KİM İSTER BİLMEM AMA…

Ermeni Soykırımı Reddini Cezalandırma Yasası’nın Fransız Parlamentosu’nda oylandığı gün otuz yıllık arkadaşım bir yazarla Brüksel’de konuşuyoruz. Arkadaşım Orta Avrupa’nın bir ülkesinden. Üniversitede Felsefe ve Karşılaştırmalı Edebiyat hocası. Türkiye’yi içtenlikle sevdiği konusunda hiçbir kuşkum yok. Türkiye’nin AB’ye girecek düzey ve birikimde bir ülke olduğuna ve girmesi gerektiğine inanıyor.
O da ekonomik, toplumsal, yapısal ve hukuksal düzey ve sorunları bir yana bırakıp Kıbrıs, Ermeni ve Kürt sorun ve fesatlarına bodoslamadan dalıyor. O da “ver, kabul et ve kurtul”culardan… Türkiye büyük ülkeymiş, bu üç fesadın sultasından kurtulması durumunda AB’ye girmesi için önünde hiçbir engel kalmazmış… Kıbrıs’ta Rumların, Ermeni fesadında Ermenilerin, Kürtçü fesadında ise AB’nin Kürtçü kanadının ve PKK yandaşı bölücülerin iddialarını kabul et ve Avrupa Birliği’ne gir! Garantisi var mı ? Garantisi yok !
***
Arkadaşım pek bilmediği Kıbrıs ve Kürtçülük fesatlarını bir yana bırakıp Ermeni Soykırımı fesadına yükleniyor. Bu sırada, Hürriyet gazetesi Brüksel Temsilcisi Zeynel Lüle geliyor ve Fransız Parlamentosu’nun yasa tasarısını onayladığını söylüyor. Bunun üzerine, arkadaşım Balkan inadını bırakıp Soykırımı kabul etmekten başka çare olmadığını tekrarlıyor. Ben de alıyorum sazı elime:
***
Koşulları varsa, haklının hakkını teslim etmek erdemi uğruna düşmanla dayanışma yapmaktan kaçınmam. Buna Fransızlar “kardeşleşme” (“la fraternisation”) derler. Şimdi kardeşleşme tarihinden örnekler verecek değilim. Ancak haklının hakkını teslim etmek için görgü tanığı olmam gerekir. Ermeni Soykırımı iddiaları konusunda ne Ermenilerin ne de Türklerin anılarına güvenirim. Protestan rahiplerinin tek yanlı anılarına, tanıklıklarına elimi bile silmem.
“Demokrasi”, “insan hakları”, “tarihle yüzleşme” gibi fiyakacı aydın şaklabanlıklarına da karnım tok. “Kardeşleşme”yi göze almış birine bu türden girişimler hafif kalır.
Tarihte bir tek soykırım vardır: Yahudi Soykırımı, onun da arkasında kapı gibi Nürnberg Mahkemesi kararı var. Mahkeme kararı. Ermeni Soykırımı iddiaları tarafsız bir mahkemenin kararı olmadan, AB için, hatır için, fiyaka için kabul edilemez.
***
Türkiye’nin, Türk halkının Avrupa Birliği’ne girmek uğruna Ermeni Soykırımı iddialarını kabul ettiğini düşün. Bu yargısız infaz olmaz mı ?
Şu anda bütün dünyada dört milyonu aşkın Türk yaşıyor. Yarın bu sayı daha da çoğalacak. Bu arada Ermeni Soykırımı iddiaları da tıpkı Yahudi Soykırımı gibi tarih kitaplarına girmiş olacak. Çocuklarımızın, torunlarımızın bulunduğu bir sınıfta, dünyanın dört bir yanında, Türklerin Ermenilere Soykırım uyguladığı okutulacak. Bunun büyük utancını ve travmasını düşün. Şimdi bu türden ahlaksız bilgiler tarih kitaplarına girse bile, “Mahkeme kararı nerede?” sorusunu sorabiliriz, torunlarımız sorabilirler. Ermeni Soykırımı iddiasını kabul eden Türk bireylere gelince: Bunun utancı ve şerefsizliği kendilerine aittir. Bizi ilgilendirmez !
Arkadaşım ikna olmadı. Kendisine, ikna olmamasını umursamadığımı söyledim.
Bitmedi. Ermenistan Dışişleri Bakanı da konuşmuş. Yarın devam edeceğim.