KEM SÖZ ÜZERİNE

“Medrese Cehaleti Bilime Karşı” başlıklı yazımla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik’ten bir faks-mektup aldım. Aynı yazı MEB’nın internet sitesinde de yayınlanmış. Olduğu gibi aktarıyorum:
***
“Sayın İnce,
Bugünkü (12.03.2006) köşe yazınızda, beni cahillikle ve çapsızlıkla suçluyorsunuz.
Beni, dünya görüşümü, hayat felsefemi beğenmeyebilir, icraatlarımı da tasvip etmeyebilirsiniz. Ancak, şunu unutmamalısınız ki, eleştirinin, karşı çıkmanın, onaylamamanın da bir üslubu ve adabı vardır. Söz konusu yazınızda, şahsımı bir yana bırakın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir bakanı ile ilgili soy isminizle, yaşınız başınızla hiç de mütenasip olmayan kaba, küfürbaz bir üslup kullanıyorsunuz.
Sayın İnce, size, kem sözün daima sahibine ait olduğunu hatırlatmak isterim.
Selamlar…
Doç.Dr.Hüseyin Çelik, Milli Eğitim Bakanı”
***
Cahillik ve çapsızlık birinin konumuyla ilgili olarak kullanılan bir sıfattır. Eleştirel de olabilecek bir değerlendirmedir. Acımasız olabilir ama kesinlikle küfür ve hakaret değildir. Cahillik ve çapsızlık bir nitelik olarak kesinlikte suç sınıfına girmez. Bu iki sıfat, olumsuz ve zararlı işler yaparsa suç da işleyebilir.
Bakan’ın bana iade ettiği iki sıfatı, bilim ve din alanlarını birbirine karıştırdığı, kuşku ve araştırmaya dayanan bilim ile dogmalardan kaynaklanan inancı özdeşleştirdiği için kullandım.
Bir başka yazar da “İlköğretim okullarındaki biyoloji ve fen ders kitaplarında evrim teorisinin yanı sıra yaratılış ile ilgili görüşlerin de yer almasını ‘gericilik’ olarak” niteliyor. (İsmet Berkan, Radikal, 13.03.06) Gericilik, cahillik ve çapsızlıktan daha mı iyi?
***
Bir Milli Eğitim Bakanı, bir bilimsel kuram ile dinsel doğmanın, bilimsel olması gereken bir derste (fen ve biyoloji) öğretilmesinin öğrenci çocukların ruh ve zihin dünyasında yapacağı tahribatı bilemez mi? Bu yazılarımdan sonra, okurlardan, Allah’a inanan bir kimsenin Darwin kuramını reddetmesi gerektiğine dair e-posta mesajları aldım. Yaratılış doğması, çocukların bilime olan inancını sarsmayacak mı? Bunlara dikkat etmemek, bir Cumhuriyet Bakanı’na yakışır mı? Yaradılış dogmasının sadece din dersinde öğretilmesi gerekmez mi?
***
Milli Eğitim Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir bakanına karşı kullandığım üslübu kınıyor. Bakan acaba Cumhuriyet Devleti’ne ve onun üslubuna ne ölçüde sahip çıkıyor?
Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in temel niteliklerine karşı çıkarak mı, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Devrim Yasalarını yok sayarak mı, İmam-Hatip Okulları’nı klasik liselerin rakibi haline getirerek mi, Üniversiteler ve YÖK’ü İslamileştirerek mi, Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarını siyasal İslama teslim ederek mi?
Milli Eğitim Bakanı’nın Türkiye’de yarattığı çağ dışı sorunlar kendisinin Cumhuriyet’i içine sindirememesinden kaynaklanmaktadır. Ve gerçek şudur ki, üç yıllık icraatı, en küçük cumhuriyetçi saygıyı hak etmemektedir.