KONU MERSİN : EĞRİ OTURUP DOĞRU KONUŞMAK

Masamda gazete kesikleri. Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilişinin sekizinci yıldönümü nedeniyle Doğu ve Güneydoğu’nun bazı illerinde kepenk kapatma eylemleri ve korsan gösteriler yapılmış.
Diyarbakır, Batman, Hakkari, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa, Cizre gibi, hayali Kürdistan özerk bölgesinin ya da devletinin sınırları içinde gösterilen yerleşim yerlerinde gösteri yapılmasını anladık diyelim. Peki Mersin ve Adana’da neden gösteri yapılıyor ?
***
Mersin’den fotoğraf : Şevket Sümer Mahallesi Pazar Sokağı’nda toplanan çoğu çocuk 50-60 kişi çöp konteynerleriyle yolu kapatıp polislere molotof kokteyli ve taş atmış. Fotoğrafa bakarken 5-6 yıl önce Berlin’de Hürriyet’in Avrupa baskısında, gene böyle bir gün Mersin’de bir caddede toplanan PKK yandaşlarının “Kahrolsun TC !” diye bağırdığını okuyunca kahrolmuştum. Masamda Kürt kökenli, PDS Berlin milletvekili Gıyasettin Sayın vardı. Olayı demokrasinin cilvesi olarak yorumlamıştı. Kendisine kestirme bir yanıt vermiştim.
“Ama ben Mersinliyim !” demiştim. Sorun bu !
***
Kimilerine göre Mersin’de 200 bin, kimilerine göre 300 bin, kimilerine göre 400 bin Kürt kökenli vatandaşımız var. Kimilerine göre eski Mersinliler nüfusun yüzde 49’u, Mersinli olmak istemeyen göçmenler ise yüzde 51’i…
Daha önce de yazdım: Oturdukları mahallelerde klasik gecekondu yok. Sokaklar ve caddeler asfalt, kaldırımlı. Altyapı tamam. Ama en dış çevrede, hayvan besleyen aileler de var.
Bu nüfus Mersin’e, Mersinli’ye danışmadan Mersin’e son 10-15 yılda yığıldı. Ancak Mersin şimdiye kadar gelenlere kötü davranmadı. İş verildi. İş yeri açmalarına engel çıkartılmadı. Kimi alanlarda mafiyozi oluşumlar bile kurdular. Çünkü kurucu aileler dışında herkes neredeyse göçmendi Mersin’de. Ama 1950’lerde Mersin’de hemen hemen Kürt yoktu.
Daha önce de yazdığım gibi, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve öteki belediye başkanlıkları, göçmenlerin yoğun olduğu mahallelerde meslek kursları, dispanserler, sağlık ocakları, kültür merkezleri açtılar. Buna herkes katkıda bulundu. Tersini söyleyen çarpılır.
***
Oral Çalışlar (Cumhuriyet, 16.02.07) gibi olayları tek yanlı değerlendirenler var. Bayraklı, silahlı, kuranlı yemin töreni bir polisiye olay. Bu görüntüyü bir kışkırtı örtüsü olarak Mersin’in üzerine yaymak aymazlıktır. Hükümet Mersin’e karşı görevini yapmalı.
Toroslu ve “seyilli” (sahilli, ovalı) Türkmen ve Yörük hemşerilerim 1946’dan bu yana bilinçli, gözü açık, politize vatandaşlardır. Eminim, onlar da benim beklediğimi bekliyorlar: Birinin çıkıp “Yahu kardeşim Mersin’de PKK’nın işi ne ?!” demesini bekliyorlar. DTP yöneticilerinin korsan PKK mitinglerine önderlik etmemelerini bekliyorlar. Kimileri benim yıllardır yazdığım gerçekleri yeni görüyorlar. Mersinliler, yeni hemşerilerinden PKK’nın Mersin şubesinin kapatılmasını ve Mersin İdman Yurdu’nu desteklemelerini bekliyorlar.. Çok şey mi istiyorlar ?