KALDIĞIMIZ YERDEN

23 temmuz. Pazartesi. Saat: 07:04. Dün seçim sandığına oy attıktan sonra yazdığım yazıyı tek sözcüğünü değiştirmeden gazeteye gönderdim. Henüz gazeteleri görmedim. Sadece internette Hürriyet gazetesinin birinci sayfasına baktım. Hiçbir yazarın yorumunu okumadım.
Böyle bir seçim sonucu beklemediğimi itiraf etmeliyim.
***
Demek ki feryat figan eden çiftçi yalan söylüyormuş, hayvancılık ve tarımın öldüğünü ileri sürenler yalan söylüyormuş.
Demek ki öldük bittik diyen, siftah yapmadan kepenk açıp kapatıyoruz diyen esnaf yalan söylüyormuş.
Demek ki asgari ücrete fit olan, sendikal güvencesi olmayan işçi yalan söylüyormuş. Demek ki işveren ile işçi çıkarları bir potada erimiş ve büyük bir toplumsal devrim olmuş ve benim haberim olmamış. Demek ki işveren dernek ve kuruluşları ile işçi sendikaları tek amaç doğrultusunda düşünce birliği yapmışlar (!) ve bundan kimsenin haberi olmamış.
Demek ki memur ve emeklilerin bir eli yağda bir eli baldaymış. Bizi beş yıldır aldatıyorlarmış.
Demek ki Türklerin ancak yüzde yirmisi gündelik hayatını tehdit altında hissediyormuş.
Demek ki Öğrenim Birliği Yasası’nın (Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun) kalbura çevrilmesi aileleri, anababaları ilgilendirmiyormuş. Demek ki seçmenlerin yüzde elliye yakını imam hatip mezunlarının aralarında Harp Okulları da olmak üzere bütün üniversite ve fakültelere girmesini arzu ediyormuş.
***
Demek ki seçmenlerin yarısı AKP hükümetinin Kıbrıs politikasından memnun imiş.
Demek ki seçmenlerin yarısı AKP’nin Avrupa Birliği politikasından memnun imiş. Demek ki seçmenlerin yarısı laikliğin defterini dürmüş, İslam şeriatını referans almış bir toplumun AB’ye girebileceğini sanmakta. Demek ki seçmenin yarısı AKP hükümetinin uyguladığı PKK politikasından memnun, Barzani ve Talabani politikalarından da memnun.
Demek ki seçmenin yarısı AKP hükümetinin uyguladığı ABD politikasından memnun imiş. Peki yüzde doksanı ABD’ye düşman (!) Türkler nereye gitti ? Yoksa, “Seçimlerde bize düşmanlık eden partinin canına okuruz” tehdidinden mi korktular ?
***
Demek ki seçmenlerin yarısı Ali Dibo’lardan memnun imiş. Daha mutlu olmalarını sağlamak için Ali Dibo’lar hemen seferber olmalı. Demek ki seçmenin yarısı Başbakan, bakan, milletvekilleri, belediye başkanları, AKP politikacıları, müsteşar ve genel müdür çocuklarından sonra, kendi çocuklarının gemiciliğe başlayabileceğini sanıyor.
Demek ki AKP’ye oy veren Türklere göre bankaların tamamı, stratejik sanayinin tamamı yabancıların eline geçebilir. Dış ve iç borcun kat kat katlanmasının hiçbir önemi yok. Cari açık 20-30 misli artabilir. Kendi PETKİM’lerini, limanlarını yabancılara satmayan Fransızlar, Almanlar, Amerikalılar budala, Türkler hepsini satabilir !
Ben AKP gibi, Neoliberaller gibi, malumlar gibi, AKP’ye oy veren seçmen gibi düşünmüyorum. Kaldığım yerden devam edeceğim. Saat: 08:46.