KAZI KOZ ANLAMAK !

“Cumhuriyet” yazıyorum, bunu Cumhuriyet gazetesi sanıyorlar. “Kıblesi 1923 Cumhuriyeti olanın başka rehbere ihtiyacı yoktur !” diye yazıyorum, tek parti iktidarını savunduğuma yemin ediyorlar.
1950’den sonra eğitim sistemimiz öylesine bozuldu ki “Kıblesi 1923 Cumhuriyeti olanın başka rehbere ihtiyacı yoktur” cümlesinin anlamını anlamaktan aciz üniversite profesörlerimiz var: Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Mümtaz’er Türköne.
***
Cümlemdeki Kıble bir metafordur. Hiza ve istikamete bakılan yer, referans anlamındadır. “Hiza ve istikamet” desem, askeriyenin yanaşık düzen piyade talimini anımsayacak. “Çankaya” hem Ankara’da, İzmir’de bir semtin adıdır, hem de Cumhurbaşkanlığı makamıdır. “Quai d’Orsay” Fransa Dış İşleri Bakanlığı’dır. “Kabe” ve “Mekke” sözcükleri bütün dünyada kullanılan metafor kaynaklarıdır. Bir profesörün bunları bilmesi gerekir. Yoksa, “Cumhuriyet’i ‘Kıble’ yaparak korumak mümkünse, yukarıdaki sorulardan vazgeçebiliriz. Ama şu soruya aklı başında herkesin cevap vermesi lazım: Cumhuriyet’i, din karşısında başka din olarak koyarsanız, bu dine inanan ne kadar mü’min bulabilirsiniz ? Üstelik böyle yaparsanız Cumhuriyet’e ve laikliğe düşmanlık etmiş olmaz mısınız ?” (Zaman, 15.3.2007) gibi zırva bir soru sorar.
“Kıble”, referans anlamında kullanılmıştır. “Referansı 1923 Cumhuriyeti olanın başka rehbere ihtiyacı yoktur.”
***
“1923 tarihinin referans alınması, bütün cahil geri kafalıların tarih dışılığına da canlı emsal teşkil ediyor. Çünkü 1923’te laik-cumhuriyet henüz ortada yoktu. Devletin resmi dini vardı ve Meclis’in görevi de şeriat hükümlerini uygulamaktı. Laiklik ancak 1937 yılında anayasaya girebildi” diyerek beni eleştiriyor profesör.
“1923 Cumhuriyeti” kavramını çokanlamlı kullanıyorum: Bu kavram, Cumhuriyet’in bütün devrimlerini kapsamaktadır. “Devletin bir resmi dini vardı ve Meclis’in görevi de şeriat hükümlerini uygulamaktı” cümlesinin gerçekle hiçbir ilişkisi yok ! Neden yok ?
Çünkü günümüzde Anayasa’nın 174.maddesinin koruması altında olan ve 1924-1934 yılları arasında çıkartılan devrim yasaları ve tek başına Türk Medeni Kanunu (1926), profesörün iddialarını çürütmektedir. O tarihte, cumhuriyet laiklik ilkesini fiilen uygulamaktadır.
***
Profesörün iddia ettiği gibi, 1923 Cumhuriyeti tek parti diktasını simgelemez. Tek parti yönetimi bu cumhuriyetin bir evresidir. O kadar ! Pek sevdikleri Demokrat Parti dönemi de karşısında bir muhalefet partisi olmasına karşın tek parti yönetiminden farklı değildi.
Ben bir idealden, bir büyük atılımın kaynağından söz ediyorum. Profesör ise kazı koz anlıyor. Bu doğal. Çünkü, 1923 Cumhuriyeti ile özel bir sorunu var ve bütün sorunlular gibi “halkın değerler dünyası”ndan söz ediyor. Cumhuriyet Devrimleri’nin bu değerler dünyasını yıkmak için yapıldığını bilmiyor mu ? Elbette biliyor ! Biliyor ama hala o “yıkılan değerler dünyası”nın cazgırlığını yapıyor. “Özel sorun” dediğim de bu işte !…