KİMLİK = BİZDEN BÜYÜĞÜNE ÇUVALDIZ DERLER

Birkaç gün önce, kitaplığıma 2007 yılında girmiş bir kitap buldum. Prof.Dr.Nuri Bilgin’in “Kimlik İnşası” (Aşina Kitaplar) adlı kitabı. Okurken, konunun bir otodidaktı olarak bir süredir yayınladığım yazıları da kontrol etmek olanağı buldum.
Yazarın bir bilim adamı olarak kaleme aldığı ayrıntılar, siyasal bir önyargıdan uzak, betimleyici ve yorumlayıcı niteliği ağır bastığı için son derece yararlı. Kitabı bu konuya bulaşmış olan herkes okumalı, özellikle de ulus-devlet karşıtı önyargılı meslektaşları ve siyaset bilimciler okumalı. Kitabın arka kapağından son satırları aktarıyorum:
“Bilgin, kitabından Aydınlanmanın şeklî ve kuru cumhuriyet yorumunu, töresiz, antropolojisiz bir cumhuriyet fikrini aşmanın, cumhuriyet fikrini, topluluk ve duygularla (aidiyet duygusu, teritoryal eğilim) birleştirmenin, ulusal kontrat fikriyle etnoloji ve psikolojiyi bağdaştırmanın, cumhuriyetin cemaatçiliğe düşmeden cemaatlerle birlikte var oluşunun ve bir bakıma olgularla söylemleri bağdaştırarak siyasal şizofreniden çıkmanın yollarını arıyor. / ‘Kimlik İnşası’ sizleri tüm bu sorular etrafında örülen bir yolculuğa davet ediyor ve bu yolculukta günümüz Türk toplumunu derinden saran bazı can alıcı sorunların cevabını arıyor.”
***
Bugünkü yazımın adının önüne 13 haziranda yayınlanan yazımın adını koyalım : “Kimlik : Bize bizde biz derler, bizden büyüğüne çuvaldız derler!” Tekerlemenin ikinci bölümünü bir başka yazı için saklamıştım. Bu yazıya uygun düştü. Kitaptan şimdiye kadar yazdıklarımı özetleyecek bir alıntı yapacağım:
“Kimlik literatürü gözden geçirildiğinde, iki ana damar gözleniyor:
1.Bireyleşme, modernlik, modern insanın sıkıntıları, birey-toplum ilişkileri, benlik imajı ve sunumu, homoseksüeller, AIDS’liler, özürlüler, aile içi şiddet ve taciz kurbanları, yabancı ve göçmenlerin uyumu, işsizler, evsizler ve çeşitli marjinal grupların kimlik sorunları, vb.
2.İkinci damar azınlık çoğunluk ilişkileri, etnisite, etnik kimlik, azınlık hakları, cemaat hakları, kültürel çoğulculuk, vb.
İlginç olan o ki, kimlik literatürü hemen hemen tümüyle, Batı ülkeleri tarafından üretilmekle birlikte, iki ana yayın grubundan birinciler, Batı toplumlarına, ikincisi Batı-dışı dünyanın toplumlarına odaklaşıyor. Birinci grup yayınlar, sorunlu kişi veya grupların topluma uyumu ve entegrasyonu (hatta asimilasyonu) yönünde işlerken, ikinciler aksi yönde etkide bulunuyor. Başka deyişle, içerisi için bütünleşme, dışarısı için farklılaşma telkini yapılıyor. Batıda bütünleşme, Batı-dışında ayrışma. Batı-dışına yönelik öneriler, önlemler, reçeteler, formüller, siyasal politikalar, farkçılık siyasetinin öğeleri olarak beliriyor.” (S.300-301)
***
Nuri Bilgin’in “Kimlik İnşası” kitabında yukarıdaki satırları bulmak içimi ferahlattı. Demek ki biraz kendini sıkınca bir otodidakt bile gerçek ve doğruyu bulabilirmiş. Ben ne diyordum şimdiye kadar ? Neo-liberal yeni emperyalizmin postmodern kimlik yorumuna dikkat edilmelidir. Çünkü kendileri (ABD ve AB ülkeleri) için ürettikleri politika birleştirici, hedef tahtası ülkeler için bölücü ve ayrıştırıcıdır. Bizim âlimlerin de bu gerçeği görmeleri gerekiyor.
“Kimlik” yazılarıma bir süre ara verip başka sorunlara yönelirken konuyu biraz soğumaya bırakacağım.