KIRK KATIR MI KIRK SATIR MI ?

Halkı tanımamakla ve beceriksizlikle suçlanan solun tarihinden ayıramayacağımız için birkaç yıl öncesine kadar yasaklı olan Türkiye Komünist Partisi tarihçesinin önemli satırbaşlarını anımsayalım:
10 eylül 1920’de Bakü’de kuruldu. Kabul edilen programında, Anadolu’da işgalcilere karşı mücadelenin sürdürülmesi, bağımsızlığın kazanılmasından sonra “İşçi ve Köylü Sovyet Cumhuriyeti’nin kurulması ve sosyalizme geçilmesi öngörülüyordu. Mustafa Suphi ve arkadaşları Ankara’ya gitmek üzere 28 aralık 1920’de Kars’a geldiler. Ancak Erzurum’a girişte kitlesel protestoyla karşılaştılar. Bakü’ye dönmek üzere geldikleri Trabzon açıklarında teknelerinde öldürüldüler. Bu olaydan sonra Ankara hükümeti TKP’yi yasakladı ve parti yöneticileri tutuklandı. 1922’de yasal olarak çalışma girişiminde bulunan parti, bunun gerçekleşmemesi üzerine yer altına inerek gizliliği seçti.
***
Cumhuriyet tarihinin ikinci muhalif partisinin başkanı Ali Fethi bey Cumhuriyet (11 ağustos 1930) gazetesine verdiği demeçte “Partim, Halk Partisi’nin sol tarafında, liberal ve laik Cumhuriyetçi bir parti olarak çalışacaktır. Sola yönelimin ölçüsü halkın düzey ve eğilimine kamuoyunun karşılayış ve yükselişi olacaktır” demektedir.
Komünist partisine yaşama hakkı tanınmamasına karşın sol kavramı o günlerde pek korkutucu görülmüyor, özgürlükçü bir düzeni tanımlamak için kullanılıyordu. Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye bulunduğu yerden giderek sağa kaymaya başladı. İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın başını çektiği bir grup, “komünistlerle işbirliği içinde” göstererek İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Dışişleri Bakanı Dr.Tevfik Rüştü Aras’ı tasfiye etti. Bu olay cadı avının başlangıcıdır.
***
4 aralık 1945’te İstanbul’da Tan gazetesi yıkıldı. Türkiye o yıl Uluslararası Para Fonu’na katıldı. Ve bir süre sonra Türkiye’nin yeni müttefikinin adı belli oldu: ABD. Onun düşmanı olan Sovyetler Birliği Türkiye’nin de düşmanıydı. Zaten Kars ve Ardahan’ı istememiş miydi?
Bu tarihten sonra Türkiye’de her taşın altında komünist ve solcu aranmaya başlandı. Demokrat Parti’nin kurulmasına izin veren İnönü rejimi Türkiye Emekçi ve Köylü Partisi’ni, Türkiye Sosyalist Partisi’ni ve bu partilerin yayın organı gazete ve dergileri kapattı.
Behice Boran, Niyazi Berkes ve Pertev Naili Boratav sosyalist oldukları gerekçesiyle Ankara Üniversitesi’nden uzaklaştırıldılar.
***
Türkiye, Kore’ye asker gönderdikten sonra 18 şubat 1952’de NATO’ya girdi. Bunun için klasik yöntemi seçmişti. 26 ekim 1951’de başlayan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyelerine yönelik 167 kişilik büyük tevkifat bu gelişmenin doruk noktasıdır. Türkiye’yi kaşla göz arasında komünist yapacak kişiler yakalandı. Tehlikenin büyüklüğü (!) karşısında 141 ve 142. maddeler değiştirildi. Ölüm cezası getirildi.
Bundan sonra, ta 1980’lerin sonuna kadar Batı’ya şantaj yapmak için sol aslanların önüne atıldı. Bu ava İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Derneği, Aydınlar Ocağı, Ülkü Ocakları ve Türk Talebe Birliği gibi öğrenci dernekleri de katıldı. En son 12 Eylül’de bütün sol kadrolar yok edildi. Sol temizlendikten sonra, kaderin cilvesine bakın ki CHP hedef tahtası oldu. Bu koşullar altında sol ile alay eden sağ takımını “sadik”, günah çıkartan eski solcuları da “mazoşist” sıfatlarıyla taçlandırmak zorundayız! (Son. İlerde devam etmek üzere.)