KARATEPELİ FIKRALARI

Bizim Çukurova’da Osmaniye-Ceyhan taraflarıyla ilgili olarak Karatepeli fıkraları anlatılır. Pertev Naili Boratav’ın “Az Gittik Uz Gittik” (İmge Kitabevi) adlı kitabını okurken, özellikle “Dam Hırsızı”nda katıla katıla güldüm. Saçmalık hızını geçerek anlam kazanan bu fıkralarda pir partinin TBMM’deki maceralarını gördüm.

Özdemir İnce

5 Eylül 2015

***

Karatepe Vadisi: Halk arasında Kızıldam, Gökçeköy, Darılık, Menges, Karahan, Kışlak, Kodaz, Andırap köylerinin bulunduğu coğrafyaya verilen genel isimdir.

Bu bölgede yaşayanlara Adanalılar Karatepeli der. Bu köyler Türkmen, Yörük aşiretlerinden yerleşenlerle kurulmuştur.

Karatepe bölgesinde yaşayanlar yerleşik düzene geçmiş göçerlerdir. Anadolu şehir-kasaba toplumlarında köylülerin saflığı ve eğitimsizliği üzerine anlatılan eğlendrici fıkralar yaygındır. Karatepeli fıkraları bu türdendir. Bu fıkralar bu bölgede yaşayan insanların saflıklarıyla, gariplikleriyle eğlenmek için anlatılır.

Karatepeli fıkralarının benzerlerine Türkiye’nin çeşitli yörelerinde de rastlanır. Bu fıkralar ortaklaşa benimsenmiş anlatım kalıpları içinde, kişi ve yer adları yerine ve çağına göre değiştirilip Karatepe’ye özgü renklerle bezenmiştir. Bunlar; Karatepeliler için anlatılan Karatepeli tipi fıkralardır. Türk fıkraları sınıflamasında “Bir bölge halkıyla ilgili olanlar” grubuna girer. Bu fıkralarda Türk köylüsünün kendi kendisini ince, nükteli, mizaha konu etmesini görüyoruz.

TUZ EKME HİKAYESİ 

Yöre insanları arasında Karahanlılar (Karatepeliler) Sözde saf, kafası çalışmaz,hiçbir şeyden anlamaz olarak söylenirler.Bu konuda bir hikaye uydurulmuş ve karahan köyüne mal edilerek anlatılagelmiştir.

Oysa yurdumuzun değişik bölgelerinde kafası çalışan, ekonomik ve sosyal açıdan topluma yön veren akıllı ve zeki insanlar için bu tür uydurma fıkra ve hikayeler anlatılmıştır. Örneğin:Karadeniz’deki Temel ile Fadime, Maraş’daki  Ökkeş, Elazığdaki Gokkoş, Erzurum’daki  Dadaşlar için de buna benzer uydurma hikaye ve fıkralar anlatılmaktadır. İlçelerimiz Aladağ ve Kozan civarlarında da Karahan köylüleri için benzer şeyler anlatılmaktadır.

Ayrıca Karatepe Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı antik çağlardan kalma tarihi bir kenttir. Hititlerden kalma eserlerin sergilendiği bir açık hava müzesidir. Ayrıca söz konusu olan köyün adı ise Karatepe değil, Karahan’dır.

Anlatılan sözde hikaye ise şöyledir :

Köylünün biri bir gün kasabaya gider bir çuval tuz alır. Köyüne geri döner. Tabi tuz birçok alanda kullanıldığı için çabuk biter. Köylülerde ulaşımın zor olmasından dolayı tuz elde etmenin değişik yollarını ararlar. Bu arada köylülerden biri (sözde) tuzu toprağa eker ve baharı beklemeye başlar. Günler ilerleyip de bahar gelince tarlalarda bembeyaz papatyalar yeşerir. Köylü bunları görünce tuz zanneder ve sevinir. İlgiyle her gün tarlaya giderek papatyaları (tuz) kontrol edermiş.Bir gün papatyalara sineklerin konduğunu görür, asıl hikayede bundan sonra başlar.

Ertesi gün telaşla olayı arkadaşlarına anlatır ve bir çözüm bulmalarını ister. Sabah olunca iki arkadaşıyla beraber ellerinde av tüfekleri tarlaya giderler. Amaçları tuza (papatya) konan sinekleri avlamak ve tuzu korumaktır. Bu arada köylülerden birinin alnına bir sinek konar. Köylü sessizce işaret ederek alnını gösterir.Diğer usta avcıda nişan alarak ateş eder ve sineği öldürür,tabi bu arada köylü arkadaşını da vurup öldürdüğünü görür.Kendi kendini teselli etmek için bir sizden ,bir bizden diyerek beklemeye devam eder.

Bu uydurma hikayeyi anlatması benden,inanması sizden ???????

Derleyen: İbrahim SERT (Coğrafya Öğretmeni)

***

FIKRALARDAN SEÇMELER.

DAM HIRSIZI

Karatepelinin biri on tane dam  (ev) yapmış. Damın birinin başına çıkar, sayarmış, dokuz, iner sayarmış, on.

“Vay açıkgöz hırsız! Ben damın tepesine çıkana kadar çaldı, inene kadar yerine koydu,” demiş. Bir kere daha dokuz sayınca hırsızı aramaya çıkmış. Yolda:

“Sırtı dam yüklü adam gördünüz mü?” diye sormuş rastladığı birine. O da:

“Gördüm, az önce geçti.” demiş.

Giderken giderken bir değirmene varmış. Girmiş içeri.

Değirmenciye sırtında dam yüklü hırsızı sormuş. Değirmenci: “Sen otur dinlen, demiş. O gâvur öyle çalar hep damları. Geçeceği saati biliyorum. Sana haber veririm.”

Değirmende bir de şapkalı papaz varmış. Bunlar yatıp uyumuşlar. Değirmenci papazın şapkasını Karatepeliye, bunun terliğini de papaza giydirmiş. Sonra Karatepeliyi uyandırmış:

“Damı çalan hırsız şimdi değirmenin önünden geçti. Kalk yetiş ardından,” demiş.

Karatepeli yola düşer. Ay ışığı da arkadan vururmuş. Gölgesi önüne düşüp de başında şapkayı görünce, almış da eline demiş:

“Hay değirmenci! Beni uyandıracağına papazı uyandırmış.”

***

EMMİ EŞEK BEKLEME

Karatepeli’nin biri Aladağ’a gelir. Canı pekmez ister. Fırından bir çörek satın alır. Sonra da pekmez aramaya çıkar. Gezerken bir ayakkabı tamircisine rastlar. Gön suyunu pekmeze benzeterek “Oğlum, elli kuruşluk pekmez ver” der. Adam pekmez satmadığını söyler. Karatepeli biraz daha gezinir ama pekmez bulamaz. Tekrar ayakkabıcının yanına gelir, “Oğlum elli kuruşluk pekmez ver” der. Adam dayanamaz, bir tasın içine gön suyunu dökerek verir. Karatepeli çöreğini gön suyuna batırarak yer. Sonunda elini silerken, “Oğlum, emmini de eşşek belleme ya, der, pekmezin de pek iyi değilmiş.

***

KATIR YUMURTASI

Karatepelinin biri, ilk defa şehre iner. Dolaşırken yolu sebze haline düşer. Karpuz yığınlarının önünden geçerken merak edip sorar:

– Selâmünaleyküm hemşerim, nedir bu sattıkların?

Karşısındakinin Karatepeli olduğunu anlayan açıkgöz manav:

– Aleykümselâm arkadaş, bunlar katır yumurtası olur.

– Kaç para tanesi?

– Senin için beş kuruş olur.

Karatepeli fiyatı makul bularak en büyüklerinden bir karpuz seçer, sonra da sorar:

– Şimdi ben bu karpuzu götürsem, içinden katır çıkar mı, çıkarsa kaç günde çıkar?

Manav:

– Götürüp sıcak bir yerde on gün sakla, on birinci gün katır sahibisin, der.

Bu kadar kısa bir sürede katır sahibi olmak, Karatepeli’nin çok hoşuna gider. Karpuzu alır, köye doğru yola koyulur. Epeyce yol aldıktan sonra dinlenmek ister ve yokuşun başında bir yere oturur. Fakat karpuz her nasılsa elinden pırtarak dereye doğru yuvarlanmaya başlar. Karatepeli de arkasından koşar. Karpuz biraz ileride taşa çarparak kırılır. Tesadüfen orada bulunan bir tavşan, gürültüden korkarak kaçmaya başlar. Karatepeli tavşanın ardından koşar ama yakalayamaz:

– Yaa gördün mü işte şanssızlığı! Yumurtadaki yetişkin yavruymuş ama elimizden kaçırdık.

Karatepeli yorgun argın eve gelir ve olanları hanımına anlatır. Kadın da ondan farklı değildir,

– Tüh yazık olmuş, kaçmasaydı, yaylaya çıkarken binerdik, der.

 

AZ GİTTİK UZ GİTTİK