KARŞI DEVRİM

Fazla uzaklara gitmeden, elimizin altındaki Orhan Hançerlioğlu’nun Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan “Felsefe Ansiklopedisi”nin üçüncü cildinden “Karşı Devrim” maddesinden bir aktarma yapalım:
***
KARŞI DEVRİM (la Contre Révolution) : “Bir devrimin getirdiklerini ortadan kaldırmak ve eskiye döndürmek için girişilen gerici davranış… 1789 Fransız Devrimi’nden kalma bir deyimdir… Devrimlere karşı çıkan, direnen, eskiyi korumaya çalışan her tutum ve davranış bu deyimin kapsamı içindedir.”
Görüldüğü gibi, bu tanıma göre, demokrasiyi savunmak ve getirmek devrimci bir harekettir. Karşı Devrim ise demokrasiye karşı ve onu ortadan kaldırmaya yönelik hareketler olabilir.
Hiçbir devrimci anti-demokratik girişimlerin yanında, arkasında ve içinde yer almaz. “Demokrasiyi ‘karşı devrim’ diye görmenin demokratikleştirmeyi zorlaştıracağı açıktır” (Milliyet, 31,10.08) diye yazan Taha Akyol yanılıyor. Tarihimizde bunun örneklerini gösteremez. 14 Mayıs 1950 Demokrat Parti iktidarını demokratik bir hareket olarak sunmaya kalkışırsa o başka. Demokrat Parti yönetimine ancak “sözde demokrasi” ya da “demokratur” diyebiliriz. “Demokratur” hakkında bir şeyler öğrenmek isteyenler, Mark Mazower’in “Karanlık Kıta : Avrupa’nın 20.Yüzyılı” (İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2003. S.334-335 ve devamı) adlı kitabına başvurabilir.
***
Laiklik ilkesi, Cumhuriyet’in temel dayanaklarından biridir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren cumhuriyete ve bir süre sonra laiklik ilkesine karşı bir muhalefet vardı. Bu muhalefeti Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) girişimlerinde de görürüz. Bu muhalefet, Demokrat Parti’nin 1950’de iktidara geçmesi ile ete kemiğe bürünür ve karşı devrime dönüşür. Örneğin, Ezan’ın Arapça okunmasının serbest bırakılması, Köy Enstitülerinin ve Halkevlerinin kapatılması birer karşı devrim örneğidir.
Cumhuriyet’in en önemli devrimlerinden biri 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu’dur, yani Öğretimin Birleştirilmesi Yasası’dır. Bu yasaya göre din temelli eğitim veren medreseler, mahalle mektepleri kapatılmış, laik, çağdaş ve bilimsel ilkelere dayalı ilk ve orta öğrenim okulları açılmıştır. Neden ? Çünkü, yasanın gerekçesinin de açıkladığı gibi “Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder.”
***
Öğrenimin Birleştirilmesi Yasası ile kapatılan din adamı yetiştiren medreselerin boşluğunu doldurmak için İmam-Hatip Okulları açıldı. Bu okullar 1950’den itibaren, iktidarların yönlendirmeleri ile Öğrenim Birliği’ni yıkıp ikinci bir kanal açmıştır. Yani Tevhidi Tedrisat Kanunu, imam-hatipler sayesinde fiilen yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu olgu bir karşı devrim değil midir ? AKP hükümeti de imam-hatip okullarını kayırmaya çalıştığı için Anayasa Mahkemesi tarafından 2008 yılında mahkum edilmemiş midir ?
İftira atmayı artık bırakın : Hiçbir cumhuriyet devrimcisi demokrasiye karşı olamaz. Tam tersine, demokrasi cumhuriyet devrimcisi için oksijen gibidir. Tabii, demokrasi yerine başka bir şey kakalanmıyorsa !…