilcisi olarak değil bir kültür ve sanat adamı olarak da yaptı. Mersin Uluslar arası Müzik Festivali’nin en büyük destekçilerinden biriydi.
Bir yaz günü, gecenin ilerlemiş bir saatinde, Kadri, Faik Burakgazi ve ben yalnız kalmıştık. Faik “Abi bir edebiyat ödülü kuralım mı ?” diye sormuştu bana. Ve bunun gerekçesini anlatmak istiyordu. Kadri öneriye hemen sahip çıkmıştı. Bilindiği gibi Ödül kuruldu ve ilki 2007 yılında “Büyük” Nezihe Meriç’e verildi.
Parti-marti düşünmeden Mersin’in her sorununu çözmeye çalışan, dertlerine deva olmak isteyen “işadamı”nın en güzel örneği idi. Ömrü vefa etseydi bu “işadamı”nın destanını tamamlayacaktı.
Ama şimdi Mersin’in önünde bir Kadri Şaman örneği var ve bu örnek yaşamalı, yaşatılmalı, çoğalmalı, çoğaltılmalı ve destan tamamlanmalı !